Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar



Yusuf Atılgan'dan memlekete mektuplar

Yusuf Atılgan, öyküleri ve biri yarıda kalmış üç romanı ile hakkında en çok yazılan ve konuşulan yazarlarımız arasında. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan mektupları yazara yönelik bu ilgiyi biraz daha arttıracağa benziyor. Atılgan’ın mektuplarının adresi, memleketi Manisa’nın Hacırahmanlı köyünden, Halil Şahan.



Vakit Tamam Olunca, İnsanın Gövdesi Bile Terk Ediyor İnsanı

Kitaba sondan başlamak! Ya da şöyle söyleyeyim; kitabın ilk cümlesinin yarım bir cümleyle başlaması ve romanın sonunun ilk cümleyle tamamlanması farklı bir yazma tekniğini gündeme getirirken okuyucuya da farklı bir okuma yöntemi öneriyor.



Nefesi yetmeyen öyküler!

Zerdüşt elinde fenerle Taksim’de bir kitapçıya girer ve “Edebiyat öldü, onu siz öldürdünüz,” diye bağırır. Bugün, İstanbul’da yaşayan bir Nietzsche’miz olsaydı, böyle yazardı muhtemelen. Nietzsche tüm değerlerin değersizleştiğini söylerken 1800’lerin Avrupa’sından bahsediyordu. Biz de 2000’lerin edebiyatından bahsedeceksek, düşünmemiz gereken en önemli kavramlardan biri devalüasyondur.



Žižek’i anlamak

Adam Kotsko’nun Žižek’i Nasıl Okumalı? başlıklı makalesi geçenlerde Los Angeles Review of Books dergisinde yayımlandı. Kotsko, makalenin giriş bölümünde Žižek’in akademik çevrelerdeki başarısını ideolojik eleştiri üzerine yaptığı çalışmalara bağlıyor.



"Ait olamamaktan yorgunum, Sevgili Alex"

“İstanbullu” olmak, belli bir şehirde hayatını sürdürmenin ya da bir şehrin sakini olmanın çok ötesinde, bundan çok daha dallı budaklı, çok daha karmaşık şeyler düşündürtüyor bana.



CİNNET MAHALLESİNE GİDER!

Birçoğumuz, kalabalık bir belediye otobüsünde seyahat ederken, özellikle trafiğin sıkıştığı, ne yapacağımızı bilemediğimiz anlarda, yanımızda ya da karşımızda oturan, tepemizde dikilen ya da tepesinde dikildiğimiz, haklarında hiçbir şey bilmediğimiz ‘yol arkadaşlarımızın’ o an neler düşündüklerini ya da kendi kendilerine neler söylediklerini tahmin etme oyunu oynamış, üst başlarından, dış görün



Muz Sesleri: Sıkıcı bir ilk roman

Kentlerle kurduğumuz ilişki de diğer canlılarla ve nesnelerle kurduğumuz ilişkiye benzer. Kentlerin ötekilerden farkı kapsayıcılıkları, bir tür “kap” olmalarıdır belki. İçinde insanları, nesneleri, şeyleri, yeni kavramları, kokuları, görüntüleri, estetiği barındıran, onlarla şekillenen vücut,  kişilik bulan bir kap.



iki kişi seven iki defa ölürmüş, öyle mi?

henry ve june, anaïs nin’in ömrü boyunca tuttuğu günlüklerin arasında 1931’in sonundan başlayan ve 1932 yılının sonuna dek uzanan bir yıllık bölümünün gözden geçirilmiş yeniden basımı. yazarın cinsel ve romantik hayatı üzerine odaklanmış bu anlatı okurunu çokeşlilik ve kadın cinselliği üzerine düşünmeye teşvik ediyor.

 



Rüyalarda Gezen Adam

 



İnsan Nedir ki?

Ian McEwan, günümüz İngiliz edebiyatının en önemli adlarından. Romanları ve öyküleri sinemaya en çok aktarılan yazarlar arasında. Öyle ki McEwan’ın sinematografik açıdan zengin kitaplarından uyarlanan bir iki filmi görmüş bile olabilirsiniz.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.