Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Üç kitabı baskısı, kapağı ve iç sayfaları yönünden değerlendirdiğimiz Karne'nin baskı kritikleri Libris Lipum, tasarım kritikleri Bila Perva tarafından yapılmıştır.
Grinin Elli Tonu, E.L. James, Pegasus Yayınları

//php print_r ($fields); ?>
Aslında öykü yazmaya başlarken ve onları “Heveskuşu” adı altında bir araya getirdiğimde, neden öykü yazdığımı bilmiyordum. Hala da tam olarak bunun nedenini bildiğimi söyleyemem. Sanırım hayatın parçalar halinde üzerime savurduklarını birleştirmek ya da yan yana koymak istemişim.

//php print_r ($fields); ?>
Her kavramın, kolayca tüketildiği bir dünyada yaşıyoruz. Öyle ki, “Her kavramın, kolayca tüketildiği bir dünyada yaşıyoruz” cümlesinin bile anlamının ne kadar tüketildiğini fark ediyorum yazarken... Nasıl da klişe geliyor kulağa!

//php print_r ($fields); ?>
İnsanoğlu hiç durmadan yayılan bir tür. Tarih öncesinde ve tarih boyunca bulunduğu her yeri kendisine tabi kılma konusunda büyük ısrar göstermiş. Dünyayı ele geçirme, kendine mal etme, içini dışına çıkarma, doğasını kontrol etme, paylaşma mücadelesini hiç durmadan vites artırarak sürdürüyor.

//php print_r ($fields); ?>
Bazı kadınlar vardır ilk başta varlığını çok hissedemezsiniz, coşkulu ya da farklı değillerdir. Sanki hep oradadırlar, olmaları gereken yerde. Fakat bir şekilde dikkat kesilirseniz o durağanlığının içinde bambaşka denizlerin var olduğunu görürsünüz. Doğru yerde susar doğru yerde konuşurlar. En çok da dinlerler.

//php print_r ($fields); ?>
Sinemayla da edebiyat kadar ilgilenen yazar Vladimir Nabokov, 19 Kasım 1964'te yönetmen Alfred Hitchcock'tan bir mektup almıştı. Hitchcock'un bu mektupta ne yazdığını bilemesek de, Nabokov'un 28 Kasım'a tarihli cevabından ne yazık ki yarım kalan, ortak bir projenin ilk adımlarını attığı anlaşılıyor.

//php print_r ($fields); ?>
İstanbul sokaklarında yürürken nadiren de olsa bir şairin dizeleriyle, bir kitaptan ufak bir alıntıyla karşılaşabiliyoruz, ama bu bize pek yetmiyor. Özellikle de aşağıda göreceğiniz birbirinden güzel örneklerin varlığından haberdarken, "Keşke." diyoruz, "Bizim sokaklarımızda da daha çok edebiyat olsa!"

//php print_r ($fields); ?>
Geçen günlerde bir kitapçının danışma bölümünde istediğim kitabın gelmesini beklerken bir konuşmaya şahit oldum. Bir anne oğlu ile danışmaya geldi ve elindeki listeden aradığı kitapları sıraladı.

//php print_r ($fields); ?>
Kral, eşi ve üç kızı bir adada yaşamaktadır: İlk bakışta Shakespeare’in Kral Lear ve Fırtına’sını birleştiren tuhaf bir senaryo gibi duruyor. Kral, yani baba, tehlikeli dış dünyayla ilişkilenebilen, adada ihtiyaç duydukları araç gereçleri almak için dışarıya çıkabilen tek kişidir. Kızların adada yaşayanlar dışında birileriyle iletişimiyse mümkün değildir.

//php print_r ($fields); ?>
Bazı romanlarda, müziğin sayfalardan çıkıp odayı -yahut da bulunduğunuz mekanı- doldurduğunu hissedersiniz. "Söz uçar yazı kalır" belki ama, bazen de müzik kelimeler sayesinde sayfaların arasından uçar, üstelik zihinden kolayca silinmez.
















