Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
2012’nin ilk aylarıydı. Yılmaz Güney’in Duvar filmine konu olan sahneler dile dökülmeye başlandı bir kez daha, bu defa Pozantı Cezaevi’nde: 14 yaşında bir "taş atan çocuk" anlatıyordu: “Bazı arkadaşlarımıza adli tutuklular tarafından defalarca tecavüz edildi. Bazen zorla pantolonlarımızı indirmeye çalışıyorlardı. Yaşadıklarımız anlatılır gibi değil.”

//php print_r ($fields); ?>
“Hunc mundum tipice laberinthus denotat ille. Intranti largus, redeunti sed nimis artus.” Yani, “Bu dünya tipik bir labirent gibidir. Girişi kolay, çıkışı çetindir,” diyordu ihtiyar kör adam ve şöyle devam ediyordu: “Kitaplık kocaman bir labirenttir. Dünya labirentinin simgesi içine girersin, ama dışarı çıkıp çıkamayacağını bilemezsin.”

//php print_r ($fields); ?>
Paris yalnızca bir aşıklar şehri değil, aynı zamanda birçok sanatçıya da yuva olmuş bir şehir. Özellikle yirmili yıllarda edebiyatçıların akınına uğramış ve F.Scott Fitzgerald'dan Ernest Hemingway'e kadar birçok yazara ilham vermiş olan Paris, kitap kurtları için de birçok durağı içinde barındırıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Bir kitap okurken, romandaki tasvirler üzerinden o karakterleri kafamızda canlandırırız. İngiliz sanatçı Brian Joseph Davis'in projesi ise bu hayali süreci gerçeğe dönüştürdü.

//php print_r ($fields); ?>
Dünyanın bilgisini kurgusuna katan, kahramanın bilimin biriktirdikleri ve filozofların açıkladıkları arasında dolanırken zamane kuramcısı ya da sanatçısı gibi sorgulamalara girdiği romanlar yazılıyor ve ben bu soydan gelen romanları büyülenmiş bir biçimde, poetik bir hazla okuyorum.

//php print_r ($fields); ?>
Murat Uyurkulak’ın yeni romanı Delibo’da üç farklı karakterin -edebiyat öğretmeni Sefer Kavala’nın, onun oğlu Yusuf’un ve zihinsel engelli İbrahim’in- hayat hikâyesini okuyoruz. Anlatıcımız Yusuf. Onun ağzından dinliyoruz hikâyeleri. Ayrıca Yusuf ana karakter. Diğer ifadeyle romanın merkez kahramanı. Hem anlatıyor, hem yorumluyor olayları.

//php print_r ($fields); ?>
Keşfet'in bu ayki konuğu Jehan Barbur, AZ'ı neden seçtiğini kendi el yazısıyla yazdı! Hakan Günday'ın AZ romanı için "Dahiyane bir kurgu. Bana iyi bir tokat attı," diyen Barbur'un seçimini kendi el yazısından okuyun.

//php print_r ($fields); ?>
Cinayet romanları için bir kraliçe seçimine girişilse eğer, bu seçimin sonucunda ortaya çıkacak isim elbette Agatha Christie’den başkası olamazdı.

//php print_r ($fields); ?>
Kulaklığınızı taktınız, Leonard Cohen ya da ne bileyim Aşık Mahzuni, fısır fısır bir şeyler söylüyor. Dikkatli dinlerseniz, sizi ayan beyan edebiyatın sularına buyur ediyor.

//php print_r ($fields); ?>
Rap müziğinin “istihza ustası” Gil Scott-Heron’un 2010 yılındaki Brixton konserinden önce, albümlerinin satıldığı tezgahta şiirleri de vardı, romanı da. The Vulture’ı ilk defa orada gördüm. Satın almadım ve tabii çok kısa bir süre sonra da bundan pişmanlık duydum.
