Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
İnsan karakter özellikleriyle tanınır daha çok. İnsanın kelimeleri, yürüyüşü, dinleyişi, konuşması hepsi birlik olup karakter denilen hususiyetler toplamını oluşturur. Dil de bir karakter taşır sonuçta. Her dilin ayrı bir karakteri vardır. Çünkü dil, konuşulan ağızlarda, susulan gönüllerde bir kimliğe, bir aidiyet bilincine dönüşür daha çok.

//php print_r ($fields); ?>
Korkutucu hikayeler okumanın en güzel yanı gözlerimizin önünde cereyan eden bu dehşet verici olayların kurgudan ibaret olduğunu ve bizim içinde yaşadığımız dünyaya sirayet edemeyeceğini bilmektir. Peki bu konfor alanı içine kurulup rahatça okuduğumuz hikayelerin bazılarının gerçek olaylara dayandığını söylesek? İşte ardında gerçek olaylar yatan ürkütücü hikayeler:

//php print_r ($fields); ?>
Girişte, ellerinde manyetik cihazlar ile üst arama kabinlerinin ardında takım elbiseli bir koruma ordusu… Çepeçevre girişini sardıkları fuar merkezinin G8 zirvesine ev sahipliği yaptığını düşünebilirsiniz. Gerçeği, elinizdeki suyu ''Efendim içeriye dışarıdan su sokmak yasak.'' diyen görevliye bıraktıktan ve giriş ücretini ödedikten sonra öğrenebilirsiniz.

//php print_r ($fields); ?>

//php print_r ($fields); ?>
80’lerin çocukları hatırlar; o dönemde çok çeşitlilik göstermeyen, eğitici çocuk programlarından birinin adıdır Az Gittik Uz Gittik. Çizgi film gibi başlayan bu programın jeneriğinde Evliya Çelebi ve atı Küheylan görünürdü.

//php print_r ($fields); ?>
Zelda Fitzgerald'ı hep F. Scott Fitzgerald'ın eşi olarak tanıdık. Aslına bakarsak Zelda, Scott'ın eserlerindeki kadın karakterler için ilham vermiş bir isimdi. O olmasaydı, Scott Fitzgerald'ın "Caz Çağı" diye adlandırdığı dönemin en gözde çiftinden mahrum kalacaktık.

//php print_r ($fields); ?>
ADA: “Çocukluğumdan beri haritaya ne zaman baksam gözüm hemen bir ada arar; şehir, vilayet, havali isimlerinden hemen mavi sahile kayar… Robenson Kruzoe’yu okumuşumdur herhalde; unuttum gitti. Onun zoruyla mavi boyaların üstünde bir garip ada ismi okuyunca hülyaya daldığımı sanmıyorum. Romanlar yüzünden adaları sevdiğimi pek ummuyorum ama belki de o yüzdendir.

//php print_r ($fields); ?>
Bosna’nın millî şairi, Aliya İzzetbegoviç’in kadim dostu, yakın çalışma arkadaşı Cemalettin Latiç… Bosna’nın Yunus Emre’si olarak anılan bu kıymetli şairin kitapları, Okur Kitaplığı’nın özverili ve titiz çabasıyla Türkçeye çevriliyor. İlk üç kitap yayımlandı bile. Bütün Eserleri başlığıyla Latiç’in kitaplarının Türkçeye kazandırılıyor olması çok kıymetli bir yayımcılık çabasıdır.

//php print_r ($fields); ?>
Edebiyat denizi öyle büyük ki, içinde itinayla günümüze aktarılan bilgiler kadar, kesinliğinden emin olunmayan, nedeni ve sonucu bilinmeyen çok fazla hadise de var.

//php print_r ($fields); ?>
Önce kitabını mı okumalı, yoksa filmini mi izlemeli? Cevaplaması kolay bir soru değil... "Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi"nin bir başka versiyonu olarak nitelendirebiliriz. Önce filmi izlemeli diyenlerin de, önce kitabını okumalı diyenlerin de haklı nedenleri olacaktır hiç kuşkusuz.

















