Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Cannes deyince akla auteur sineması gelir. Yani senaryolarını bir edebi kaynağa dayandırmadan kendisi yazan, tamamen biricik, kendine özgü bir dünyası ya da vizyonu olan yönetmenler yarışır Cannes’da. Terrence Malick, Apichatpong Weerasethakul, Michael Haneke, Yılmaz Güney ve Michelangelo Antonioni gibi auteurler hep bu ilkeye uyar.

//php print_r ($fields); ?>
Uyarı: Taht Oyunları serisinin yayınlanmış tüm kitaplarını okumadıysanız ya da dizinin ilk dört sezonunu izlemediyseniz bu yazıyı okumamanızı öneririz.

//php print_r ($fields); ?>
Küçük bir armağan olarak, bir renk olarak tasarlanmıştı Metis Ajanda. Çok sevildi, yıldan yıla müdavimleri oldu. Bu yıl toplumun bölünmüşlüğünün, belli ideolojik kalıplara sıkışmışlığının yarattığı suçlara karşı bir duyarlılık geliştirmek amacıyla yayınlandı. Ne ki; ilerleyen günlerde, temasıyla hayli ironik bir ilişki içinde olan gelişmelerin başrol oyuncusu olacaktı.

//php print_r ($fields); ?>
Paris Rewiev kendisine ona göre 20. yüzyılın en büyük romanlarının hangileri olduğunu sorduğunda onlara şöyle yanıt vermişti Vladimir Nabokov:

//php print_r ($fields); ?>

//php print_r ($fields); ?>
Aslında her şey yaklaşık bir yıl önce Andrew Crumey’in Metis Yayınları’ndan çıkan Mobius Dick’i üstüne bir yazı yazmam istenmesiyle başladı. Edebiyatla bilimi ilginç bir şekilde bir araya getiren Mobius Dick’te, yazar Andrew Crumey; okuyucusunun zekasını kışkırtmakla kalmıyor aynı anda hem kuantum fiziği hem de sanat ve felsefe tarihi üstüne akıl yormasına neden oluyordu.

//php print_r ($fields); ?>
İyi bir dedektif romanından eminim herkes keyif alır; inandırıcı olduğu kadar, gizem unsuru da sağlam kurulmuş bir dedektif romanı özellikle... Ne de olsa hiçbir okur, katilin kim olduğunu anında tahmin edebileceği bir kitap okumaktan istemez. Bu sebeple polisiye roman yazarları, birer suçlu gibi düşünmeyi öğrenmelidirler.

//php print_r ($fields); ?>
Kitap okumak için sayısız gerekçe sayılabilir. Oysa kitap okumayanların gerekçeleri genellikle birbirine benzer: Vakitsizlik. Gerçekten de günlük hayatımızın koşuşturması içinde vakit ayırabildiğimiz son şeylerden biri oluyor okumak. Hatta bugünlerde birçok kişi bir romanı okumaktansa o romandan uyarlanan sinema filmini ya da televizyon dizisini izlemeyi tercih edebiliyor.

//php print_r ($fields); ?>
Open Culture'ın haberine göre, 1916-1925 yılları arasında, Mississippi Üniversitesi'ndeyken William Faulkner, üniversite gazetesi Ole Miss ve onun mizah eki The Scream için çeşitli çizimler yapmış. Faulkner'ın çizimleri, Caz Çağı'nı yansıtan art-deco tarzındaki çizimler olarak nitelendiriliyor.

//php print_r ($fields); ?>
Gezi Direnişi'nin ilk günlerinde çapulcu sözcüğünün yenilenen anlamlarıyla gündeme düşmesinden beri bir noktayı çok net genel kültürümüze yedirmiş olmamızı Gezi'nin elle tutulur kazanımlarından sayabiliriz sanki: Artık sözlüklerin nötr referanslar olmadıklarını yaygın olarak biliyoruz ve bir sözlüğe baktığımızda bir ideolojiye, bir perspektife, bir -izm'e mi bakıyoruz, diye soruyoruz. Med








_4_0_0_1.jpg)
.jpg)







