Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Süper kahramanlara has olağandışı bir yeteneğim bulunsa, bunun görünmezlik olmasını isterdim hep. Görünmeden görmenin, gözlemlenmeden gözlemlemenin tanrısal bir yanı bulunduğu muhakkak. Siz başkalarını gayet iyi tanırken onlar için bir muamma olarak kalmanın size sosyal yaşamınızda avantaj sağlayacak konforlu bir yanı var.

//php print_r ($fields); ?>
Edgar Allan Poe ile birlikte çağdaş korku edebiyatının üzerinde en çok etki bırakan iki yazardan biri olan H. P. Lovecraft’ın, ölümünün 80. yılını geride bırakırken, Poe’ya kıyasla özel hayatı hakkında daha fazla bilgiye sahip olduğumuz bu usta kalemin etkilerinin hangi noktalara uzandığını özellikle son zamanlarda daha fazla görür olduk.

//php print_r ($fields); ?>
Bir gün üniversitedeyken, sosyal bilimler alanında çalışma yapan öğrencilerin ödevlerinin neredeyse tamamının başlığında “kimlik” sözcüğünün geçtiğinden yakınmıştı hocamız. Nasıl bir zamanda yaşıyorduk? “Kimlik sorunu” dediğimiz şey artık evcilleştirdiğimiz, araştırma nesnesi haline getirdiğimiz sıradan ödev konularından biri mi olmuştu?

//php print_r ($fields); ?>
“İsa bir başkasının günahları için öldü; benimkiler için değil,” diye başlıyordu Patti Smith’in Gloria adlı ünlü şarkısı. Smith biliyordu ki, özgür birey, karanlık yönlerini –suçu bir şeytana atmadan yüzleşip– sahiplenmiş ve arkada bırakmış insanlar arasından çıkacaktı. Üstelik neye günah denileceği de başka bir meseleydi.

//php print_r ($fields); ?>
Zaman, insana türlü oyunlar oynuyor, bunların en büyüğü ise hafızanın ters yüz oluşu. Atik davranıp bunları bir yerlere not ettiğimizde hiç olmazsa yıkıcı etkiyi azaltabiliyoruz. Şans biraz yardım ederse yayıncılara ulaşan anılar etrafa dağılıyor ve zaten ondan sonra, o notları tutana da yazar denmeye başlıyor. Aslında tüm bunları Lawrence Durrell için söylesek kimse şaşırmaz.

//php print_r ($fields); ?>
Kurmaca ile gerçeklik arasındaki ilişki bağlamında üretilmiş pek çok sorudan biridir; sanat mı hayatı taklit eder, hayat mı sanatı? Oscar Wilde’la özdeşleşmiş bu soru Afonso Cruz’un Kokoschka’nın Kuklası isimli romanının da temelini oluşturuyor.

//php print_r ($fields); ?>
Bugüne kadar roman yazan felsefecilere bir şekilde rastladık. Bilhassa 20. yüzyıldaki varoluşçuluk dalgası felsefi kurguyu ön plana çıkardı.

//php print_r ($fields); ?>
Küçükken oynardık. Bir iki üç, tıp! Birisi bana ilk defa oynayalım mı diye teklif ettiğinde, oyunu bilmediğim için kurallarını anlattırmıştım ve ne kadar da kolay oyunmuş demiştim içimden. Hoplamalı zıplamalı ya da hız gerektiren oyunlarda pek iyi olmadığım için işime gelmişti. E iyiymiş, hiçbir şey yapmıyorsun! Sadece beklemek yeterli. Fakat, sonra sonra insan anlıyor. Susmak zor, çok zor.

//php print_r ($fields); ?>
Nantucket’lı Arthur Gordon Pym’in Hikâyesi, kısa öyküleriyle tanınan, gotik ve fantastik edebiyat geleneğinin önde gelen yazarlarından Edgar Allan Poe’nun 1837 ile 1839 yılları arasında tamamladığı yegane romanı.

//php print_r ($fields); ?>
Vesikalı Yarim evli, çocuklu, taşralı manav Halil'le, pavyonda çalışan, makyajlı esanslı, pek güzel ama “iffetsiz” Sabiha'nın romantik başlayan, hızla kara sevdaya savrulan, en sonunda trajik biten aşkının kült filmidir. Filmin sonlarına doğru çiftin aşkı çıkmaza girince böyle söyler Sabiha: “Çok eskiden rastlaşacaktık.” Peki niçin?















