Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Şahane Bir Kitap


Şahane Bir Kitap

Benjamin’le fotoğrafa bakmak




Toplam oy: 23
Walter Benjamin
Agora Kitaplığı

Walter Benjamin fotoğrafın tarihini anlatmaya, icadın ilk yapıldığı zamanlarda etraftan gelen muhafazakar tepkilerden birini alıntılayarak başlar: “Uçuşan yansımaları bir yerde sabitlemeye kalkmak, Almanların eksiksiz araştırmalarının ortaya koymuş bulunduğu gibi, yalnızca imkansız bir girişim olmakla kalmaz, aynı zamanda böyle bir şeyi aklından geçirip dilemek bile dinimize küfür sayılır. İnsan Tanrı’nın suretinde yaratılmıştır ve Tanrı’nın sureti de insan icadı olan hiçbir makineyle yakalanamaz. İlahi ilhamla mest olmuş dini bütün bir sanatçının dehasının doruğunda varıp varabileceği en yüksek nokta bağlılığının en koyu anlarında ilahi/insani özellikleri mekanik bir alete başvurmadan çoğaltmasıdır.”

 

 

 

Benjamin’e göre bu, yeni teknolojinin kışkırtıcı meydan okuyuşu karşısında kendi sonunun yaklaştığını hisseden sanat anlayışının devreye girişidir. Benjamin’den bu yana gelişen teknoloji kuşkusuz daha da kışkırtıcı, ona karşı duran geleneksel sanat anlayışı daha tedirgin, hatta karşı duruş yavaş yavaş yerini kabullenmeye bile bıraktı ancak gelin Benjamin’le mevzuunun kaynağına inelim. Zira,  “Fotoğrafın Kısa Tarihi”nin dijitalleşme karşısında sersemlemiş, sanat kavramı hakkında ne düşüneceğini şaşırmış zihinlerimize diyecek çok sözü var.

 

 

 

 

Frankfurt Okulu’nun estetik teorisyenlerinden ve 20. yüzyılın önde gelen Marksist ideologlarından biri olan Walter Benjamin’in sanatsal ve kültürel okumaları özellikle 1970’li yıllarda dikkat çekmiş, bugüne kadar da söz konusu ilgi hiç azalmadan devamedegelmiştir malumunuz. Elimizdeki 95 sayfalık kısacık kitapta yer alan iki yazı da (Fotoğrafın Kısa Tarihi ve Teknik Araçlarla Yeniden-Üretim Çağında Sanat Eseri), teknolojinin gündelik hayata girmesiyle kökünden değişen sanat kavrayışına yönelik düşüncelerinden mürekkep. Genellikle fotoğrafın bir sanat olup olmadığı üzerine düşünüldüğü, bunun tartışıldığını belirtiyor Benjamin. Ancak üzerinde asıl düşünmemiz gereken şeyin fotoğrafın icadının sanatın bütün doğasını esastan değiştirip değiştirmediği sorusu, olduğunu söyleyerek kolları sıvıyor.

 

 

 

 

Neler diyor Benjamin? Her şeyden önce teknolojinin gelişimini yani sanatta yeniden-üretim, çoğaltma tekniğinin yaygınlaşmasının, geleneksel sanat algısından, gelenekten tamamen bir kopuş anlamına geldiğini... Geleneğin çatırdaması çağın krizine ve insanın yenilenmesine işaret eder. Toplumsal olarak en pozitif anlamıyla, özellikle de sinemada, yıkıcı ve arındırıcı bir anlam bulur Benjamin.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu şekilde tüm mitler, tüm tarihi öğeler yeniden ve farklı anlamlarıyla can bulur. Onun sinemada bulduklarının bugün televizyon ve internette daha da derinleştiğini görürüz.

 

 

 

Hayatımızda en çok değişen şey kuşkusuz algılama biçimleridir. Gerçekliğin kitlelere, kitlelerin de gerçekliğe uydurulması, düşünme açısından olduğu kadar algılama açısından da sınırsız boyutlu bir süreçtir. Bu anlamda sanatın güzellikle, biricik olmakla ve hakikilikle olan bağlantısı da tam olarak kopma noktasına gelmiştir. “Teknik araçlarla yeniden-üretim, dünya tarihinde ilk defa olarak sanat eserini, eserin törene, ritüele asalak bir şekilde bağımlı olma durumundan kurtarmaktadır. Dolayısıyla çoğaltılmakta olan sanat eseri, gün geçtikçe daha fazla, yeniden-üretilmeye uygun şekilde tasarlanan bir sanat eseri niteliğine haiz olmaktadır. Sanatsal üretimin ‘hakikilik’ ölçütüne vurulma durumunun ortadan kalktığı an, sanatın total işlevi de kökten ve tersine değişmiş olur. Bundan böyle sanat eseri, törene, ritüele dayalı bir şey olmak yerine, başka bir pratiğe (siyasete) yaslanmaya başlayacaktır.”

 

 

 

 

 

 

 

Dolayısıyla Benjamin’in kurcaladığı bir diğer şey, sanat izleyicisi olan kitlelerin sanata olan etkisi. “Bir kitle olarak insan topluluğu, sanat eserlerine karşı sergilenen bütün geleneksel davranışların bugün yeni bir forma büründüğü bir matriksi temsil eder.” Geçen yıllar Benjamin’i fena halde haklı çıkarmış, bugün kitlesel olarak biz izleyici-okurlar giderek yazara, kameranın arkasındaki göze ve daha da önemlisi aynı anda “kullanıcı”ya dönüşüyoruz.

 

 

Sözün kısası Walter Benjamin’in fotoğraftan yola çıkarak bugünün “kullanıcı”larına söyleyeceği çok şey var. 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Şahane Bir Kitap Yazıları

Consuelo, ona ailesinin verdiği isim: Meksikalı bir kadın, hizmetçilerin hizmetçisi, hiç sesi çıkmayan, durmaksızın acı çeken, katlanan ve dayanan. Connie, onun koleje gidip iki yıl burada okumayı başarmış hali, bir parça da olsa toplumun diplerinden yukarılara uzanmasını sağlayan.

Evrene bakıp yıldızların ışığını görmek ne kadar güzelse, yıldızların ışığında insanın karanlığını bulmak o kadar adetten… Bu karanlıkla yüzleşmeye gelince, bakın işte belki de en zoru o. Bu zorlu işi yıllardır bizim yerimize bilimkurgu yazarları yapıyorlar neyse ki. Onların arasına bir yenisinin eklenmesine kimin itirazı olur ki…

 

 

Aslında yaşamı da bir tür alaycı roman, yergi gibi... Stalin döneminde yaşayan Pasternak, Soljenitsin, Ahmatova, Zoşçenko, Babel, Nadejda Mandelstam ve daha birçok yazar ya da şair gibi ne öldürülmüş ne sürülmüş ne de işkence görmüş...

 

Düzülke, geometrik olarak bir iki boyutluluk hali. Her şeyin sade ve sadece çizgilerden, üçgenlerden, çokgenlerden ve nihayetinde dairelerden oluştuğu, derinliğin veya yüksekliğin olmadığı bir evrenin adı. Kulağa oldukça sınırlayıcı ve sıkıcı geliyor değil mi?

 

 

 

Hastalandığında, kökü oynadığında, yerini artık sevmediğinde, beklediği rüzgarlar gelmez, istediği yağmurlar artık yağmazken, bir şeyler onu çok ama çok incitmişken ya da kim bilir başka hangi nedenlerden, içine kapanırmış ağaçlar.

 

 

 

 

Tarih geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mıdır, sorusunu geçeli çok oldu. Artık bizim için tarih popüler kültür ürünlerinin kullanımına açılmış bir engin alandır.

Cumhuriyetin Osmanlı tarihini keşfi son sürat devam ediyor… Çılgın bütçeli filmler, olay yaratan diziler, yıldızlaşan Osmanlı tarihçilerinin çalışmaları, onların tarihe getirdikleri yeni yorumlar ve elbette romanlarla Osmanlı İmparatorluğu’nu keşfetmekle, cılkını çıkarma kıvamı arası bir yerlerdeyiz şimdilik.

 

Söyleşi

Behçet Çelik: Okuyucuyu hesaba katarak yazmıyorum
Son dönem edebiyatın en verimli ve dikkat çeken isimlerden yazar Behçet Çelik ile, son romanı Soluk Bir An' hakkında söyleşmek üzere Beşiktaş'ta denize nazır bir kahvehanede buluştuk.

ŞahaneBirKitap

Consuelo, ona ailesinin verdiği isim: Meksikalı bir kadın, hizmetçilerin hizmetçisi, hiç sesi çıkmayan, durmaksızın acı çeken, katlanan ve dayanan. Connie, onun koleje gidip iki yıl burada okumayı başarmış hali, bir parça da olsa toplumun diplerinden yukarılara uzanmasını sağlayan.

Anket

Okuma kültürünün yaşı olur mu?

Ceren Çıplak sokağa çıktı ve sordu: Yeni türeyen 'gençlik edebiyatı' kategorisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce okumanın yaşı olur mu?



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun