Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Fyodor Dostoyevski, Hans Holbein’in “Ölü İsa’nın Mezardaki Bedeni”ni gördüğünde “Bu resme bakmak insanın inancına mâl olabilir” der. İsa’yı çarmıhta, oradan indirildiğinde, kan ve acı içindeyken bile “güzel” resmetme geleneğine aykırıdır Holbein’in tablosu. Budala’da İppolit’e söyleteceği gibi, bu haldeki bir bedenin dirilebileceğine inanmak güçtür.

//php print_r ($fields); ?>
“İstanbullu” olmak, belli bir şehirde hayatını sürdürmenin ya da bir şehrin sakini olmanın çok ötesinde, bundan çok daha dallı budaklı, çok daha karmaşık şeyler düşündürtüyor bana.

//php print_r ($fields); ?>
henry ve june, anaïs nin’in ömrü boyunca tuttuğu günlüklerin arasında 1931’in sonundan başlayan ve 1932 yılının sonuna dek uzanan bir yıllık bölümünün gözden geçirilmiş yeniden basımı. yazarın cinsel ve romantik hayatı üzerine odaklanmış bu anlatı okurunu çokeşlilik ve kadın cinselliği üzerine düşünmeye teşvik ediyor.

//php print_r ($fields); ?>
Jack Kerouac, “Yolda” romanı ile Beat Kuşağı’nın hayat felsefesini dünyanın pek çok yerinde bir “kült” haline getirmişti. Hatta “Beat Kuşağı” terimini ilk kez kullanan da Kerouac’tır.

//php print_r ($fields); ?>
Son iki yüzyılın felaket tanımlamasını yapmış Doris Lessing. Asıl felaketse çocukları çarpmış. Sadece çocukları değil, kadınları ve tüm güçsüzleri.

//php print_r ($fields); ?>
Adı dost meclislerinde zikredile zikredile bir entelektüellik klişesine dönüşen, birçoklarının nazarında uzun ve sıkıcı planlara sahip "sanat sineması"nın temsilcisi olan Tarkovski’nin filmlerine gerçek anlamda nüfuz edebilmek için sinemasal bir perspektiften çok daha fazlasına ihtiyaç var.

//php print_r ($fields); ?>
İnsanların nelere güldüğü onlar hakkında bize dolaysız bilgiler verebilir. Gülmek, çoğu kez iradi olmadığı için gülen kişinin “aklının dibini” görmemize imkân sağlar - bir tür dil sürçmesi olduğunu düşünebiliriz. Ama aynı zamanda gülmek öğrenilir de; neye gülüp gülmeyeceğimizi ailede, okulda, toplumsal hayatın çeşitli kurumlarında farkında olmadan öğreniriz.

//php print_r ($fields); ?>
İnsan kendine bir kuytu ararken bir bakar bir dağın dibinde öylece duruyordur, evrenin hikmetine bakınca kendinin kocaman bir hiç olduğuna inanmak istercesine. Evler ev olmaktan çıkınca dağlar yurt olur. Ve kendini ait hissettiği o dağın gölgesine, dünyanın yuvarlak olduğunu kanıtlamak istercesine, döner dolaşır yine gider yine gider insan.

//php print_r ($fields); ?>
İlk defa 1963 senesinde BBC tarafından yayınlanmaya başlanan Doctor Who, en uzun soluklu bilimkurgu dizisi ünvanını taşımakta ve 2005’ten günümüze, yeni versiyonuyla hâlâ ilgiyle izlenmektedir.

//php print_r ($fields); ?>
“Kaybolan Şeyler
Barış ve adalet haykırarak doğan yirminci yüzyıl kanın içinde boğulmuş olarak öldü ve bulduğundan çok daha aaletsiz bir dünya bıraktı arkasında.
Yine barış ve adalet haykırarak doğan yirmibirinci yüzyıl da, önceki yüzyılın izinden gitmekte.














