Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Okuma Köşesi

Merve Ünsal

Görsel sanatlarda metin, bazen kaynak metni, bazen araştırma malzemesi, bazen görsel araç, bazen de işin içeriğini oluşturabiliyor.

Hasan Cömert

Yayımlanan ilk romanı Trendeki Yabancılar, aynı yıl içerisinde Alfred Hitchcock tarafından sinemaya uyarlanan Patricia Highsmith, televizyon ve sinemadaki popülaritesini o zamandan beri hiç kaybetmedi; eserleri perdeye uyarlanmaya devam ediyor. 65 yıldır sinemayı etkileyen Highsmith, bir yüzyıl kadar daha “polisiye romanın filozofu” olarak yönetmenlere ilham verecek büyük olasılıkla.

Aysu Önen

2015’in en çok satan kitaplarından biri hakkında konuşmamız gerek. Paula Hawkins’in yazdığı Trendeki Kız, kitap satışlarını ölçen Nielsen BookScan’in değerlendirmesine göre, aralıksız 20 hafta listelerde kalarak bütün zamanların en uzun süre çoksatan romanı oldu. Amazon, Trendeki Kız’ı en çok sattığı kitap olarak açıkladı.

  

Eleştiri

Nazan Maksudyan

Aradaki Nehir, bir ülkenin ve ülke insanlarının kaderinin -kendi istekleri dışında- dışa bağımlı hale gelmesinin temel hatlarını çiziyor. Sömürgeleştirilmenin tarihi de diyebileceğimiz sürecin nasıl başladığını ve nasıl ilerlediğini oldukça sade, bir yandan da şiirsel bir dille anlatıyor roman.

Ece Karaağaç

İlkokulda hepimize ilk öğretilen şeylerden biridir: Türkiye doğu ile batı arasında bir köprü görevi görmektedir. Bu sayede bir yanıyla Avrupa’ya eklemlenmeye çalışan Türkiye diğer yandan bir türlü Ortadoğulu damarından kurtulamaz. Bu yüzden bir Türkiyeli’nin Ortadoğu’yu görüşüyle bir Avrupalının Ortadoğu’yu görüşü arasında bariz farklar vardır.

 

Hilmi Tezgör

Avustralyalı müzisyen/şarkıcı Nick Cave, hayatının beyazperdeye yansıtıldığı Dünyada 20.000 Gün filminde psikanalistinin, “Hayatta en büyük korkunuz nedir?” sorusuna, “Belleğimi yitirmek,” diye cevap veriyordu. Alman yazar W. G. Sebald’ın edebiyatını da tek bir sözcükle tanımlamak gerekse, bu sözcük “bellek” olabilir. Ya da belki, daha kapsayıcı olması bakımından “hafıza”...


Editörün Seçtikleri

Sevimsiz Öyküler
Leon Bloy // Çev. Işık Ergüden // Kırmızı Kedi Yayınevi

"Bloy, okuyucunun ruhsal durumuna göre çekilmez ya da harika sayılabilecek benzersiz bir üslup geliştirmiştir. Her iki durumda da yazın sanatının en canlı üsluplarından biridir bu. Bloy'un üstatlarından Carlyle, evrensel tarihin, durmaksızın okumak ve yazmak zorunda olduğumuz ve başkalarının da bizleri yazdığı bir kitap olduğunu yineler.

 
Asabiyeci
Machado De Assis // Çev. Elvan Kıvılcım // Encore

"Bugüne kadar delilik, aklıselim okyanusunda küçük bir ada olarak düşünüldü. Ama ben artık onun hiç de bir ada değil, koskoca bir kıta olduğundan şüpheleniyorum." Başarılı bir tıp adamı Simao Bacamarte prestijli kariyerini feda ederek eve döner ve kendini yeni gelişmekte olan psikolojiye adar.

Transit
Anna Seghers // Çev. Ahmet Arpad // Everest Yayınları

Kaçış, sürgün ve mültecilik gibi güncelliğini bugün de koruyan sorunları ele alan en önemli modern klasiklerden biri olan Transit, belgesel ile kurmacayı bir araya getiren sarsıcı bir roman. Kitap, Anna Seghers'in kendi deneyimlerine ve kaçış hikâyesine dayanıyor. Yahudi kökenli Seghers, Nazilerin işgali sırasında Fransa'da yaşayan bir komünistti.

 
Altıncı Yok Oluş
Elizabeth Kolbert // Çev. Nalan Tümay // Okuyan Us Yayınları

Son yarım milyar yılda tam beş kitlesel yok oluş yaşandı; dünyada yaşam çeşitliliği aniden ve dramatik ölçüde azaldı. Peki gözlerimizin önünde yeni bir kitlesel yok oluş yaşanıyor olabilir mi?

 

Söyleşi

İstanbul Okurken ekibi ile söyleşi: İki durak arası kitap

 

Elif BEREKETLİ

 

ŞahaneBirKitap

Bilimkurgu… Fantastik edebiyatın uzak akrabası… Fanteziyle aralarında pek çok kesişme noktası var ama bir tane de çok belirleyici, çok keskin bir ayrılma noktası. İmkansızla ilgili bir ayrılmadır bu. Bilimkurgunun niyetiyle ilgilidir. Bilimkurgu, fantastiğin aksine, imkansızı temsil etmeye niyetlenmez çünkü. Yani kısacası, anlattığı şey, spekülatif olarak mümkündür.

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.