Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Tatil yapmayı, sahilde kitap okuyarak yılın yorgunluğunu üzerinden atmayı kim istemez? Havaların böyle değişken olduğuna bakmayın, yaz eninde sonunda gelecek, tatil sezonu açılacak; elinizde kitaplarınız üzerinizde mayolarınızla sahile gidip yılın yorgunluğunu atacaksınız.

//php print_r ($fields); ?>
Resmi internet sayfasındaki biyografisinde de yazdığı gibi, Buket Uzuner, hem bir romancı hem de bir hikayeci ama aynı zamanda bir gezi yazarı.
Böylesine çok seyahat eden bir yazarın çalışma masasında da bunun izlerini görecektik elbette!

//php print_r ($fields); ?>
Galatasaray Lisesi’nin öğrencileri Tevfik Fikret efsaneleriyle büyür. Mektebin en yüksek ortalamasını o yapmıştır. Ondan sonra hiç kimse 5,0 ortalamaya ulaşamamıştır. Kendisini büyük kapıya zincirleyen yine odur. Hatta biraz zorlarsanız Charles de Gaulle’den nişan aldığını bile duyabilirsiniz, ki Charles de Gaulle lisede Tevfik Fikret’ten onlarca yıl sonra bulunmuştur.

//php print_r ($fields); ?>
Son teslim tarihinin ya da İngilizce adıyla “deadline”ın yaklaşması nasıl bir gerginlik yaratır bilirsiniz. Bu bir ödevin son teslim tarihi de olabilir, işyerinde üstlendiğiniz dev projenin de... Öyle ya da böyle hepimizin hayatında böyle günler vardır, boğuşup durduğumuz. Bu yazarlar için de farklı değil elbette.

//php print_r ($fields); ?>
Her okurun bir yazarı çok sevmek için son derece haklı ve bir o kadar özgün gerekçeleri vardır şüphesiz. Yola bu bilinçle, SabitFikir okurlarının edebiyatın öne çıkan yazarlarını neden sevdiklerine ilişkin bir tartışma başlatmak için çıktık. İlk soruyu da o yazar üzerine çalışmalar yapmış bir isme yönelttik. Öyleyse soruyoruz: Siz Geoff Dyer'ı niçin okuyorsunuz?

//php print_r ($fields); ?>
Her gün yatağımızdan kalkalım, bize sunulan her ne tür bir hayat ise onu paşa paşa yaşayalım. Akşamları da, ertesi sabah tekrar kalkıp birebir aynı şeyleri yaşamak üzere aynı yatağa girelim. Bunun ne gibi bir sakıncası var?

//php print_r ($fields); ?>
Devasa ve kompleks yapıtlara karşı hastalıklı bir hayranlığım var sanırım. Mutlaka okuyup anlarım diye değil; içine tıpkı bir rüya ya da kabus gibi girip, görebildiğim kadarında dolandıktan sonra bulunduğum yerde kitabı kapattığımda öyle ya da böyle değişmiş olduğumu hissettiğimden...

//php print_r ($fields); ?>
İsveçli kimyacı Alfred Nobel anısına 10 Aralık 1901'den beri ödül dağıtan İsveç Akademisi, Leo Tolstoy, James Joyce, Virginia Woolf, Mark Twain, Joseph Conrad, Anton Chekhov, Marcel Proust, Henry James, Henrik Ibsen, Emile Zola, Robert Frost, W.H. Auden, F. Scott Fitzgerald, Jorge Luis Borges ve Vladimir Nabokov'u atladığı için eleştirildi.

//php print_r ($fields); ?>
Sinema ve edebiyatın yakın ilişkisi tartışılmaz. 1800’lerin sonlarında Lumiere Kardeşler’in treni gara girip de insanlar korkuyla kaçıştığından beri, başka bir deyişle sinema hayatımıza girdiğinden beri sinemanın edebiyatla flörtü devam ediyor.

//php print_r ($fields); ?>
Keşfet'in bu ayki konuğu Suavi.
Sizlere keşfetmeniz için Goethe'nin Faust isimli kitabını öneriyor, hem de kendi el yazısıyla!
Bu kitaptan altını çizdiği cümle ise şöyle: "Sanat'ta hiçbir zaman (kusursuz) yoktur. En iyi sayılabilecek bir yapıt bile; olsa - olsa 'oldukça iyidir'..!"

















