Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

			

Kulis


Kulis

Tasvir gereksiz olur mu?




Toplam oy: 17

Cemal Karanlık

 

 

Nihayet yağmurlar da başladı sevgili okurlar. Kapalı havalar, yağmur ayları sevilmez mi? Ben yılın bu aylarını iple çekerim. İnsana serinlik verir, sükûnet aşılar. Toprak dinlenmeye çekilir… Eskiden bol bol kar da yağardı. Şimdi kış ayları karı es geçiyor sanki… Bir de tabii bu kötü havalarda aklıma klasikler gelir. Mesela Beyaz Diş’i ilk kez okuduğum karlı günler…

 

 

    Geçen gün yine Nadir’le buluşup bu kış ne okuyalım bakalım diye konuştuk. Klasiklerin uzun tasvir sayfaları Nadir arkadaşımızı sıkıyormuş artık. Ben de durur muyum, hemen merak ettim:

 

    “Allah Allah, nereden çıktı şimdi bu?”

 

    “Cemalciğim, devir hız devri yani… O kadar tasvire ne gerek var? Misal, hikâye Paris’te mi geçiyor? Paris’in eski yeni fotoğrafları çok; her yerde bulabiliriz bunları, bu durumda ne diye okuyalım bu Paris tasvirlerini?”

 

    “Ulan sen bunu söyleyince, yani devir hız devri falan deyince aklıma geldi. Geçenlerde gazetede köşe yazarlarımızdan biri anlatmış: Hazret, eşiyle birlikte gidip sinemada Bir Zamanlar Anadolu’da’yı izliyor. Efendim görüntüler duruyormuş. Hani, otlar başaklar var, güzel de, gördük; hadi başka sahneye geç, ne zamanımızı alıyorsun… Vs vs. Nitekim beğenmemişler Bir Zamanlar Anadolu’da’yı…”

 

    “Ee, olabilir, ne var bunda?”

 

    “Bir şey yok, tabii olabilir. Yazarımız şöyle bir ayrım yapıyor; sinemayı yapanlar da, ödüllendirenler de aynı entel cenahından… Al gülüm ve gülüm yani… Milletin anlaması vs umurlarında değil… Nadirciğim bu bir kere aydına karşı şiddet… Ama çok örneği var, alıştık artık. Benim söyleyeceğim başka.”

 

    “Nedir abi?”

 

    “Sinemada ağırdan alınan sahnelerin, işlev olarak edebiyattaki tasvire denk düştüğünü düşünüyorum. Yani tasviri, edebiyatın, romanın, hikâyenin biçimsel özelliklerinden biri olarak görmek gerekiyor. Bak Eco, Genç Bir Romancının İtirafları’nda anlatıyor: Foucault Sarkacı’nda ayrıntılı tasvirlere girişiliyor. Mesela falanca sokaktaki falanca bar, tüm ayrıntılarıyla anlatılıyor. Yani adres de veriliyor. Diyelim; İstiklal Cad. 3034 No.’lu binada bulunan falanca bar… Tabii gerçek bilgi değil. Ama okurlardan oraya gidip o barı bulmaya çalışanlar çıkıyor. Bu, neden kaynaklanıyor olabilir? Romanın bölümlerine biçimsel birer parça olarak bakmamaktan. Gazete bilgisiyle romanı birbirine karıştırmaktan. Bir de tabii tasvir deyip de geçmemek lazım. Yaşar Kemal’in unutulmaz tasvirleri yok mudur? Dönüp dönüp keyifle okumak isteriz. Yani bir de dil var... Öyle tasvir sayfaları vardır ki, insanın unutması mümkün olmaz. Savaş ve Barış’ın tasvir sayfaları örneğin. Okurun arada dönüp sadece o bölümleri okumasını isterim. Ha, tasvirden sıkılıyorsan, Bir Zamanlar Anadolu’da’ya da entel işi demen doğal hale geliyor. O başka.”



Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Kulis Yazıları

Cemal Karanlık

 

 

 

Hava biraz açınca aradım Nadir’i, yahu yetiş iki çift laf edelim, dedim. Kırmaz beni, hemen atlayıp geldi, trafiğe sövüp saydıktan sonra az soluklandı, derken çantasından meşhur bir gazetemizin son günlere ait nüshalarından birini çıkardı.

 

 

“Ey ağabey baksana ne diyorsun şimdi bu işe?” dedi.

Cemal Karanlık

 

 

 

Epeydir buluşamıyorduk Nadir’le. Önceki akşam telefon çaldı, baktım, bizimki. “Yahu nerelerdesin,” dedim. “Abi sorma, birkaç aydır yurtdışındaydım, buluşalım da iki lafın belini kıralım,” dedi. “Olur lan özledim valla,” dedim.

 

 

Cemal Karanlık

 

 

 

 

Cemal Karanlık

 

 

Kış aylarının Beylikdüzü ilimizdeki kitap fuarıyla başlaması artık fena bir alışkanlık oldu sevgili okurlar. Güzel, ama fena bir alışkanlık. Bir kere her yıl fuarda üşütmek garanti. Fuar izlenimlerimi ne yazık ki yine aksırarak yazıyorum. Ben oldum, siz olmayın, ne diyeyim…

 

Cemal Karanlık

 

 

Tarih geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mıdır, sorusunu geçeli çok oldu. Artık bizim için tarih popüler kültür ürünlerinin kullanımına açılmış bir engin alandır.

Cumhuriyetin Osmanlı tarihini keşfi son sürat devam ediyor… Çılgın bütçeli filmler, olay yaratan diziler, yıldızlaşan Osmanlı tarihçilerinin çalışmaları, onların tarihe getirdikleri yeni yorumlar ve elbette romanlarla Osmanlı İmparatorluğu’nu keşfetmekle, cılkını çıkarma kıvamı arası bir yerlerdeyiz şimdilik.

 

Söyleşi

Behçet Çelik: Okuyucuyu hesaba katarak yazmıyorum
Son dönem edebiyatın en verimli ve dikkat çeken isimlerden yazar Behçet Çelik ile, son romanı Soluk Bir An' hakkında söyleşmek üzere Beşiktaş'ta denize nazır bir kahvehanede buluştuk.

ŞahaneBirKitap

Consuelo, ona ailesinin verdiği isim: Meksikalı bir kadın, hizmetçilerin hizmetçisi, hiç sesi çıkmayan, durmaksızın acı çeken, katlanan ve dayanan. Connie, onun koleje gidip iki yıl burada okumayı başarmış hali, bir parça da olsa toplumun diplerinden yukarılara uzanmasını sağlayan.

Anket

Okuma kültürünün yaşı olur mu?

Ceren Çıplak sokağa çıktı ve sordu: Yeni türeyen 'gençlik edebiyatı' kategorisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce okumanın yaşı olur mu?

Bir okur olarak hiçbir zaman kategorilere kulak asmadım; 'gençlik edebiyatı' da nedir bilmem.
34% (107 oy)
'Gençlik edebiyatı' diye bir kategori olamaz; bu yalnızca ticari kaygıların ürünüdür. Tümüyle reddediyorum.
25% (78 oy)
Yayın dünyasında pek çok şey ticaridir. 'Gençlik edebiyatı' kategorisi de öyle... Dolayısıyla, yeni bir şey hissettiğimi söyleyemem; nötrüm.
23% (73 oy)
Çocuk edebiyatı ile yetişkinlere yönelik edebiyat türleri arasında düzgün bir geçiş yok. 'Gençlik edebiyatı' gerekli bir kategori.
23% (72 oy)
Oy veren sayısı: 315

Eski anketler



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun