Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

OkumaKöşesi Arşivi

Elif Bereketli

Adab-ı muaşeret, ilk anda akla gelebileceği gibi, bir yemek masasında çatal ve bıçakları doğru bir sırayla dizmek yetisi değil. Bu kavramın içinde bugünkü kutuplu toplumumuzun bir fotoğrafını da bulabilirsiniz, cinsiyet eşitsizliğinin ince uçlarını ya da dünya haritasının kültürel kodlarını da.

Nilhan Kalkan

Gün geçmiyor ki Türkiye'de yeni bir yaşam tarzı tartışması alevlenmesin. Toplumun içki kavramıyla ilişkisinin -gerek yasaklanan reklamlar, gerekse içki satışı konusunda yapılan düzenlemelerle- bir kez daha gündeme oturduğu bu günlerde dünya edebiyatının en büyük isimlerinden biraya dair 13 alıntı yaptık.

 

Şerefe!

 

 


 

 

Ceyhan Usanmaz

Eğer modası geçmiş bir Bond’dan söz etmek gerekiyorsa, sanırım büyük bir çoğunluğun aklına ilk gelen “bond tipi çanta”lar olacaktır. Ne de olsa artık neredeyse kimse taşımıyor o bir zamanların vazgeçilmez sanılan çantalarını.

  

Eleştiri

Nilay Kaya

"Güzel bir kadının ölümü dünyadaki en edebi konudur," der Edgar Allan Poe. Nitekim öyküleri mahzenlerdeki tabutlara kapatılarak sonsuzluk uykusunu uyuyan, bazen en porselen güzellikleriyle dirilen ya da diri diri gömülen kadınlarla doludur. Edebiyatın karanlığa iltimas geçen tarafında Poe'nun baş tacı ettiği bu konu bizzat onun tarafından en yetkin ve büyüleyici haliyle işlenmiştir.

A. Ömer Türkeş

Yervant Odyan’ın 1911 yılında yazdığı Abdülhamid ve Sherlock Holmes, birçok açıdan ilkleri barındıran; mizah, heyecan ve serüven dolu bir roman. Odyan, Osmanlıca kaleme aldığı kitabıyla Sherlock Holmes ile II. Abdülhamid’i yan yana getirmekle kalmamış, aynı zamanda edebiyat tarihimize de ilk siyasi polisiyeyi kazandırmıştı. 

 

Burcu Arman

Bir ölü olmaktan daha kötü ne olabilir? Hem ölü hem de cehennemde olmak mı? Hem ölü, hem cehennemde hem de hepsinin farkında olmak mı? Eh, bu bakış açınıza göre değişir hiç kuşkusuz. Yalnız ölüyü de, ölümlüyü de, cehennemi de anlatan kişi Chuck Palahniuk olunca işte orada biraz durmak gerekiyor... Zira onu anlatırken bahsetmeden geçemediğim detaylar var.

 


Editörün Seçtikleri

Alev Püskürtenler
Rachel Kushner // Can Yayınları

Rachel Kushner'ın romanı bize hız tutkunu insanlar ile sözcüklerin hızını örtüştüren bir dünya sunuyor. Bir film senaryosu gibi birbirinden çok farklı sahnelerde akan romanda sürat ve cinsellik, gerçek ve gerçek dışı, sanat ve entelektüellik, politika ve korku her an patlayabilecek bir motorun gerilimi içinde aktarılıyor.

 

 
Baobab Ağacına Yolculuk
Wilma Stockenström // Everest Yayınları

"Bir baobab ağacının gövdesinden her seferinde yeniden doğarak, kendimle dopdolu, duruyorum. Güneş gölgemi tanımlıyor. Rüzgar beni giydiriyor. Havaya işaret ediyorum ve diyorum ki: hava beni yaşat!"

 

Bizi Çağanoz Diye Biri Öldürdü
Bora Abdo // Doğan Kitap

Bizi Çağanoz Diye Biri Öldürdü, yazarın önceki çalışmalarında da olduğu gibi, okuru alabildiğine özgün bir dil eşliğinde gerçeküstünün atmosferine sokan, karanlık kahramanların karanlık dünyalarda soluk alıp verdiği ya da son nefeslerini verdiği öykülerden oluşan bir kitap.

 
Beş Parasızdım ve Katilimi Arıyordum
Derviş Şentekin // Kırmızı Kedi

"Bekir Tunç sağ elindeki silahı Oğuz Abi'ye, sol elindekini bana doğrultmuştu. Tabancamı iki elimle kavradım. Tetiği çekmemek için kendimi zor tutuyordum. Dudaklarının kenarından sarkan bıyıkları aralandı, acıyla sırıttı, gözlerime dik dik baktı. 'Ben seni gebertmemiş miydim lan velet' dedi boğazından gelen bir hırıltıyla.

FikriSabit

Kural değişmiyor; ses, dil, yazı, yazmak ve yaşam üzerine düşünmek için, işe ölümden başlamayı göze almak gerekiyor demek ki. Her yeniden doğumun bedelini tek tek ödemek… Dilin çalışma sesi ancak böyle duyuluyor.

"Bugün kendimi Hegel’in betimlediği yaşlı Yunan gibi hissediyorum biraz: Hegel, bu adamın yaprakların, nehirlerin ve rüzgarların çıkardığı sesleri, kısacası Doğa’nın tüm titremelerini planlı bir zekanın izlerini görebilmek için hiç yorulmadan, tutkuyla incelediğini söylüyordu.

Söyleşi

Sami Berat Marçalı ile söyleşi: Üst kattaki teröristle barışma vakti!

 

Adalet ÇAVDAR

 

ŞahaneBirKitap

Bilmem ki siz de benim gibi, geçirdiğimiz dünün ardından dişil bir dünya bilgisinin eksikliğini iliklerinize kadar hissediyor musunuz? Çıkış yolunun siyasi- toplumsal erkle, güçle, kâr- zarar hesaplarıyla, kılıçla, asayla açılmayacağını bir kez bir kez daha hüzünle fark ediyor musunuz?