Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar



Ertelenen Nobel Ve Türler Arasında Salınan Rahatsız Edi̇ci̇ Bi̇r Roman

Şuna hiç kimsenin itirazı olmaz sanırım: Dünyanın en saygın edebiyat ödülü kuşkusuz Nobel Edebiyat Ödülü’dür. 1901 yılından günümüze kadar süregelmiş, köklü bir ödül. Edebiyatseverlerin, yazar ve okur kamusunun yakından takip ettiği bu ödül, 2006 yılında Orhan Pamuk’a, yani ilk kez Türk bir yazara verildi ve Türkiye’de de altı çizili bir dikkate mazhar oldu.



Selahattin Yusuf: ''Bitmez Tükenmez Ruhsal Bir Kilerdir Çocukluk''

Eve Dönemezsin’i yazmaya nasıl karar verdin? Bir süredir aklında dolaşan bir proje miydi, yoksa hayatındaki bir olay mı bu kitabın yazılmasına vesile oldu?

 



Başlangıçlardan oluşan bir roman

Biz okurlar klasik roman kurgusunun -gerçek hayatın aksine- giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşmasına alışkınızdır. Roman “bir şey” hakkındadır ve yazar tarafından çok geçmeden bu hikayenin içine çekilen okur, hikayenin nasıl sonuçlanacağını merak etmeye başlar. İnsan hayatının sıkıcı ayrıntıları ve rutini ise, merak unsurunu canlı tutmak adına dışarıda bırakılmıştır.



Feminizmin kapsama alanı dışındaki kadın

Feminist farkındalığın aksesuvarlaşıp yakalara takılan rozetler, sloganlı tişörtler, pembe berelerle süslenmesi, anaakım tarafından sahiplenilmesi, edebiyattan destek alması, sosyal medyayı ele geçirmesi, popüler kültürün ta kendisi olması gözleri fazla kamaştırdı. Buna rağmen Batı’da feminizmler kavga ediyor. Farklı feminist dalgalar arasında bir nesil çatışması var.



İsveç'teki Canlılığın Mimarlarından Tage Lindbom (1909-2001)

Avrupa’da tasavvufun varlığının, İslam’ın intişarıyla paralel bir seyir izlediği malumdur. Sanılanın aksine, tasavvuf teori ve pratiğinin Batıdaki serüveni modern dönemin çok öncesinde, belki de Endülüs’ten başlayarak ele alınmak durumundadır.



Ferrante’yi anlamak

Bir tuşla dünyanın diğer ucundaki kişilerle görüntülü konuşmalar yapabildiğimiz bir teknoloji ve okuduğumuz kitabı, sevdiğimiz çiçeği, en özel anlarımızı, kızgınlıklarımızı, eleştirilerimizi yansıtarak her gün yeni bir ben ben inşa ettiğimiz sosyal medyaya sahip olduğumuz bir dönemde kitapları tüm dünyada beğenilen ve okunan, yarattığı karakterlerle okurun hayatına dokunan bir yazarın kimliğini



Festivalden Festivale: Seyircisi Olmayan Filmler

Bernard Shaw, en başarılı oyunlarından biri olarak kabul edilen Arms and The Man’in seyirci karşısına çıktığı açılış gösterisinden hemen sonra alkışlar arasında sahneye çıkar ve salondakileri gururla selamlar. Alkışlar kesilir kesilmez arka sıralardan beklenmedik bir ses duyulur; bir seyirci oyunu, dolayısıyla yazarı yuhalamaktadır.



Peki her şey bitti mi?

Mutluluğa Dair Bir Düşünce, belki de isminden ötürü, başta bir “kişisel gelişim” önerisi gibi gelse de; bilakis, daha iyi bir dünya için somut adımlar atmış iki mühim aktivistin imzasını taşıyarak, güçlü argümanıyla okur için tünelin ucunda -belki cılız, belki değil- bir ışık yakma ihtimali taşıyor. Bahsettiğim iki isim Luis Sepúlveda ve Carlo Petrini.



Tahammül edilemez bir fikir

Gökçe isimli bir kadın düşünün; bugün 34 yaşında olsun.



Her Şey Olup Bitmeden Bir Gün Önce...

Ursula K. Le Guin’in 1974 tarihli romanı Mülksüzler’in ütopik bilimkurgu romanları içinde kendine has bir yeri var. Roman, toplumsal ve siyasi açıdan iki farklı dünya tasavvuruna karşılık gelen ikili dünya sisteminde geçiyor. Bunlardan biri Urras, kapitalist ekonomik düzeni temsil ediyor.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.