Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
İspanyolca edebiyat dünya edebiyatının en verimli kollarından biri. Roman türünün doğduğu bu dilin edebiyatı Türkiyeli okurların da gözbebeği. Çok seviliyor, çok okunuyor. Bu zengin külliyat içinde kaybolmamak mümkün değil.

//php print_r ($fields); ?>
Oyunlar filmlere, filmler dizilere, klasikler yenilere, yabancılar yerliye, romanlar dizilere, hikayeler, çizgiler, şarkılar, gazete haberleri vb her şey başka bir şeye uyarlanıyor. Birçoğu çöp olarak, hafızamıza uğramadan silinip yok oluyor, bir kısmı ise uyarlandığı eserin hakkını veriyor; kimi zaman aslını da aşıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Geçtiğimiz günlerde ünlü yazar J.K. Rowling dünyaca ünlü bilgisayar oyunu Minecraft’i bildiğini “11 yaşında bir oğlum var, elbette MineCraft oynuyorum!” tweetiyle bütün dünyaya ilan etti. Peki J.K. Rowling oyun düşkünlüğü konusunda yalnız mı? Elbette değil! Birçok yazar oyunları hem ilham almak hem de kafa dağıtmak için kullanıyor.

//php print_r ($fields); ?>
“Kadın önce bacağını yüzen bir tahta parçasına ya da kayaya çarptığını sandı. Hiç acı duymamıştı. Yalnızca sağ bacağı kuvvetle çekilmiş gibiydi. Ayağına dokunmak için elini uzattı. Sol bacağını oynatarak başını suyun üzerinde tutmaya çalışıyordu. Ayağını bulamadı. Elini daha yukarılara getirdi.

//php print_r ($fields); ?>
Kitap ciltçiliğiyle profesyonel ya da amatör olarak ilgilenen tasarımcıların, öğrencilerin katılımına açık olan bir tasarım yarışması sonucu ortaya çıkan eserler, özellikle Shakespeare eserlerini yeni tasarımlarla yeniden yayımlamak isteyebilecek yayınevlerine fikir verebilir.

//php print_r ($fields); ?>
New Jersey eyaletinin sıradan bir kenti Paterson. New York’a çok uzak bir mesafede değil ama onun spot ışıklarından hayli uzakta. Durağan bir taşra kenti. Şelaleleriyle, bir de Amerikan şiir tarihine geçmiş şairleri William Carlos Williams’la övünüyorlar.

//php print_r ($fields); ?>
Her gün karşılaştığımız, yolda yan yana geldiğimiz, dersimize giren, aynı binada oturduğumuz, belki de yakından akraba olduğumuz birisinin, ahlaki olarak netameli bir durumdan suçlandığını ve hatta hüküm giydiğini duyduğumuzda, ne hissederiz acaba? Sosyal medyada bol keseden harcadığımız “ahlaki yargılarımız” ne kadar yerindedir?

//php print_r ($fields); ?>
Yıl 2002, İstanbul’da serin bir ilkyaz sabahı Tahsin Yücel’le tanışmaya gidiyorum. Heyecanlıyım çünkü yazarın yeni kitabı Yalan, beni derinden etkilemiş. Türkçenin ve yazarın önemli eserlerinden biri olacağını, hep anılacağını hissediyorum için için. Diğer yandan da bir dil ustasıyla, çeviriye ve dile kendi yorumunu getirmiş bir edebiyatçıyla tanışmak elimi ayağımı kesiyor haliyle...

//php print_r ($fields); ?>
20. yüzyılla birlikte, insanlığın da en gösterişli yüzyılı başlamış oldu. Ülkelerin, ideolojilerin, insanların, nesnelerin, doğanın vd her şeyin dönüştüğü, çarpıştığı, dağıldığı, yayıldığı, çoğaldığı bir yüzyıldan geçtikten sonra, bugün 21. yüzyılda hala geçtiğimiz yüzyılın getirip götürdükleri üzerinden ömrümüzü sürdürüyoruz. Edebiyat alanında 20.

//php print_r ($fields); ?>
İnternet çağı hayatımızın her alanında kökten değişiklikler yaparken kuşkusuz edebiyat dünyasını da es geçmedi. E-kitaplardan dijital alandaki üretimlere, son yıllarda edebiyat adına internet kaynaklı çeşitli yeniliklere şahit olduk. Özellikle sosyal medyanın getirdiği iletişim olanakları kimi yazarlara yepyeni, deneysel bir evrenin kapısını araladı.














