Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Okuma Köşesi

Hilmi Tezgör

Siyaset bilimci Hannah Arendt, 1963 tarihli Kötülüğün Sıradanlığı kitabında, Nazi Almanya’sında milyonlarca Yahudinin toplama kamplarında ölüme gönderilmesinden sorumlu SS yetkilisi Adolf Eichmann'ın Kudüs'teki yargı sürecini ele alıyor ve onun son derece normal biri olduğuna dikkat çekerek insanın içindeki kötülüğün ne derece sıradanlaşabileceğini gösteriyordu.

Gizem Koçak

Gelişen teknolojiyle birlikte daha evvel hayatımızın merkezinde duran birçok şey tarihe karışırken, pek çok alışkanlığımız da değişti. Bu değişimin etkisi kitaplara da yansıyınca –özellikle internetin doğuşuyla birlikte– e-kitaplar, hatta elektronik kütüphaneler önce birer hayal olarak kuruldu. 2009 yılının başlarında bu fikir artık Türkiye’ye de ulaşmış bir olasılıktı.

Fatma Cihan Akkartal

1963’te Kennedy suikastı ve ardından katil zanlısı Lee Harvey Oswald’ın da öldürülmesinin ABD’de masumiyet çağını bitirdiği söylenir. Karmaşık ve karanlık bir ilişkiler ağında konumları sürekli değişen gizli aktörlerin ellerinde tuttukları ulaşılmaz bir hakikatin, bireylerin hayatlarına ve ölümlerine hükmettiği yönünde köklü bir intibadır masumiyet çağını bitiren.

  

Eleştiri

Burcu Arman

 “Bu bir otobiyografi değil. Tanrı korusun! Otobiyografi gıdasını egodan alır ve ben, kendiminkinden önce göbek deliklerini anlatmak isteyeceğim insanların uzun bir listesini yapabilirim.” Tibet Şeftali Turtası, yazarı Tom Robbins tarafından bu şekilde tanımlandıktan sonra üstüne söylenecekler tamamen boş gelebilir.

Tuğçe Isıyel

İnsan kendisinde ya da bir başkasında neyi arzular? Yaşamı, ölümü, cinselliği, kaybı, zaferi, gücü, takdiri?  Hiçbir cevap tatmin etmiyor değil mi? Acaba insan, hep düşünülenin aksine ötekini değil de, ötekinin arzusunu arzuluyor olabilir mi? Peki istek nedir, arzudan hangi noktalarda ayrılır? İkisi eşanlamlı mıdır?

 

Yankı Enki

İskoç yazar Jenni Fagan, Panoptikon adlı romanına iki epigrafla başlıyor. Bunlardan ilki, geleneksel bir halk türküsünden: “Bazen kendimi annesiz bir çocuk gibi hissederim.” Romanın adı okurlarda farklı çağrışımlar uyandıracak olsa da bu alıntı romanın temasıyla ilgili daha çok fikir veriyor, çünkü kitap annesiz, babasız bir genç kızın hayata tutunabilme öyküsünü anlatıyor aslında.


Editörün Seçtikleri

 Gömülü Dev
Kazuo Ishiguro /// Çeviri : Roza Hakmen // Yapı Kredi Yayınları

Romalılar Britanya'yı terk edeli çok olmuş. Viraneye dönmekte koca ülke. Neyse ki ortalığı kasıp kavuran savaş bitmiş. Britonlar'dan Axl ile Beatrice yıllardır görmedikleri oğullarına kavuşmak için tehlikeli topraklarda zorlu bir yolculuğu göze alıyorlar. Başlarına türlü belanın geleceğini de biliyorlar, fakat üstü örtülmüş sırlarını aydınlatacak ateşten haberleri yok henüz.

 
Dünya Bu Kadar
Mahir Ünsal Eriş // İletişim Yayıncılık

Radyonun sesi duyulmaz, bağ evinin ışığı görünmez olunca ara ara duyulan kesik inlemeler geldi kulaklarına. Fikret korktu. Bok vardı gecenin bu saatinde bu saçmasapan şeylere kalkışacak, hem de iki şişe büyüğü gözünün yaşına bakmadan bitirmişken. Sesi Hilmi de fark etti. "Hocam, bu hayvan inlemesi mi, birileri iş mi tutuyor yoksa bağlık arasını bulmuş da?" diye sordu.

 Toprağın Öptüğü Çocuklar  (Adaleti Beklerken Roboski)
Sibel Oral // Can Yayınları

TSK'ya bağlı uçaklar "aldıkları istihbarat"a uyarak "teröristler"in Türkiye'ye girmelerini önlemek için hava saldırısında bulundu.

 

Yer Roboskî… Tarih 28 Aralık 2011… Otuz dört kişi "ölü olarak ele geçirildi".

 
Gabo - Büyülü Bir Yaşamın Hatıraları
Kolektif // Çeviri : Altuğ Akın // Desen Yayınları

Büyülü gerçeklik akımının en önemli kalemlerinden Gabriel García Márquez'in insani ve edebi yönlerini bir çizgi roman biçiminde okurların beğenisine sunan Gabo - Büyülü Bir Yaşamın Hatıraları, 2014 ilkbaharında kaybettiğimiz Nobel Ödüllü Latin Amerikalı edebiyat efsanesinin yaşamöyküsünü gözler önüne seriyor.

Söyleşi

Olga Selin Hünler ile söyleşi: Bir meta olarak erkek bedeni

 

Ayşe ÇAVDAR

 

ŞahaneBirKitap

Son zamanlarda ne bir edebiyat ne de bir eleştiri metni beni böylesine etkiledi; yüreğimi havalandırdı, kaleme sarılmama yol açtı, siyasetle, edebiyatla, gündelik hayatla ve elbette kendimle kurduğum ilişkiye böylesine sirayet etti, Sessizin Payı’ndan başka… Türkiye’de edebiyat eleştirisinin biricik isimlerinden Nurdan Gürbilek, soğukkanlı, cesur, mesafeli ama kesinlikle duygudan yoksu

FikriSabit

Şairler, Türkiye'de yaşanan kadın cinayetlerine, hızla artan erkek şiddetine dikkat çekmek için bir şiir yazmışlar.

Kadının yaratıcı gücünün, doğurganlığının önüne geçmek için yazılan bütün hikayelerde erkeğin kadını ve kendisini öldürüp kendisini kendisinden yeniden doğurması var. Âdem Havva’yı kaburgasından yaratıyor, Athena babasının kafasından doğuyor. İsa, kadınlardan doğup berbat ettiğimiz bu hayat için ölümü ve yeniden doğuşu müjdeliyor.