Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar



Mo Yan'ın Nobel konuşması: "Edebiyat yokken hayat kabadır"

İsveçli kimyacı Alfred Nobel anısına 10 Aralık 1901'den beri ödül dağıtan İsveç Akademisi, Leo Tolstoy, James Joyce, Virginia Woolf, Mark Twain, Joseph Conrad, Anton Çehov, Marcel Proust, Henry James, Henrik Ibsen, Emile Zola, Robert Frost, W.H. Auden, F. Scott Fitzgerald, Jorge Luis Borges ve Vladimir Nabokov'u atladığı için eleştirildi.



Dublinliler’in 100. yılında Joyce dünyasına yolculuk

Yazma tutkusu, deha, bohem bir karakter ve edebiyat birleşince 20'nci yüzyılın en önemli zirvelerinden biri, James Joyce nam buzdağı ortaya çıkıyor. Yüzyıl önce, 1915’te, bu buzdağının su yüzüne çıkmaya başlaması, gündelik hayatla ilgili birtakım öykülerin derlendiği Dublinliler kitabıyla gerçekleşti; önceden dergilerde kopmuş birtakım buz parçalarını saymazsak.



Kelebek Etkisi // Merhaba hüzün

Sonbahara “hazan mevsimi” adını takanlar, ne doğru söylemişler. Hüzün, neredeyse üstümüze giydiğimiz ikinci bir ceket gibi alışkanlıkla sarıveriyor bugünlerde bizi. Kelebek, bütün gün hülyalı hülyalı Françoise Sagan’ın, Merhaba Hüzün adlı novellasının giriş pasajını tekrarlayıp duruyor; “İçimde garip bir hüzün var.



Gölgede Kalanlar // En az vampirler kadar ünlü

“Yüzü güçlü –çok güçlü– bir kartal gibiydi; ince burnunda yüksek bir kemer, tuhaf bir şekilde kemerli burun delikleri vardı; alnı azametle kubbeleniyordu ve şakaklarındaki saçlar seyrekti, ama başka yerlerde boldu. Kaşları gürdü, burnunun üzerinde neredeyse bir araya geliyorlardı ve kendi gürlükleri ile kıvrılıyor gibiydiler.



Ahlaki yargıları sınayan "ağaçlardaki insanlar"

Her gün karşılaştığımız, yolda yan yana geldiğimiz, dersimize giren, aynı binada oturduğumuz, belki de yakından akraba olduğumuz birisinin, ahlaki olarak netameli bir durumdan suçlandığını ve hatta hüküm giydiğini duyduğumuzda, ne hissederiz acaba? Sosyal medyada bol keseden harcadığımız “ahlaki yargılarımız” ne kadar yerindedir?



Bir anneler günü denemesi

Anne olmadan önce kadındılar, kadın olmadan önce çocuk. Kimisi kendi ailesinden başka bir aileye gitmişti, kimisiyse ne kendi ailesinden ne de bir başkasının ailesinden kabul görmüştü. Bazen aşk, bazen pazarlık, bazense düpedüz şiddet sonucunda bir erkeği kabul etmişler, sonunda da çocuklarını doğurup anneliği yaşamışlar.



Posterdeki gibi kalsın...

Kurt Cobain ve Nirvana’nın ardından söylenecek söz kaldı mı? Bu miras hakkında bir şeyler denebilir mi hâlâ?.. Bu gibi soruların cevabının olumlu olması için, ancak ve yine, söylenmiş yeni bir sözün bulunması gerekiyor. O halde, işte Kurt Cobain hakkında yeni bir belgesel ve yeni bir yazı. İkisi de aşağıda..

 



Teknolojik ütopya kime cennet, kime cehennem?

Dünyamızı değiştiren teknoloji, iki yüzyıldır ivmesini artırmış durumda. Bir insan ömrüne sığabilen değişimler o kadar çoğaldı ki artık kanıksamış durumdayız, sanki her zaman bizim yaşadığımız oranda teknoloji değişirmiş gibi düşünüyoruz.



Hemingway'in Küba'da çekilen ve bilinmeyen fotoğrafları

Ernest Hemingway'in yıllarca Amerika'nın en ünlü yazarı olarak kalması tam bir sürprizdi.



KomşudaPişen // Nisan 2013

Sevgili KomşudaPişen okurları, nisan ayında da sizler için dergileri karıştırdım, okudum, notlar aldım ve ilgimi çekenleri paylaştım. Bu ay komşuda neler mi pişmiş?

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.