Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar



Peki, Sen Nasıl Sen Oldun?

Pek çok yetişkin okur için çocuk kitapları da vaat ettikleri neşe verici fantastik ögeleriyle her zaman ilgi çekicidir. Bilgiyi sunmadaki yaratıcı seçimleriyle de merak uyandırıcıdırlar.



ölümü gösterip hayata razı etmek

depremden birkaç gün sonra erciş’te yetmişlerinde bir adam tanıdım. sağanak yağmurun altında, bir ateşin başında oturmuş kafasına bir seccade örtmüştü. gidecek, kalacak yeri yoktu, sokakta yaşıyordu, evini ve bütün yakınlarını depremde kaybetmişti. düşündüm, inançları izin verse intihar eder mi?

 



Anahtarı başkasındaysa, oda sana ait mi olur, yoksa senin sahibin mi olur?

Emma Donoghue, gerçek bir olaydan esinlendiği Oda adlı romanında yanıtlar arıyor.

 



İstikamet İstanbul Oyuncak Müzesi

Disney yapımı Oyuncak Hikayesi'nin (Toy Story) 2010'da çekilen üçüncü filmi sinema tarihinin en dokunaklı hikayelerinden biridir kanımca. Artık üniversite çağına gelmiş olan Andy, evden ayrılmadan önce annesinin tavanarasına attığı oyuncaklarla vedalaşmalıdır. Annesi artık toz yapıyorlar diye evde istemediği için onları ihtiyacı olan çocuklara vermelidir.



Şiirin Göğünde

Todorov, fantastiğin bir kararsızlık anı olduğunu söyler: “Fantastik, kendi doğal yasalarından başka yasa tanımayan bir öznenin görünüşte doğaüstü bir olay karşısında yaşadığı kararsızlıktır.” Bu nedenle, yaşadığımız, alıştığımız düzene aykırı her türlü tasarıma tereddütle yaklaşırız. Bu herhalde en çok sanat yapıtları karşısında böyle.



Kendime bir halk mı yapmaya çalıştım?

Bazen çok ses çıkarmadan bir kenarda durmak gerekir. Ayhan Geçgin’in, piyasaya kulakları tıkalı emin adımlarla sürdürdüğü edebi yolculuğunun son halkası Uzun Yürüyüş’ün de bana fısıldadığı bu: “Sen, çekil kenara!” Okurla bu romanın arasına girme cesaretini bulanlar elbette olacaktır, olmalıdır; ama o kişi ben değilim.



Bütün Cepheleriyle Adaletsizlik

Edebiyatın hemen her dalında eser vermek, sanırım 19’uncu de Lorme “Aşk Çelengi” demekmiş. yüzyıl şairlerinin bir özelliğidir. Onlar şiir yazar, hikâyeye bulaşır, romanla uğraşır, deneme ve piyesleriyle de anılırlar. Mesela Türk edebiyatında Namık Kemal de öyledir. Abdülhak Hamit Tarhan, Ahmed Midhat Efendi… Örnekler çoğaltılabilir. Victor Hugo da aynı kuşaktandır.



O ağır makineyi suya indirmek

Hakkında yazarken, bir yazar için “genç yazar” dediğimde, hele de o yazarın ilk kitabı üzerine bir “eleştiri” yazısı yazmam gerektiğinde epey dertleniyorum. Daha ben “genç yazarlarımız” arasında sıralanırken ve yolun başındayken, çağdaşım bir yazar için bu sıfatı kullanmak yetmezmiş gibi, bir de yazdıkları hakkında yorumda bulunmak iyice tuhaf bir şey oluyor.



Öykü kişilerini seven yazar

Alman yazar Ralf Rothmann, Deniz Kenarında Geyikler adlı öykü kitabıyla körelmiş duyarlılıklarımıza sesleniyor.



Beynin karanlık tarafı

Ömer Türkeş, Fikret Topallı’nın Seri Katiller başlıklı inceleme kitabına yazdığı önsözde, geçmişteki ve bugünkü suçların doğasını karşılaştırıyor ve 1930’lu yıllarda cinayetlerin büyük bir kısmında tanıdık kişilerin kurban seçildiğine, 1980’lerdeyse faillerin çoğunluğunun kurbanlarına yabancı insanlar olduğuna değiniyordu.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.