Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Okuma Köşesi

Fatma Cihan Akkartal

Bu ay içinde sona erecek üçüncü sezonuyla, Amerikan televizyonlarının en beğenilen korku dizisi ilan edilen Hannibal’ın yayından kaldırılacağı haberi izleyicilerden çok eleştirmenleri üzdü. Dizinin “en iyi yazılmış sezonu”nun reytingleri, aldığı olumlu eleştiriler ile coşkulu yorumları karşılayamayınca, her güzel şey gibi, Hannibal’in de sonu gelmiş gibi görünüyor.

Yankı Enki

Richard Kearney, içimizdeki canavarla, “öteki”yle birlikte yaşamanın olanaklarını popüler kültürden örneklerle ele aldığı kitabı Yabancılar, Tanrılar ve Canavarlar’da, “canavar2” (monster) sözcüğünün etimolojisinden bahseder ve “monstrare” sözcüğünün bizi iki farklı anlama götürdüğünü belirtir: Göstermek ve uyarmak.

Her okurun bir yazarı çok sevmek için son derece haklı ve bir o kadar özgün gerekçeleri vardır şüphesiz. Yola bu bilinçle, SabitFikir okurlarının edebiyatın öne çıkan yazarlarını neden sevdiklerine ilişkin bir tartışma başlatmak için çıktık. İlk soruyu da o yazar üzerine çalışmalar yapmış bir isme yönelttik. Öyleyse soruyoruz: Philip K. Dick'i niçin okuyorsunuz?

 

  

Eleştiri

Ali Bulunmaz

“Almanya acı vatan” dendiğinde, hep canlı kalan ve bugünlere taşınan hikayelerle yüzleşiyoruz. Yaşanmışlıklar, zamanla başka şekiller alıp öykülere, şiirlere ve romanlara evriliyor. 

 

Melisa Kesmez

Bazen her şey gün gibi ortadadır, alman gereken kararlar, atman gereken adımlar, orada dimdik karşında duruyordur, kaleciyle aranda bir tek top vardır, vursan kesin goldür ama sen durursun. Bazen aylarca, bazen yıllarca, bazen bir ömür. Topa basmak resmen varoluş biçimin olur. Beklersin. Bir şeyi. Gökten yere bir şeyin düşmesini. Seni omuzlarından tutup sarsmasını.

Gökçe Gündüç

X-Files ve Californication dizilerinden tanıdığımız David Duchovny, başrollerinde bir inek, bir domuz ve bir hindinin bulunduğu bir kitap yazdı.


Editörün Seçtikleri

Kurbanı Beslemek
Kenzaburo Oe // Çeviri : A. Volkan Erdemir // Can Yayınları

Eeyore, görmek denilen şey, hayal gücünü kullanarak objeleri algılamaktan başka bir şey değildir ki.Eeyore, senin göz sinirlerin düzgün çalışsaydı bile, hayvanları hayal etme isteğin olmadıktan sonra onları yine göremezdin.Burada karşımıza çıkan şeyler, günlük yaşantımızda görmeye alışık olduğumuz, onları algılamak için hayal gücümüzü azıcık bile çalıştırmamıza gerek olmayan şeyler değil Eeyore

 
  İhsan
Hüseyin Yurtdaş // Encore

Hüseyin Yurtdaş meçhul bir yerde, bilmediği insanlarla yeni bir hayata başlayan genç bir adamın haletiruhiyesine taşıyor sizi. Bilinmez bir boşluk, yersiz, zamansız bir gerçeklik ama bir o kadar aşina olduğumuz abartısız gündelik hayat çıkıyor karşınıza. İhsan kızgın bir serseri mi yoksa kendine göre haklı bir mücadele mi veriyor bilinmez.

Ölü Bir Kelebek
Selim İleri // Everest Yayınları

"Allahaısmarladık Cumhuriyet. Seni biz ıstıraplarımızla kurduk... Sakın unutma!"

Üç kadın: Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde var olma mücadelesi veren ilk kadın ressamımız Mihri Müşfik / Cumhuriyetimize giden çetin yolda tek başına Halide Edib / Yeni Türkiye de "on beş milyonun sevgilisi" perde ve sahne sanatkârı Cahide Sonku...

 
Eve Giderken
Mihail Zoşçenko / Çeviri : Hazal Yalın // Helikopter

Öykülerinde günlük yaşamdan sahneleri, kırtasiyeciliği ve rüşveti hicveden Mihail Mihayloviç Zoşçenko Sovyet mizah edebiyatının en önemli isimlerinden. Sözcükleri bilinçli olarak yanlış kullanması nedeniyle başka dillere çevrilmesi zor bir yazar. 1930'lardan sonra Sovyet yönetiminin eleştirileriyle karşılaşmaya başladı.

Söyleşi

Sezin Romi ile söyleşi: "Kütüphane değil, araştırma mekanıyız"

 

Ayşe ÇAVDAR

 

ŞahaneBirKitap

Her şey, Julian’ın karısı Veronica’nın o akşam resim kursundan gelmemesiyle başlıyor ve bitiyor. Julian, Veronica’nın gelmeyişini üvey kızı Daniela’ya çaktırmamak ve onu huzurla uyutmak için “Ağaçların Özel Hayatı” adını verdikleri bir dizi uydurulmuş hikayeden birini seçiyor. Hikayenin kahramanları bir kavak ağacıyla bir baobap ağacı.

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.