Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

			

Üye Eleştirileri


Üye Eleştirileri

Bir krizin ardından: Epikriz

Tuncay Durmuş
Minima Yayıncılık

Tuncay Durmuş'un ilk öykü kitabıymış bu. Devamının gelmesini umuyoruz elbette. Bir psikiyatrik krizin ardından kalanların anlatıldığı, güzel bir kitap. Özellikle psikiyatriye, psikiyatri öykülerine ilgi duyanların seveceği türden. Öyküler gerçekle sanrıların iç içe geçmesiyle oluşturulmuş. Çoğu yerde bu ikisi arasındaki sınırı belirlemek de son derece güç. Yazar kimi yerlerde okuyucusuna yardımcı olsa da çoğu zaman bu sınırı belirlemek okura kalıyor. Bunun yanında görselliğe dayandırılmış bir anlatım söz konusu. Adeta sözcüklerle çizilmiş resimler gibi öyküler. 15 öyküden oluşuyor kitap. Bu 15 öykü birbirinden bağımsız olarak kurgulanmış. Yine de bazı temalar ve imgeler aracılığıyla birbirilerine bağlanıyorlar. Mor, mavi, sarı, kırmızı, korku, balık, tuz öyküleri bir birbirine bağlayan imge ve temalardan. Özellikle 'Sorgu' adlı son öykü bütün öyküleri birleştirip bütünlüyor, hepsine başka bir pencereden bakmamıza imkan tanıyor. Son dönem Türk öykücülüğünde gerçekten son derece ayrıksı bir yere sahip. Öykü meraklılarına tavsiye ederim.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Üye Eleştirileri Yazıları

Roman hakkında bir şeyler yazmak gerektiğinde “bizde” izlenen usul, çoğunlukla yazarın dünyası ve kendisi hakkında oluşmuş genel kanaat üzerinde kanat çırpmayı gerektirmeyen bir uçuşla yazarla (ya da politik olarak mahkum edilmiş bir yazarsa “çoğunlukla”) aynı gökyüzünü paylaştığı izlenimi veren satırlar arasında süzülmektir. Ne de olsa böyle bir usulde romanı okumak da gerekmez.

Kitabın ismindeki aşkı görünce hem ilgimi çekmiş hem de romantik bir şeyler okuyacağımı düşünmüştüm. Ama kitabı okumaya başlayınca hiç de öyle olmadığını görüp, bir günde okuyup bitirdim. Çok az kitapta yaşadığım o nefessiz kalmayı yaşadım. Dostoyevski'nin Suç ve Ceza´sında ki çarpıcılığı hissettim. Tam evet tam bir aşk romanı! Aşkı en çarpıcı ve vurucu biçimde anlatmış.

Felsefe devrimsel değil birikimsel bir süreçtir ancak bu birikimli yapının bazı devrimcileri vardır. Marquis de Sade işte bu devrimci filozoflardan biridir, hatta en başta gelenlerindendir, çünkü de Sade dokunulması en güç şeye dokunmuştur, en büyük tabuyu devirmiştir.

'Hatıra' sözcüğü hep tek yumurta ikizi 'Hüzün'le gelir insanın aklına. Öyle ki, ne kadar hoş, ne kadar eğlenceli anlarınızı hatrınıza getirirseniz getirin, attığınız en şiddetli kahkahaların ardından çöküverir o hüzün üzerinize. Bir daha o günlere dönemeyecek olmanın hüznü. 'İstanbul Hatırası' da tam böyle bir kitap.

Christopher Priest’ın bol ödüllü fakat ülkemizde ancak film uyarlaması ile adını duyurabilmiş ve hala daha pek de okunmamış romanı bizi eğlencenin kanlı canlı olduğu zamanlara götürüyor.

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Nobel en prestijli ödüllerden biri olarak biliniyor. Özellikle “Edebiyat” ödülleri her zaman yeni tartışmalara gebe. Nobel’i alan yazarlar kadar, aday gösterilip alamayan yazarlar da bu tartışmanın konusu. Hakkında bir borsa bile var biliyorsunuz.