Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar



Önce kitabını mı okumalı, yoksa filmini mi izlemeli?

Önce kitabını mı okumalı, yoksa filmini mi izlemeli? Cevaplaması kolay bir soru değil... "Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi"nin bir başka versiyonu olarak nitelendirebiliriz. Önce filmi izlemeli diyenlerin de, önce kitabını okumalı diyenlerin de haklı nedenleri olacaktır hiç kuşkusuz.



12 Eylül: Edebiyata Bir Darbe // Kıyamet zamanında edebiyat yapmak

Ömer Türkeş

 


 

 

 

80'li yıllara damgasını vuran sözcük 'birey'di. Yeni kültürel iklimde esen birey, cinsellik, özgürleşme ve özel hayat fırtınaları, 12 Eylül 'edebiyatı'nın merkezi temasını oluşturur. Ancak belleklerde yer edecek bir '12 Eylül Romanı' külliyatından söz etmek zor.



Her külliyat bitmemiştir

“Yapmamayı tercih ederim.” Melville’in meşhur kâtibi Bartleby’nin bu şiarı, dünyaya en net karşı duruşlarından biri olarak kabul ediliyor.

 



12 Eylül: Edebiyata Bir Darbe // Yazarlar anlatıyor

Ceren Çıplak

 

Ahmet Cemal, Oya Baydar, İnci Aral ve Nedim Gürsel, 30. yılında 12 Eylül döneminde yazar olmayı anlatıyor.

 

 



KararsızOkur // "Korku, biraz korku. Bütün istediğim buydu"

Aysu Önen, bu ay Kararsız Okur'da, aklı karışan okura Gotik edebiyatının yolunu gösteriyor, korkuyla dolu maceraların kapısını aralıyor.

 



Cahit Zarifoğlu'nun Şiiri

Kader Hep Erken Zaman Hep Geç ismiyle okuyucuya ulaştı Yılmaz Daşcıoğlu’nun Şule Yayınları arasında çıkan Cahit Zarifoğlu’nun Şiiri kitabı.

 



Baskının “kısa” tarihi

Shakespeare’in 36 oyundan oluşan toplu oyunlarının ilk baskısının iki yıldan uzun sürdüğünü ya da İngilizcede basılan ilk kitabın Kral Arthur olduğunu biliyor muydunuz? Şimdilerde baskı teknolojileri bir hayli gelişmiş olsa da baskının tarihine ilişkin bilmediğimiz pek çok şey var.



Kitaplar canlanırsa...

Bent Objects adlı bloğunda, gündelik yaşantımızda sık sık karşımıza çıkan objelere bir tel yardımıyla kişilik veren ve daha sonra bu objeleri, bir hikaye doğrultusunda fotoğraflayan Terry Border, kitapları da bu gözle değerlendirdi.

 



Ayrılık Çeşmesi Sokağı: Zıpır Ve Kallavi Roman

Teknolojik gelişmeler neticesinde hayatımızdaki okuma normları artık kısaldı malum; yüz kırk karakterde (yakın geçmişte iki yüz seksen karakter oldu gerçi) meramımızı anlatmaya çalışıp, yüz kırk karakterde insanların meramlarını okuyup anlamaya çabalarken, artık eskisi gibi 500 sayfalık romanlara vakti ancak yaz tatillerinde ya da alacağımız yıllık izin günlerine bırakıyoruz.



Paris-Berlin hattında

Geçtiğimiz ayki yazımızı Paula McLain’in Ernest Hemingway’in ilk eşi olan Hadley ile Paris’teki yıllarının ve evliliklerinin hikayesini anlattığı Paris’teki Eş (Remzi Kitabevi) adlı romanla bitirmiştik hatırlarsanız. Eh işte hiçbir şey tesadüf değildir aslında. Meğer bizim ‘edebiyat kelebeği’nin bir bildiği varmış da, ondan bizi en son orada bırakmış.

 

 

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.