Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>

//php print_r ($fields); ?>
Yazarların mektuplarını okumak ufkumuzu açıyor şüphesiz. John Steinbeck'in, yatılı okuldayken bir kıza aşık olduğunu yazan oğlu Thom'a yazdığı cevap da yazarın aşka bakışını gözler önüne seren işte böyle bir mektup. Sevgililer Günü vesilesiyle bir kez daha okuyalım:
"Güzel olan hiçbir şey elden gitmez"

//php print_r ($fields); ?>
HAKAN BIÇAKCI
Seyfi Teoman’ın soyadaşım ve meslektaşım Barış Bıçakçı’nın romanından uyarladığı ikinci uzun metraj filmi Bizim Büyük Çaresizliğimiz, Berlin’de yarıştıktan sonra ülkesine döndü.

//php print_r ($fields); ?>
Okumanın keyifli olduğu kadar yararlı da olduğu artık yadsınamaz bir gerçek. Okumak beyindeki faaliyeti çoğaltıyor, Alzheimer riskini azaltıyor, hatta depresyona iyi geliyor. Üstelik okumak sadece bedensel ve zihinsel gelişim sağlamakla kalmıyor, ruh sağlığımıza da iyi geliyor. Nasıl mı? Anlatalım.

//php print_r ($fields); ?>
The Guardian gazetesinden Andrea Clarke ve British Library (İngiliz Kütüphanesi) kuratörünün derlediği Love Letters: 2000 Years of Romance (Aşk Mektupları: 2000 Senelik Romantizm) adlı kitapta yazarlardan oyunculara döneme damgasını vuran pek çok ismin aşk mektuplarını derlemişler.
İşte kitapta yer alan bazı aşk mektupları:

//php print_r ($fields); ?>
Bazen her şey aslında çocukluğu yazmak, anlatmak için bir bahaneymiş gibi geliyor! Romanı bilmem ya, şiir, öykü, portre yazmak ve film çekmek, belki o yarı yarıya sayılabilir, bisikletin, gazozun, oyuncak bebelerin, tel arabaların, tahta kamyonların, eh bir de plastik topların arkadaşıymış gibi geliyor.

//php print_r ($fields); ?>
Bir akşam oturduğum masanın başındaki adam şöyle dedi: Hiçbir şeyle ilgilenmediğin vakit, bu ülkede yaşamak güzel. Gazete okuma, televizyonu açma. Yaşamak öyle güzel ki…

//php print_r ($fields); ?>
Madem aramızda yabancı yok, bir itirafla başlayacağım: Hakkında birkaç haftaya kadar hiçbir şey bilmediğim, tek bir kitabını dahi okumadığım, daha fenası adını bile duymadığım ve Nobel almasa muhtemelen de hiç duymayacağım (bana trenler çarpsın) bir yazara dair bir şeyler yazmak için masaya oturmuş biriyim. Lakin sanırım yalnız da değilim.

//php print_r ($fields); ?>
Senaryosuyla, karakterleriyle, yönetmenliğiyle, hayranlarıyla kurduğu özel ilişkiyle tüm zamanların en ayrıksı yerli dizisi hangisi diye sorsak, Leyla ile Mecnun cevabının gür bir şekilde duyulacağını öngörebiliriz.

//php print_r ($fields); ?>
Edebiyat ve sinema kol kola girmiş yaşlı bir çift gibi birbirlerini destekleyerek yürümeyi sürdürüyor. Sinemanın edebiyata ilgisi her geçen gün artadursun, bu ihtiyar çiftin dostluğu sandığınızdan daha eskilere dayanıyor ve uzun zamandır edebiyat, sinemacılara ilham veriyor. Öyle ki birçoğumuzun beğeniyle izlediği bazı filmler aslında kısa öykülere dayanıyor.






alternatif.jpg)











