Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

			

Üye Eleştirileri


Üye Eleştirileri

Grange´ı Kızıl Nehirler'le hatırlamak istiyorum!

Jean-Christophe Grange
Doğan Kitapçılık

Grange yıllardır türünde başarılı romanlar yazıyor. Bir yerden sonra konu sıkıntısı çekmesi ya da biraz sıkıcılaşması normal sayılabilir. Koloni´de farklı bir şey denemek istemiş ve Kızıl Nehirler'le herkesin aklında onun romanlarının kahramanı olarak hayal edilen Jean Reno imgesinden sıyrılmak istemiş. O yüzden her fırsatta Ermeni olduğunu tekrarlayıp durduğu-ki romanın sonlarında vurucu olduğunu sandığı(!) bir şekilde bu konuya açıklık getiriyor- Kasdan ve tam bir anti kahraman olarak cilalayıp gözümüze soktuğu uyuşturucu müptelası Volokine´i yaratmış.

Muhtelif yerlerde sanki bir yeni yetme romanı okuyormuşçasına Volokine´in ne kadar yakışıklı olduğunu ve adamın birbiriyle alakasız ama havalı uğraşılarını öğreniyoruz.

Arada bir müfettiş daha var ama onun esamesi pek okunmuyor.

Biri emekli biri de görevde olmayan iki polisin ordan oraya koşturup cinayetleri çözmeye çalışmasını izliyoruz. Burdan Fransa polisinin biraz gevşek olduğu sonucu çıkmasın diye sonlara doğru yazar epey gayret sarfediyor.
Buraya kadar çok da şikayetçi olmak mümkün değil, kitap cinayet romanı sevenler için aslında kötü yazılmış değil. Aslında sorunu da bu. İyi bir yazarın rahat okunan idare eder romanı.

Yine sonuna doğru Grange, özellikle Taş Meclisi'nde düştüğü hataya düşüyor, biraz şişirilmiş ve özensiz bir sonla okuyucuyu nahoş düşüncelerle başbaşa bırakıyor.

Yolculukta zaman doldurmak adına okunuyorsa hayal kırıklığı yaratan bir roman değil.

Ama keşke devamını yazacakmış gibi sonunu açık bırakmasaydı.

Son olarak yine başlıkta söylediğimi tekrarlamak istiyorum.

Grange´ı Kızıl Nehirler adlı kitabıyla hatırlamak istiyorum.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Üye Eleştirileri Yazıları

Roman hakkında bir şeyler yazmak gerektiğinde “bizde” izlenen usul, çoğunlukla yazarın dünyası ve kendisi hakkında oluşmuş genel kanaat üzerinde kanat çırpmayı gerektirmeyen bir uçuşla yazarla (ya da politik olarak mahkum edilmiş bir yazarsa “çoğunlukla”) aynı gökyüzünü paylaştığı izlenimi veren satırlar arasında süzülmektir. Ne de olsa böyle bir usulde romanı okumak da gerekmez.

Kitabın ismindeki aşkı görünce hem ilgimi çekmiş hem de romantik bir şeyler okuyacağımı düşünmüştüm. Ama kitabı okumaya başlayınca hiç de öyle olmadığını görüp, bir günde okuyup bitirdim. Çok az kitapta yaşadığım o nefessiz kalmayı yaşadım. Dostoyevski'nin Suç ve Ceza´sında ki çarpıcılığı hissettim. Tam evet tam bir aşk romanı! Aşkı en çarpıcı ve vurucu biçimde anlatmış.

Felsefe devrimsel değil birikimsel bir süreçtir ancak bu birikimli yapının bazı devrimcileri vardır. Marquis de Sade işte bu devrimci filozoflardan biridir, hatta en başta gelenlerindendir, çünkü de Sade dokunulması en güç şeye dokunmuştur, en büyük tabuyu devirmiştir.

'Hatıra' sözcüğü hep tek yumurta ikizi 'Hüzün'le gelir insanın aklına. Öyle ki, ne kadar hoş, ne kadar eğlenceli anlarınızı hatrınıza getirirseniz getirin, attığınız en şiddetli kahkahaların ardından çöküverir o hüzün üzerinize. Bir daha o günlere dönemeyecek olmanın hüznü. 'İstanbul Hatırası' da tam böyle bir kitap.

Christopher Priest’ın bol ödüllü fakat ülkemizde ancak film uyarlaması ile adını duyurabilmiş ve hala daha pek de okunmamış romanı bizi eğlencenin kanlı canlı olduğu zamanlara götürüyor.

Kulis

(Ahmet Edip Başaran) Şiirin Söz Hakkı

ŞahaneBirKitap

Tam bir İstanbul çocuğu olan, Alaattin Karaca’nın tanımlamasıyla “üstünde başında, sesinde soluğunda ‘eski bir İstanbul’dan rayihalar taşıyan” yazar Cem Sancar 82 denemeden oluşan yeni kitabı “Her İnsan Bir Ayet’te çocukluğunun İstanbul’unu, şehrin sokaklarını, lezzetlerini, mevsimlerini insanlarını kendine özgü muzip diliyle anlatıyor.

Editörden

Çocukken, Karadeniz’in insana sanki bir asır sürecek kadar uzun gelen ve kesilmeden yağan yağmurlarını izler, can sıkıntısından kurtulmak için kitaplara kaçardım. Yağmur yağdıkça, üzerime hikâyeler de yağardı aslında. Sahi, neye, neyimize yarardı hikâyeler.