Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Christian Jungersen'in yayımlanmış diğer romanlarına bakınca, insanın ruh hallerini, kurguladığı olaya hayli iyi yedirdiğini görüyoruz. Bununla da kalmıyor, gününe yabancılaşmadan edebi metinler yaratıyor. Yani Jungersen aslında hem psikolojinin verilerinden yararlanıyor, hem de günlük hayattaki yamuklukların nimetlerinden. Ava çıkarken etrafını iyi gözlemlediği kesin.

//php print_r ($fields); ?>
“Gerçekleri telaffuz etmekten, bu ölümcül hızın kasti olduğu bilgisiyle yüzleşmekten korktuğunun farkındaydı - insanlar kasten kasten fırıl fırıl dönüyor, hızlanarak, hızlanarak yıkıma gidiyordu.”

//php print_r ($fields); ?>
Sergey Dovlatov, Sovyetlerin çöküşünden sonra nihayet Rusçada da rahatça okunmaya başlanabilen bir sürgün yazar. Yaşadığı süre boyunca Rusya’da yalnızca tek bir kitabı basılabilmiş: Nevidimaia Kniga. Yayımlanmasından kısa bir süre sonra da kitabın tüm kopyaları KGB tarafından toplatılıp mahvedilmiş.

//php print_r ($fields); ?>
1980’lerin sonuyla birlikte gitgide irtifa kaybeden şiir 2000’lerle birlikte ülkemizde yeniden diklenmenin ipuçlarını vermeye başladı. Öznenin parçalanıp yaşantıların sanallaştığının iddia edildiği bu dönemde ülkemizde daha çok ve daha çeşitli şiir yazılmaya, şiir alanında yeni arayışlar görülmeye başlandı.

//php print_r ($fields); ?>
Herkesin bildiği bir kabusu anlatmanın birden çok yolu var; Holocaust üzerine yazılmış yüzlerce kitap, çekilmiş onlarca film ve belgesel de bunun kanıtı.

//php print_r ($fields); ?>
Çok yıllar önceydi; televizyonda filmini izlemiştim. Billy Wilder’ın yönettiği 1944 yapımı filmde “femme fatale” rolüyle Barbara Stanwyck’in ve başrolde oynamamasına rağmen Edward G. Robinson’ın performansları muhteşemdi. Hikayesi çarpıcı olmakla birlikte çok da şaşırtıcı değildi benim için.

//php print_r ($fields); ?>
Kent hayatının örtük ve açık vahşeti ve şiddeti arttıkça kırsal hayatın pitoresk görüntüleri, kent burjuvazisinin hayallerini süslemeye başlar. Peşlerinde kuzuları ile çayırlarda otlayan koyunlar, neşe içinde zıplayan keçiler, yeni doğmuş buzağıları ile ak benekli inekler. Heidi veya süt ve çikolata reklamlarının etkisiyle zihnimize nakşedilmiş mutluluk görüntüleri...

//php print_r ($fields); ?>
Günümüzde Türkiye toplumunun yaşadığı kriz ve sıkıntıları dile getirmeyi, bunlarla başa çıkmayı, hatta karşı koymayı başaramıyoruz. Yeri geliyor, bu karşı koyma çabasının hakkını veremediğimiz zamanlar da oluyor. Süreyyya Evren bu çabanın üzerine son zamanlarda yoğun biçimde eğilmiş durumda.

//php print_r ($fields); ?>
Bir insanın sizin yanınızdayken kaybolmaya başlaması hakkında ne düşünüyorsunuz?

//php print_r ($fields); ?>
Bir yılın daha sonuna geldik. Ahmed Arif’in “Asfalttan yürüsün aralık / Sevmem, netameli aydır” dediği aydayız. Ama mevsimlerin ayarı sanırım daha kaçmamıştı o zamanlar. Bu yazı yazıldığında hâlâ kısa kollularla dolaşıyorduk mesela. Aralık denildiğinde kar gelmez miydi aklımıza eskiden?

















