Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Kulis Arşivi

En çok okunanlar  

Kulis


Afili Filintalar

Yine bir haftanın yorgunluğu ile gelip yerime kurulmuşum. Keyfim yerinde. İnsanın Nadir gibi çenebaz bir arkadaşı olup da arada bir lafladı mı en azından düşünceni açık açık söylemiş, üzerindeki yükten kurtulmuş oluyorsun. Fakat Nadir arada tutukluk yapar. Hoşgörü sahibi biri olduğu için -ki arada kendini “barışsever” olarak tanımlar ki sormayın- kolayca saçmalayabilir.

 


Yazarlığın İpuçları

Cemal Karanlık


Edebi Kimlik

Bakın şimdi sevgili Kulis okuyucuları, güzel güzel kış gelmiş, her yanımızdan soğuk soğuk üşüyoruz. Kar yağdı yağacak, yağmur insanları yumuşatmış. Değil mi? Biz de oturmuş her zamanki kafemizde sohbet ediyoruz. Camlar buğulanmış, çaylarımız gelmiş. Ne gereği var yani şimdi gazete haberlerinden söz etmenin? Fakat bunu gel de Nadir arkadaşımıza anlat.


Benim dilim senin dilini...

Bu dil meselesi ile ilgili pek çok derdi bulunur Nadir arkadaşımızın, sevgili okur kardeşlerim. Her yerde Türkçenin pek bir zayıf noktalarını yakalayıp yakalayıp bana getirir; al bakalım buna ne diyeceksin, diyerek burnuma dayar. Geçtiğimiz hafta bildiğiniz gibi havalar Cuma gününe kadar iyi gitti de, biz yine açıkhavada oturup azıcık sohbet ve istişare imkânı bulduk.


Olasılıksız Söyleşi

Can arkadaşım Nadir’le her zamanki yerimizde oturmuş konuşuyoruz. Mevkiyi tam olarak veremeyeceğim, malum. Fakat İstiklal Caddesi’ne paralel sokaklardan birinde bir kafe. Emektar garsonumuz Murat, “sokak ısıtıcısı”nı yakmış, çaylarımızı getirmiş. Sözü Nadir kardeşim alıyor, ben devamla sahneye giriyorum. Buyurun:


Başka Nobelli Yazar mı Yok Kardeşim?

Valla sayın okurlarım, Hilmi abimize aynen katılıyorum. Başka Nobelli yazar mı yok yani, elini sallasan Nobelliye değiyor. Seç beğen çağır. Armudun sapı, üzümün çöpü varsa muz ne güne duruyor, oh.


Edebiyat ve Edebiyat Dışı

Hah, nihayet bayram geldi de biraz evde oturup dinleneyim, dedim sayın okurlar. Şöyle ayağımı kanepeye uzatarak mesela Julianne Moore’lu bir film izleyeyim. Olmazsa şöyle hareketli bir animasyon da olabilir. Ya da klasiklerden bir şey. Ne bileyim, bana göre Yaz Bekarı, her tatilde izlenecek filmdir. Tatlı tatlı, çayınızı içerek izleyebileceğiniz sevimli bir klasiktir.


FUAR İZLENİMLERİ

Ve nihayet TÜYAP’ın Edirne kitap fuarı bitti sayın okurlar. Kadıköy’den Beylikdüzü seyahatine çıkmadan önce eş dostla vedalaştım, geride kalan arkadaş ve akrabalarımın adres-telefon bilgilerini güncelledim. Yanıma azık aldım, yolda okurum diye birkaç hafif kitap attım çantama.


AN GELİR HALDUN TANER ÖLÜR

Geçenlerde gidip Haldun Taner Öykü Ödülü törenini izledim sayın okurlar. Böyle önemli bir organizasyonu düzenleyenleri edebiyat alemimiz adına tebrik etmek isterim. Gerçekten, öykü coğrafyamız şu sıralar pek bir kuraklık içinde olduğu için, bu tür çabalar ne kadar övülse az. Ne diyelim, daha çok ödül, daha çok edebiyat diyelim. Ve geçelim tören izlenimlerimize.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.