Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Gezmek, edebiyatla güzel. Edebiyatçı elinden çıkma seyahatnameler, gördüklerini yazmakla başlayıp edebiyat klasiklerine dönüşen notlar, çok gezen, gezdikçe derinleşen, kültleşen edebi kahramanlarla doludur edebiyat tarihi.

//php print_r ($fields); ?>
Hatırlanacaktır, bir dönem furyaydı dünya klasiklerinin çizgi roman uyarlamaları. NTV Yayınları’nın Shakespeare’in Macbeth’inden uyarlanan çizgi romanı yayımlamasıyla başlamıştı her şey.

//php print_r ($fields); ?>
Yazma tutkusu, deha, bohem bir karakter ve edebiyat birleşince 20'nci yüzyılın en önemli zirvelerinden biri, James Joyce nam buzdağı ortaya çıkıyor. Yüzyıl önce, 1915’te, bu buzdağının su yüzüne çıkmaya başlaması, gündelik hayatla ilgili birtakım öykülerin derlendiği Dublinliler kitabıyla gerçekleşti; önceden dergilerde kopmuş birtakım buz parçalarını saymazsak.

//php print_r ($fields); ?>
Yurtdışına seyahat etmek bazen fazlasıyla talepkar bir iş haline gelebiliyor. Yola çıkmadan önce dikkat etmeniz, araştırmanız gereken pek çok şey var. Yemeği nerede yesek? Nerede kalsak? Ne kadar bahşiş versek? Asıl zor olansa, tüm bu pratik sorunlardan öte, gittiğiniz ülkenin kültürel atmosferini sezebilmekte yatıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Keşfet'in bu ayki konuğu Cem Dinlenmiş.
Sizlere keşfetmeniz için Kurt Vonnegut'un Mezbaha No.5 isimli kitabını öneriyor, hem de kendi el yazısıyla!
Bu kitaptan altını çizdiği cümle ise şöyle: “Hadi geçmiş olsun.”

//php print_r ($fields); ?>
Anne olmadan önce kadındılar, kadın olmadan önce çocuk. Kimisi kendi ailesinden başka bir aileye gitmişti, kimisiyse ne kendi ailesinden ne de bir başkasının ailesinden kabul görmüştü. Bazen aşk, bazen pazarlık, bazense düpedüz şiddet sonucunda bir erkeği kabul etmişler, sonunda da çocuklarını doğurup anneliği yaşamışlar.

//php print_r ($fields); ?>
Bir hanımefendinin her zamankinden biraz daha büyük bir çanta kullanması, hava soğuk olduğu halde pencerenin açık bırakılması ya da minicik bir kan lekesi... Hafiyeler için böylesi detaylar ipucudur; aynı zamanda, meşhur hafiye karakterleri yaratanlar da yine bu detaylardır.

//php print_r ($fields); ?>
Sinema ve edebiyatın yakın ilişkisi tartışılmaz. 1800’lerin sonlarında Lumiere Kardeşler’in treni gara girip de insanlar korkuyla kaçıştığından beri, başka bir deyişle sinema hayatımıza girdiğinden beri sinemanın edebiyatla flörtü devam ediyor.

//php print_r ($fields); ?>
Sonbahara “hazan mevsimi” adını takanlar, ne doğru söylemişler. Hüzün, neredeyse üstümüze giydiğimiz ikinci bir ceket gibi alışkanlıkla sarıveriyor bugünlerde bizi. Kelebek, bütün gün hülyalı hülyalı Françoise Sagan’ın, Merhaba Hüzün adlı novellasının giriş pasajını tekrarlayıp duruyor; “İçimde garip bir hüzün var.

//php print_r ($fields); ?>
Devasa ve kompleks yapıtlara karşı hastalıklı bir hayranlığım var sanırım. Mutlaka okuyup anlarım diye değil; içine tıpkı bir rüya ya da kabus gibi girip, görebildiğim kadarında dolandıktan sonra bulunduğum yerde kitabı kapattığımda öyle ya da böyle değişmiş olduğumu hissettiğimden...















