Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Bir Metafor Olarak Metafor



Toplam oy: 172
Düzyazıda açıklamayı kolaylaştıran bir kavram olan metafor, şiirde anlamı kasıtlı olarak belirsiz kılmak için seçilen bir enstrümandır. Platon’un “idea” fikrini ayan beyan ortaya koyan “mağara metaforu”na karşılık Ahmet Haşim’in “O Belde” şiirinde metafor olarak kullandığı mekân, “belirsizliği” ile bir ilham kaynağıdır.

Bazen kitap tanıtma yazılarında iyi durduğu için “metafor” kelimesinin kullanıldığına şahit oluyorum. Şık bir sesi var elbette bu kelimenin. Sırf bu yüzden sembol, alegori, mecaz, istiare, eğretileme yahut benzetme yerine kullanılıp çığırından çıkarıldığı da oluyor. Tanıtım yazılarının harcamaya en istekli olduğu “dekoratif” kelimeler listesinde yer almak da metafor kelimesinin bahtsızlığıdır belki de.

 

Metafor, Eski Yunanca iki kelimenin birleşik hali. (Bu yönüyle otomobile benziyor.) Öte anlamına gelen “meta” ile taşımak, götürmek, aktarmak “phores” kelimelerinin toplamından oluşan “metapherein” dilimizde “metafor” olarak arz-ı endam ediyor.

 

Kavramlarla gerçeklerin ilişkisini sorgulayan her filozofun yolu bir şekilde metafordan geçer. Platon’un meşhur mağarası tam da bunun metaforudur. Aristoleles’ten Nietzsche’ye filozoflar metafor meselesine kafa yormuşlardır. Roman Jacobson ise büyük dilbilimci Saussure’den de ilham alarak metaforun önceki düşünürlerden farklı olarak bir kelimeden ibaret olmadığını kelimenin cümle içindeki kullanımından yolaq çıkılarak tespit edilebileceğini ifade etti.

 

Metafor sadece anlatmak istediklerimizi ifade ederken kullandığımız bir söz enstrümanı değil algıladıklarımızı anlamaya çalışırken yahut iki şey arasında fikri bağ kullanırken de tercih ettiğimiz araçlardan biri olarak karşımıza çıkar. Düzyazıda açıklamayı kolaylaştıran bir kavram olan metafor, şiirde anlamı kasıtlı olarak belirsiz kılmak için seçilen bir enstrümandır. Platon’un “idea” fikrini ayan beyan ortaya koyan “mağara metaforu”na karşılık Ahmet Haşim’in “O Belde” şiirinde metafor olarak kullandığı mekân “belirsizliği” ile bir ilham kaynağıdır.

Metafor sadece edebiyatta değil sinemada, mimarlıkta veya psikolojide de kullanılır. Bir kelimeyi asıl anlamının dışına başka bir anlama taşıyan, nakleden, götüren ve bu arada hem yazanın yeni bir anlam inşa etmesini hem de okurun zihninde yeni ufuklar açılmasını sağlayan metafor, kavram atölyemizin olmazsa olmaz enstrümanlarından biridir ve dolayısıyla “Metafor, belki de bir insanın sahip olabileceği en verimli güçtür.” diyen Jose Ortega Gasset tamamen haklıdır.
Metafor kelimesini izah etmek için harita kelimesini bir metafora dönüştürebiliriz. Nasıl haritada normalde algılayamadığımız bir coğrafya parçası çizgilerle anlayabileceğimiz bir şekle sokulursa soyut bir duygu veya düşünce de somut bir kelime üzerinden kurulan metaforla anlaşılır, idrak edilir hale getirilir. Haritada yer alan çizgiler o coğrafyanın ta kendisi değil birer metaforudur adeta. İşte bir metafor olarak metafor da tam olarak budur zaten.
METAFORUN İLK 11’İ

Metaforlar-Hayat, Anlam ve Dil / George
Lakoff, Mark Johnson
Metafor ve Şiir Dilinin Yapısal Özellikleri /
Oğuz Cebeci
Metafor Yazıları / Fatih Tepebaşılı
Şiirde Derin Yapı Metafor / Kayhan Şahan
Metafor Olarak Mimari / Kojin Karatani
Metafor ve Semiyotik / Dr. M. Akif Duman
Kategori ve Metafor / Mustafa Yeşil
Lacan’ın Metafor Anlayışı / Dr. M Akif Duman
Siyasal İletişimde Metafor Kullanımı / Dr.
Ömer Faruk Özgür
Etkili İletişimin Sihirli Anahtarı: Metafor /
İbrahim Ethem Ay, Dr. Gani Murat Yıldırım
Metafor Olarak Hastalık-AIDS ve Metaforları /
Susan Sontag

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Modern sanat telakkisinin adeta “dinselleştiği” ve bunun da en önemli etkisini mimarlık alanında gösterdiği bir bağlamda yaşadı Turgut Cansever. Türkiye ekseninde bir yanda pozitivist bir dünya görüşünün diğer yanda da seküler mistik ve “yaratıcı insan” düşüncesinin egemen olduğu, “bilim”in dogmatikleştiği bir dönem.

Hayat parantezi 1916’da İstanbul’un Fatih semtinde, Atik Ali Paşa’da açıldı Behçet Necatigil’in. Sonra parantezin içerisine bir başka şehir girdi: Kastamonu. Zeki Ömer Defne’nin zilleri çalarken derslere bir bir girenler arasında o hassas ortaokul öğrencisi de vardı. Evlerden, kırlardan, denizlerden duyulan bu ses zil değil şiirin tınısıydı.

“Sanatçı, gözün göremediğini görendir.”

 

Çağdaş Amerikan edebiyatının en parlak yazarlarından Michael Chabon’un bir söyleşisini hatırlıyorum. Yaratıcı yazma atölyelerinin desteklenmesi gerektiğini söylüyordu: “Tamam, kimse kimseye dâhi olmayı öğretemez kuşkusuz ama yazarken hata yapmamak, yazmak denen şeye ‘okur’ gibi değil de ‘yazar’ gibi bakmak pekâlâ öğrenilebilir.

Nehir söyleşi, ara bir tür. Ne biyografi ne de otobiyografi. Otobiyografi değil çünkü hayatınızı nasıl anlatacağınızı söyleşiyi yapan kişinin soruları belirliyor. O çerçeveyi siz çizemiyorsunuz ve birkaç soruyla hiç istemediğiniz günlere veya olaylara geri dönmeniz mümkün.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.