Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
“Kadın önce bacağını yüzen bir tahta parçasına ya da kayaya çarptığını sandı. Hiç acı duymamıştı. Yalnızca sağ bacağı kuvvetle çekilmiş gibiydi. Ayağına dokunmak için elini uzattı. Sol bacağını oynatarak başını suyun üzerinde tutmaya çalışıyordu. Ayağını bulamadı. Elini daha yukarılara getirdi.

//php print_r ($fields); ?>
Metis Yayınları tarafından Türkçeye kazandırılan Nuri Bilge Ceylan Sineması: Türkiyeli Bir Sinemacının Küresel Hayal Gücü adlı kitabın edebiyat ile sinema arasında mekik dokuyanlara hatırlattığı bir şey var.

//php print_r ($fields); ?>
Oyunlar filmlere, filmler dizilere, klasikler yenilere, yabancılar yerliye, romanlar dizilere, hikayeler, çizgiler, şarkılar, gazete haberleri vb her şey başka bir şeye uyarlanıyor. Birçoğu çöp olarak, hafızamıza uğramadan silinip yok oluyor, bir kısmı ise uyarlandığı eserin hakkını veriyor; kimi zaman aslını da aşıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Geniş kütüphanelere sahip olan insanlar, “kütüphane sahibi” olmanın gerçekten ne anlama geldiğini en iyi bilenlerdir. Bilhassa bir şehirden başka bir şehre taşınmak söz konusuysa kütüphane sahibi için olmasa da kütüphanenin nakli onu taşıyanlar için bir işkenceye dönüşebilir.

//php print_r ($fields); ?>
20. yüzyılla birlikte, insanlığın da en gösterişli yüzyılı başlamış oldu. Ülkelerin, ideolojilerin, insanların, nesnelerin, doğanın vd her şeyin dönüştüğü, çarpıştığı, dağıldığı, yayıldığı, çoğaldığı bir yüzyıldan geçtikten sonra, bugün 21. yüzyılda hala geçtiğimiz yüzyılın getirip götürdükleri üzerinden ömrümüzü sürdürüyoruz. Edebiyat alanında 20.

//php print_r ($fields); ?>
Her gün karşılaştığımız, yolda yan yana geldiğimiz, dersimize giren, aynı binada oturduğumuz, belki de yakından akraba olduğumuz birisinin, ahlaki olarak netameli bir durumdan suçlandığını ve hatta hüküm giydiğini duyduğumuzda, ne hissederiz acaba? Sosyal medyada bol keseden harcadığımız “ahlaki yargılarımız” ne kadar yerindedir?

//php print_r ($fields); ?>
Kelebek hiç olmadığı kadar düşünceli görünüyordu o gün. “Ne bu halin?” diye sordum. Derin bir iç çekti. “Bak, bu ay sözüm ona Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz ama kadınlara uygulanan şiddet hiç bu seneki kadar rahatsız etmemişti beni. İşte kısa bir süre önce Sarai Sierra’nın öldürülmesi, Samatya’da yaşlı kadınlara yapılan saldırılar…” dedi.

//php print_r ($fields); ?>
Bu sayfalarda daha önce Türkiye sinemasıyla ilgili resmi olarak kabul edilen bazı bilgiler ve rakamlar yer aldı. Tarihteki birçok “gerçek” gibi doğruluğu tartışmalı olan bu bilgilerin başını “Türk sinemasının 100. Yılı” mevzuu ve tabii ki Türk sinemasının ilk filmi kabul edilen Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı çekmekte.

//php print_r ($fields); ?>
New Jersey eyaletinin sıradan bir kenti Paterson. New York’a çok uzak bir mesafede değil ama onun spot ışıklarından hayli uzakta. Durağan bir taşra kenti. Şelaleleriyle, bir de Amerikan şiir tarihine geçmiş şairleri William Carlos Williams’la övünüyorlar.

//php print_r ($fields); ?>
AKORDEONCUNUN OĞLU Bernardo Atxaga
Alef Yayınevi, Çeviren: Saliha Nilüfer (13 cm x 19,5 cm)
















