Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar



Kararsız Okur: Yasaklılardan yasaklı beğenin!

Sansür, yasak, engelleme bugünlerde en çok duyduğumuz üç Türkçe kelime. Öyle ki gönlümüzü olduğu kadar artık söylene söylene kulaklarımızı da yakıyor. Bir de kendi kendimize uyguladığımız otosansür var ki, belki en çok onu duymak istemiyoruz. Eğer yasaklara ve sansüre karşı savaşımız devam edecekse ilk önce kendi kendimize kurduğumuz otosansür sisteminden kurtulmamız gerek tabii.



A'dan Z'ye Yusuf Atılgan

Bugün (27 Haziran) Yusuf Atılgan'ın doğum günü. İpekli Mendil yazarlarından Sinem Cerrah'ın, Yusuf Atılgan'ın öykülerinden yola çıkarak hazırladığı "A'dan Z'ye Yusuf Atılgan Sözlükçe"siyle yazarın doğum gününü kutlarız!

 



Kelebek Etkisi // Edebiyatın "anneleri"

Her yıl Anneler Günü öncesi bizim kelebek, o yıl annesine armağan edeceği şiiri seçme telaşına düşer. Üstelik her yıla özel bir şair belirleme kıstası da vardır ki, şiiri belirlemesinde iyice kılı kırk yarmasına neden olur. Ama bu yıl şansı yaver gitti. Malum bu yılın Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nün sahibi küçük İskender oldu.



A'dan Z'ye Sema Kaygusuz

ARDIÇ TOHUMU: “Güzel gözlüm... Geldiğinde ne kadar aç, nasıl da yalnızdın. Dağların üstünde uçmadığın, dolaşmadığın yer kalmamıştı. Beni bulduğunda güzün en ışıklı saatlerindeydik. Gücenmiş, bitkin düşmüş, umudunu kaybetmemiştin. Senin içinden geçene dek istek dolu biriyle karşılaşmanın ne tür bir tuzak olduğunu henüz kavrayamamıştım.



Adalar bizi “Hişt! Hişt!” diye çağırınca

Haziran ayının, yani bir anlamda yaz mevsiminin gelişini adada karşılamaya karar vermiştik. Kelebek ile birlikte ilk ada vapuruna atladık ve kendimizi sahile attık. Aynı Sait Faik’in Dülger Balığının Ölümü’nde anlattığı gibi, bizim üstümüzde de etrafımızdaki güzellikten  kaynaklanan cazip bir titreme vardı. “Hani bazı yaz günleri hiç rüzgar yokken deniz üstünde bir meneviş peydahlanır.



Yazarın dünyasına mahrem bir bakış

Ülkede sular durulmuyor, siyaset her yerimize nüfuz etmiş durumda ve nefes almaya her zamankinden fazla ihtiyacımız var. Bitmeyen yasaklar ve genel olarak iktidar ve erkeklik mücadelesinden geriye ne kalır bilinmez ama aslolanın sokak olduğu açık. Hem mücadele hem de yaşam alanı olarak sokağın önemini geçen bir yılda çok daha iyi anladık.



Yılın sözcüğü: Gangnam Style!

Kafka’nın, kitaplarını Max Brod'a bırakmak yerine ölmeden önce hepsini bir bloga yüklediği anakronik bir hayal kuralım. Aynı etkiyi yapabilir miydi? Çok daha önemsiz metinler yayımlamış gibi davranılmaz mıydı?



Yok yere sıkıntılar: Narkotik romanlar

Kişiye kalan alanın her teknolojik ve idari gelişmeyle daha fazla arttığı dönemlerde, insanlar ne yapacaklarını ve neyle oyalanacaklarını bilemez hale geliyorlar. Bir acıdan veya sıkıntıdan kurtulma mücadelesi değil de, benliğiyle veya varlığıyla ne yapacağını bilememe mücadelesi başlıyor.



Kirli işler arasında

Herhangi bir ülkenin istihbarat örgütünde görev almış bir yazarın yazdıklarına salt edebiyat olarak bakmanın ne kadar doğru olduğu tartışılır. Yazarın gerçekleri ne kadar anlattığı, neyi dışarıda bıraktığı ve diğer bütün etik soruları yazardan ve eserinden bağımsız olarak düşünmek zor.



Amerikan edebiyatının sıradağları romanlar

Edebiyat coğrafyasının yükseltileridir bana kalırsa romanlar. Kimisi insana rahat bir gezinti vaat eden, güzel manzaralar gösteren tepeliklerdir kimisiyse sarp kayalıklardan, vahşi tabiattan, yükseklik korkusundan bahsettiren ulu dağlardır.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.