Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Gün güneşliydi ama. Sabah uyandığımda gökyüzünün bir yakasında çekilen bir tsunami dalgası gibi uzaklaşıyordu koyu bulutlar. Soğuk olmasına soğuktu, ama pırıl pırıldı gökyüzü. Bir ölümün ardından bakmakta olduğumuzu tahmin edemezdim.

//php print_r ($fields); ?>
Nereye gitseniz şu konuda bir fikir birliği var: İktidar yaşam alanlarını tek tek daraltıyor. Tek devlet, tek millet, tek din, tek bayrak ilkesi şaka değil. Hayatı kuşatan bir ilke. Tek bir görüş, tek bir yaklaşım 'norm'u belirliyor bu anlayışta. O tek perspektifin dışında kalan her şey ya marjinal addediliyor, ya sapkın ya ideolojik ya da terörist.

//php print_r ($fields); ?>
Batı’da romancılık dünyasında “özkurgu” sesleri yankılanıyor. Özkurgu ilk olarak 1970’lerde Fransız yazar Serge Doubrovsky’nin kendi romanı Fils’i tanımlamak için kullandığı bir terim.

//php print_r ($fields); ?>
İstanbul’da sonbaharın vazgeçilmezleri arasına giren İstanbul Kitap Fuarı, bol konukları, yenilikleri ve yüzlerce etkinliğiyle cumartesi günü başlıyor. Bu yıl 29’uncusu düzenlenen fuar, 7 Kasım’a kadar yerli yabancı birçok yazar, çizer, şair, yayıncı ve kitapseverleri ağırlıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Her ne kadar birbirlerini besleseler de sinema ile edebiyatın iki farklı dünya olduğunu yadsıyamayız. Edebiyatın malzemesi yalnız kalem ve kağıt olsa da tek sınırı yazarın hayal gücü. İş beyaz perdeye geldiğinde ise senaryo yazarı hep bir adım geride duruyor ve sinema sözcüklerin değil görüntülerin sanatı olarak anılıyor.

//php print_r ($fields); ?>
ORDA BİR FUAR VAR UZAKTA
Adnan Özer/Havana

//php print_r ($fields); ?>
Hazirandı, Ağustosta hatırladım, yarısı yazın yarısı güzün olan Ağustosta. İnsanı hem kararsız bırakır hem de bu kararsızlıktan yeni kararlara varmak için, nasılsa, niyeyse, güç alır, güç verir. Konumuz Ağustos değil, hem öyle olsaydı zaten şöyle derdim, yarısı hüzün yarısı güzün olan Ağustos.

//php print_r ($fields); ?>
Cannes deyince akla auteur sineması gelir. Yani senaryolarını bir edebi kaynağa dayandırmadan kendisi yazan, tamamen biricik, kendine özgü bir dünyası ya da vizyonu olan yönetmenler yarışır Cannes’da. Terrence Malick, Apichatpong Weerasethakul, Michael Haneke, Yılmaz Güney ve Michelangelo Antonioni gibi auteurler hep bu ilkeye uyar.















