Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Haziran ayının, yani bir anlamda yaz mevsiminin gelişini adada karşılamaya karar vermiştik. Kelebek ile birlikte ilk ada vapuruna atladık ve kendimizi sahile attık. Aynı Sait Faik’in Dülger Balığının Ölümü’nde anlattığı gibi, bizim üstümüzde de etrafımızdaki güzellikten kaynaklanan cazip bir titreme vardı. “Hani bazı yaz günleri hiç rüzgar yokken deniz üstünde bir meneviş peydahlanır.

//php print_r ($fields); ?>
Çizer Scott McCloud, çizgi roman mecrasını incelediği Understanding Comics (Çizgi Romanları Anlamak) kitabında, bu mecranın edebiyat ve medya dalları arasında bir boyut yarattığından; anlatıların da bu boyut içerisinde özgünleşip okuyucuya çok farklı biçimlerde hitap edebildiğinden bahseder.

//php print_r ($fields); ?>
Herhangi bir ülkenin istihbarat örgütünde görev almış bir yazarın yazdıklarına salt edebiyat olarak bakmanın ne kadar doğru olduğu tartışılır. Yazarın gerçekleri ne kadar anlattığı, neyi dışarıda bıraktığı ve diğer bütün etik soruları yazardan ve eserinden bağımsız olarak düşünmek zor.

//php print_r ($fields); ?>
Sansür, yasak, engelleme bugünlerde en çok duyduğumuz üç Türkçe kelime. Öyle ki gönlümüzü olduğu kadar artık söylene söylene kulaklarımızı da yakıyor. Bir de kendi kendimize uyguladığımız otosansür var ki, belki en çok onu duymak istemiyoruz. Eğer yasaklara ve sansüre karşı savaşımız devam edecekse ilk önce kendi kendimize kurduğumuz otosansür sisteminden kurtulmamız gerek tabii.

//php print_r ($fields); ?>
35. İstanbul Film Festivali 7 Nisan’da başlıyor. 17 Nisan’a kadar sürecek festivalin programı her sene olduğu gibi yılın önemli filmlerini bir araya getiriyor.

//php print_r ($fields); ?>

//php print_r ($fields); ?>
Türkiye’de yayıncılık... Yüksek KDV, haksız rekabet, korsan ve hatta resmi korsan, düşünce özgürlüğü, bürokratik çıkmazlar, e-kitap, Muzır Kurulu ve daha nice sorunlar... Tüm bunlarla boğuşan yayıncılık sektörü devlet gözünde reel sektörün bir parçası olarak görünmüyor. Oysa bal gibi de öyle. Görmezlikten gelinmesi ise ayrı ve ağır bir mesele...

//php print_r ($fields); ?>
Sürrealist ressam Salvador Dali, yeteneğini birçok defa edebiyat eserlerinin hizmetine sundu. 1946'da Miguel de Cervantes'in Don Kişot'u, 1947'de Montaigne'nin Denemeleri, 1969'da ise Lewis Carroll'un Alice Harikalar Diyarı'nda adlı kitabı için çizimler yaptı. William Shakespeare'in Romeo ve Juliet'i ise Dali'nin "ustalık" dönemine denk gelecek kadar şanslıydı.

//php print_r ($fields); ?>
Hayatımı değiştiren kitapları listeleyebilmem çok zor. Benim bugüne gelebilmemin arkasında çok çeşitli etkenler, unsurlar var çünkü. Bu sebeple “bu kitabı okudum, şöyle değiştim” demek diğerlerine haksızlık olur. Faulkner “bu kitapta ne anlatmak istedin?” diye soranlara çok kızarmış.

//php print_r ($fields); ?>
“Alt tür” olarak anılagelmiş ve bir süre daha öyle anılmaktan kurtulamayacak gibi görünen eserler (bilimkurgu, fantastik kurgu, polisiye...), elbette kitapçıların “alt” raflarında durmuyorlar ama çoğunlukla birbirlerinden pek ayrı yerlere konulmadıkları söylenebilir; hatta bulundukları raflar yan yana dizilir genellikle.

















