Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Tüm dünya sizin dışınızda oluşmuşsa ve siz doğduğunuzda iyi şeyler tüketilip kötü şeyler daha kötü olabilmeleri için eğitilmişse, kaç soru sorma hakkınız kalmıştır; sorduğunuz soruların kaçına doğru yanıt alıp büyüyebilme, karşı koyacaklarınıza, itiraz edeceklerinize direnebilme ihtimaliniz vardır?

//php print_r ($fields); ?>
Siyah şemsiye, mavi ağaç, sarı yağmurluklu bisikletli adamlar, alan derinliği yüksek plan sekanslar dendiğinde nasıl gözlerimizin önüne anında Angelopoulos filmleri geliyorsa, bira içen yalnız adamlar, kargalar, rüyalar, yabancılaşmış taşra sıkıntıları dendiğinde de aklımızdan o saniye Cemil Kavukçu öyküleri geçer.

//php print_r ($fields); ?>
Fatih Öcal ilk romanı Mayıs’ta yakın tarihin güncel siyasi olayları etrafında gelişen, gerilimli bir polisiye hikaye anlatmış. Mayıs, siyasetle iş dünyasının, iş dünyasıyla uluslararası sermayenin iç içe geçmiş ilişkileri ve üçüncü dünyada çevrilen karanlık oyunlar etrafında kurgulanmış bir roman.

//php print_r ($fields); ?>
Wilde'ın anarşizme meyletmesinin arkasındaki neden ise bizzat tanıştığı Rus anarşist düşünür Pyotr Kropotkin'e olan hayranlığıdır: "Rusya'dan gelen, o güzel İsa'nın ruhuna sahip adam."

//php print_r ($fields); ?>
Barış Uygur’un ilk romanı Feriköy Mezarlığı’nda Randevu, adından da kolayca anlaşılacağı gibi, polisiye tarzında yazılmış. Her ne kadar roman kariyerine bu romanıyla adım atsa da Barış Uygur yazmak konusunda deneyimli bir isim.

//php print_r ($fields); ?>
Üçü tam göbeğinde olmak üzere, neredeyse sekiz yılı Samatya ve civarında geçirince, oranın raconunu da kapıyorsunuz tabii. Semtin abilerini, onların neye tilt olup neyle keyiflendiğini de öğreniveriyorsunuz. Sonra geriye hoş bir anı ve dostluklar kalıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Tarihin tekrarlarıyla ünlenmesi, insanın kuvvetler ve zaaflar toplamı denebilecek hammaddesi dolayısıyla, tarihi başka türlü yazma acziyetinden ileri geliyordur belki de. Belki de hem bireysel hem toplumsal boyutta, olası tüm davranış kombinasyonları denenmiştir ve tam da bu yüzden, gelecekte yaşanacakların bizi şaşırtmasının mümkünatı kalmamıştır artık.

//php print_r ($fields); ?>
Çok fazla romanda karşımıza çıkan bir erkek tipi var. Cebinde beş kuruşu olmayan, üstelik ne doğru dürüst bir eğitimi ne de belli bir mesleği olan, avare bir adam. Söylemeye ne hacet, elbette bohem biri. Elinden düşmeyen sigarası, hep dolu tutmaya çalıştığı şarap kadehi, -artık edebiyat mı, resim mi, heykel mi bilinmez- bir ya da birkaç sanat dalına ilgisi var.

//php print_r ($fields); ?>
Böylesi bir fikir ancak Fernando Pessoa’nın hayal gücünden beklenirdi. Beyefendiler, Portekizli yazar Gonçalo M. Tavares’in “O Bairro” adını verdiği büyük bir projeye ait kitaplardan ilki. “O Bairro,” sakinleri ünlü edebiyatçılar ve sanatçılar olan, kurmaca bir mahalleyi anlatacak.

//php print_r ($fields); ?>
“Rüyaların tarihi hâlâ yazılmayı bekliyor [...]. Walter Benjamin (*)

















