Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Okuma Köşesi

Hakan Bıçakcı

Yaşadığımız hayat bir distopyaya ne kadar benziyor? Bu soruyu cevaplamak için önce etrafımıza, sonra distopyalara, sonra tekrar etrafımıza bakmamız gerekiyor.

 

Yunanca bir sözcük olan “distopya,” en genel anlamıyla, ütopik toplum anlayışının anti-tezini tanımlamak için kullanılan bir sözcük. “Ütopya” ise aslında olmayan, tasarlanmış, ideal toplum şekli anlamı taşıyor.

Ceyhan Usanmaz

Yazarların çeşitli bağımlılıklarına, daha açık söylemek gerekirse çeşitli kötü alışkanlıklarına aşinayız. Örneğin Ernest Hemingway’in içkiyle olan ilişkisine dair bir şeyler, bir zaman bir yerde mutlaka okumuşuzdur ya da internette gezinirken, oluşturulan bir listede mutlaka gözümüze çarpmıştır.

İpek Şoran

Peanuts ve Schulz ile tanışmamı hiç unutmuyorum. Ortaokula gidiyordum; İzmirliler bilir, o zamanlar ikinci el yabancı dil kitapların çoğu Alsancak'ta, Sevgi Yolu'ndaki sahaflarda bulunurdu.

  

Eleştiri

Ali Bulunmaz

Konu darboğazından mı yoksa hâlâ söylenecek şeylerin varlığından mı bilinmez, dönem romanları birbiri ardına yayımlanıyor. Biraz kitap karıştıranlar artık bu romanlarda hiç olmazsa konuya daha farklı açılardan bir bakış görmek istiyor. Bunun örnekleri ise bir elin parmağını geçmiyor.

 

Ece Karaağaç

“Beş parmağın beşi de bir olmaz”mış... Gerçekten de eninde sonunda aynı el ayasına bağlansalar da hiçbiri birbirini tutmaz şu beş parmağın. Gelin biz şunu dört yapalım ve bugün, burada birbirine benzemez dört kardeşten bahsedelim: Paul, Wendy, Jude ve Phillip… Yuvadan çoktan uçmuş bu dört kuşu geri getiren ne olabilir? Tabii ki çoktan öte dünyaya göçmüş bir baba.

 

küçük İskender

İnsan, gölgesiyle neyi temsil eder? Bir gölge oluşmasına yol açan gövdeyi tanıyabilir mi? Gölge ile gövdenin ortak bir ödevi, ortak bir bilinci, ortak bir düşü var mıdır? Gölge sadece bir leke midir yoksa? İnsanın yeryüzü lekesi. Işıkla, aydınlıkla yüzleşince beliren leke. Ya da salt gerçek midir gölge: İnsanın başlı başına bir karaltı olduğunun göstergesi.


Editörün Seçtikleri

Wittgenstein'in Metresi
David Markson // Çev. Pelin Angı, Suat Kemal Angı // Jaguar Kitap

Dünya nedir? David Markson, Wittgenstein'ın bu sorusuna, elli dört kez reddedilen fakat sonra bir "kült"e dönüşen romanı Wittgenstein'ın Metresi'nde kurduğu "yeni bir dünya" ile cevap veriyor. Anlatıcı dışında bir insan yoktur bu dünyada. Fakat ikinci bir insanın olmaması, orada hiç kimsenin olmadığı anlamına gelmez.

 
Helena'nın Rüyaları
Eduardo Galeano // Çev. Altuğ Akın // DeliDolu

"Helena rüyasında bizi görmüş. Bir havaalanındaymışız ve tüm havaalanlarında olduğu gibi bir makineden geçmek için sırada bekliyormuşuz. Makineden yastıklarımızı geçirmemiz gerekiyormuş. Önceki gece kullanılan yastıklar cihazdan geçerken rüyalar okunuyormuş. Makine, kamu düzeni için tehlikeli rüyaları tespit ediyormuş."

 

Dünyaya Düşen Adam
Walter Tevis // Çev. M. Ali Ağaoğulları // Everest Yayınları

Dünyaya düşen insan kılığında bir uzaylı; gezegeni susuzluğun ve türlü savaşların sonucunda yok olmanın eşiğine gelmiş bir Anthealı, üstün teknolojik bilgisini kullanarak kısa zamanda dünyadaki en büyük şirketlerden birini kuracak ve kazandıklarıyla kendi "insanlarını" kurtarabilmek için bir uzay gemisi inşa edecektir. Fakat ziyareti uzadıkça bütün planları tersine işlemeye başlar.

 
Pussy Riot! Özgürlüğe Adanan Bir Punk Duası
Kolektif // Güldünya

Pussy Riot, bilindiği gibi Moskova'da kurulmuş olan feminist bir performans kolektifi. İki yıl önce grubun beş üyesi Moskova'daki bir katedralinde bir gösteri yaptı ve Hazreti Meryem'den Putin'i kovmasını istedi. Önce güvenlik görevlileri tarafından yakalandılar, ardından grubun üç üyesi tutuklanıp yargılandı.

 

Söyleşi

Çevirmen Sibil Çekmen ile söyleşi: "Okurun Patrick Modiano'yu tanımasına aracı olmak heyecan verici"

 

Emre BAYIN

 

ŞahaneBirKitap

"Flaubert 'İşinin başındaki yazar, evrendeki tanrı gibi olmalıdır; her yerde vardır ama hiçbir yerde görünmez,' dediği ünlü sözünü 1852'deki bir mektubunda yazmıştı. 'Sanat ikinci bir doğa olduğundan, bu doğanın yaratıcısı da benzer bir işleyişe sahip olmalıdır. Bırakın her atomda, her boyutta gizli, sonsuz bir vurdumduymazlık hissedilsin.

FikriSabit

Kezban Akcalı, Türkiye'deki editör-yazar kopukluğundan ve çok satanlar listelerine bakarak yayın gündemini belirleyen yayıncılardan dert yanıyordu.

Eylül ayının ve kuşkusuz 2014 yılının yayıncılık alanındaki en büyük kaybı oldu Kezban Akcalı. Koskoca bir ömrü yayıncılığa vermiş, yayıncılığın seyrini etkilemiş bir kadının, güçlü bir ismin kaybı... 1960'lı yılların sonunda May Yayınları'nda yayıncılık hayatına başlamış, Milliyet Yayınları'nda görev almış ve Onk Ajans'ta sekiz yıl geçirdikten sonra Akcalı Ajans'ı kurmuştu Kezban Akcalı.