Bu hafta sizlere şahane bir kitaptan değil, şahane bir “dizi” kitaptan söz edeceğim. Geçtiğimiz ay sessiz sedasız yayımlanmış, yaz tatili gezi kitapları arasında kalıp gözden kaçırılmaması gereken “beş” kitaplık bir diziden: “Gezginler İçin Unutulmaz Yolculuklar”, “Gezginler İçin Unutulmaz Şeyler”, “Gezginler İçin Unutulmaz Yerler”, “Gezginler İçin Unutulmaz Yürüyüşler” ve “Gezginler İçin Unutulmaz Adalar”.
BBC’nin hazırladığı bu beş kitaplık diziyi Boyut Yayın Grubu, Ayça Sabuncuoğlu, Seçkin Selvi, Celal Üster çevirileriyle ve yine Celal Üster’in dizi editörlüğü ile Türkçeye kazandırmış. Yani yabana atılmayacak bir birleşimin eseri söz konusu kitaplar. İçlerinde yer alan büyüleyici fotoğraflara iyi baskı kalitesi de eklenince, hepsi ayrı ayrı “unutulmaz” oluyorlar.
“Dünya bir kitaptır, hiç seyahat etmeyenler yalnızca bir sayfasını okumuş olurlar” diyen eski bir bilgenin sözlerini hatırlayarak başlıyoruz yolculuğa. Daha doğrusu “Gezginler İçin Unutulmaz Yolculuklar”a… Dizinin bu kitabıyla birlikte diğer iki kitabını da kaleme alan Steve Watkins ile Clare Jones, seyahat etmenin inanılmaz olanakları olan günümüzde zorlu yolculuklara çıkmayı göze alan iki gezgin. Ama zorlu yolculuk derken yanlış anlaşılmasın, onların bize önerdikleri gezilerdeki amaç, kimsenin ayak basmadığı yerlere gitmeye çabalamak, illa ki vahşi hayvanlarla yüz yüze gelmek ya da olağanüstü bir yeri görebilmek için saatler boyu aç susuz ilerlemek değil. Sadece zaman zaman uçak yerine tren yolculuğunu, karayolu yerine deniz yolunu ya da bazı bölgelerde araba yerine bisikleti öneriyorlar. Varılacak yerden ziyade, varılacak yere giden yolun, yolculuğun da ne kadar önemli olduğunun altını çiziyorlar. Herkesin, ortalama bir ücret karşılığı ve en fazla iki haftalık bir izinle kolayca ulaşabileceği güzergahlar onların seçimleri. Kısacası her anlamda gidilesi, görülesi yerlere yönlendirirken “tatil” anlayışımızı da kökünden değiştirmemize yol açıyorlar. İşe zaten her yıl yaptığınız “güneyde bir plajda yatmak, yatmak” ekseninden çıkmakla başlayabilirsiniz, mesela Patagonya’da buz üstünde trekking yaparak, belki İpek yolunun en keyifli bölümü olan Pekin’den Semerkant’a uzanan yola düşerek ya da kimbilir İngiltere’nin göller yöresinde İngiliz şair William Wordsword’ün izinden iki haftalık uzun bir yürüyüşe çıkarak…
“Gezginler İçin Unutulmaz Yerler” ile “Gezginler İçin Unutulmaz Adalar” ise gezi yazarı ve fotoğrafçı Steve Davey’in elinden çıkma iki çalışma. Davey için unutulmaz yer demek, varlığını öğrendiğiniz anda oraya gitmeden duramayacağınız yer demek. Zira “unutulmaz yerler”de de sanatçının belleğine kazınmış işte bu türden 40 farklı yer var. “Unutulmaz adalar” ise 11 ay gibi kısacık bir sürede gezilmiş 40 tane adaya dair bir çalışma. Bu kitapta yer alan adaların hiçbiri dizinin diğer kitaplarında yok. Bali’den, Florida’nın yassıadalarına, el değmemiş son Yunan adası Amorgos’dan İskoçya’daki Vanatu’ya, hangisini seçerseniz şeçin gitmek için, benliğinizin adasını bulmaya dair atılmış bir adım olacaktır, hiç şüphesiz.
Seyahat dediğimiz şey temelde insanın eline bir sopa alarak evinden öteye yürümeye başlaması değil midir? Dolayısıyla dizinin kitaplarından birinin “Gezginler İçin Unutulmaz Yürüyüşler” olması son derece olağan. İşte sizi iki haftalık bir yürüyüşe çıkarmanın en ikna edici cümlelerinden bir seçki: “Şafak yavaş yavaş Himalayalar’a sokulurken teraslı çay plantasyonlarının tepesindeki, dünyanın en yüksek zirvelerinden oluşan müthiş bir amfiteatr hayat buluyor. Kangchenjunga, Lhotse, Makulu ve en büyükleri Everest’in karlı kaplı yüzeylerine, sabah ışığının hafif pembe ışıltısı vuruyor. Profesyonel bir dağcı değilseniz, Hindistan Himalayaları’nın eteklerindeki tepeciklerin arasında yapılan yürüyüş, bu heybetli zirveleri görmenin en iyi yollarından biri…”
Ve “Gezginler İçin Unutulmaz Şeyler”… Bu kitap Steve Watkis ile Clare Jones’un bir ömür boyu yaptıkları gezilerin bir derlemesi niteliğinde…Tunus’ta Sahra Festivali’ne katılmayı, Vietnam’ın çeltik tarlalarını bisikletle gezmeyi, cenneti Maldivler’de bulmayı, Girit’teki yaban çiçeklerini keşfetmeyi, Moğolistan’da “Cengiz Han Savaşçı Eğitimi”ni almayı, İzlanda’nın termal kaplıcalarında yüzmeyi ve daha 34 unutulmaz şeyi hayata geçirmeyi öneriyorlar. “Gezginler İçin Unutulmaz Şeyler” dizinin en ilgi çekici çalışması. İki müzmin gezginin kişisel tercihlerini bire bir yansıttığı için ya da nerede ne yapılmasının daha keyifli olacağını açıkça dile getirmeleri nedeniyle... Dizinin tüm kitaplarında olduğu gibi burada da gidilecek yerlere dair bağlantı kurulacak kişi veya şirketlerin telefonları, internet adresleri ve ulaşıma dair gerekli bilgiler mevcut. Kısacası oturduğunuz yerden kalkmayı kafanıza koyduysanız, yola çıkmanız için hemen her şey önünüze seriliyor. Yeter ki siz kovuğundan çıkmaya niyetlenmiş bir hobbit olun… Dünyanın yolu önünüzde hiç bitmiyor, uzayıp gidiyor…
Şahane Bir Kitap

Şahane Bir Kitap



Yorumlar

Yorum Gönder
Diğer Şahane Bir Kitap Yazıları

Adını Kopuk Zincir koymuş Orhan Koçak, modern Türk şiiri üzerine kaleme aldığı yazılardan oluşan bu seçkinin. 1993 ile 2011 yılları arasında yazılmış 19 makale, Nazım Hikmet’ten Melih Cevdet Anday’a, Oktay Rifat’tan Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya, İlhan Berk’ten Turgut Uyar’a, Ece Ayhan’dan Süreyya Berfe’ye, Haydar Ergülen’den Mahmut Temizyürek’e uzanan bir şairler geçidi…

Consuelo, ona ailesinin verdiği isim: Meksikalı bir kadın, hizmetçilerin hizmetçisi, hiç sesi çıkmayan, durmaksızın acı çeken, katlanan ve dayanan. Connie, onun koleje gidip iki yıl burada okumayı başarmış hali, bir parça da olsa toplumun diplerinden yukarılara uzanmasını sağlayan.

Evrene bakıp yıldızların ışığını görmek ne kadar güzelse, yıldızların ışığında insanın karanlığını bulmak o kadar adetten… Bu karanlıkla yüzleşmeye gelince, bakın işte belki de en zoru o. Bu zorlu işi yıllardır bizim yerimize bilimkurgu yazarları yapıyorlar neyse ki. Onların arasına bir yenisinin eklenmesine kimin itirazı olur ki…

Aslında yaşamı da bir tür alaycı roman, yergi gibi... Stalin döneminde yaşayan Pasternak, Soljenitsin, Ahmatova, Zoşçenko, Babel, Nadejda Mandelstam ve daha birçok yazar ya da şair gibi ne öldürülmüş ne sürülmüş ne de işkence görmüş...

Düzülke, geometrik olarak bir iki boyutluluk hali. Her şeyin sade ve sadece çizgilerden, üçgenlerden, çokgenlerden ve nihayetinde dairelerden oluştuğu, derinliğin veya yüksekliğin olmadığı bir evrenin adı. Kulağa oldukça sınırlayıcı ve sıkıcı geliyor değil mi?









Facebook
FriendFeed
Twitter
RSS
Yeni yorum gönder