Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>

//php print_r ($fields); ?>
Suat Derviş, seçkin sınıfın ev içi hayatlarından toplumun yoksul tabakalarına kadar farklı grupları eserlerine yerleştirmiş bir yazar. Korku, gotik, aşk, toplumcu gerçekçi roman, hikaye gibi farklı temalarda ve türlerde eserler vermesinin yanı sıra uzun yıllar gazetecilik de yapmış, Nâzım Hikmet'in teşvikleriyle yazı dünyasına adım atmış bir yazarımız.

//php print_r ($fields); ?>
Ey Okur! Sizler için katlandığım çilenin haddi hesabı yok! Canavarlıklarını güler yüzlü maskelerinin ardına gizleyen Sabit Fikir'in editör mafyası ile çalışırken başka türlü olması da mümkün değil. Siz sanıyor musunuz ki özgürce seçiyorum okuduğum kitapları. Ne gezer? Adeta bir ceza çeker gibi kötü romanları okutuyorlar bana.

//php print_r ($fields); ?>
Son dönemde okuduğum “durgun” ama “çarpıcı” romanlara bir yenisi daha eklendi. Dünyanın anaforlarından uzak yaptığım bu sakin okumaların ruhuma sunduğu iyilik bir tarafa, her seferinde bir okur olarak en çok durağanlığın o gizli gücüyle karşılaştığıma seviniyorum.

//php print_r ($fields); ?>
Bütün kitapların harf üzerine harf eklenerek yazıldığı bilinir. Yazılan her cümle, o kurgu eserde bir gerçeklik yaratır; olanlar ve olacak olanlar kağıda dökülür.

//php print_r ($fields); ?>
İnsanın içinde gizli bir yerlerde gerçeğin kurguyla harmanlandığı tarihi anlatılara karşı önüne geçilemez bir merak var. Hele bu anlatılar fantastik öğeler de barındırıyorsa, al gözüm seyreyle denecek bir temaşa ortaya çıkar. Buna bir de tefrikanın o sabahları erkenden uyandıran güzelliğini ekleyin. Halil Babilli’nin Bin Yıllık Hemşehri’si tam da böyle bir fantastik roman.

//php print_r ($fields); ?>
Bir yazarın ilk kitabını okumak, okur için yeni bir heyecan anlamını taşıyor. Yeni bir dille, dünyayla, yepyeni kahramanlar ve onların hikayeleriyle tanışmak büyük şans. Günümüzde çok sayıda yeni kitap yayımlandığı için her birine yetişmek zor ancak bu yazıda söz edeceğim kitapla tanışabildiğim için kendimi şanslı sayıyorum. Çerçialan, Gamze Arslan’ın ilk kitabı.

//php print_r ($fields); ?>
Anlatının vaat ettiği özgüleştirici okuma biçimi, okurun deneyiminde ruhsal bir gelişme, iyileşme sürecini de besleyen, sürekli kılan yaşam pratiğine dönüşüyor. Dilin çoksesliliğini rehber edinen büyük bir oyunun kurallarını yıkarak, bozarak, onu ciddiye almadan kendisini var eden neşeli bir oyuna…

//php print_r ($fields); ?>
İlk okuduğum ve aklıma kazınan kitap Behrengi’nin Küçük Kara Balık’ı idi. Sonraları büyüdüğüm şehirden tamamıyla yabancı bir şehre geldiğimde o kitabı ilk okuduğum güne geri döndüğümü sanmıştım. Küçük turuncu bir balık... Sonraları hayatıma Ursula Le Guin girdi.

//php print_r ($fields); ?>
Onca hikayeden sonra filmi başa sarıyoruz. “Jack Kerouac'tan okumadığımız ne kaldı?” sorusuna, Deniz Benim Kardeşim güzel bir yanıt. Yirmisine yeni basmışken kaleme aldığı kitap, Kerouac'ın özgürlüğe doğru gidişini, yola tam anlamıyla çıkışını simgeliyor. Yolun ve yolculuğun başlangıcının Kerouac için ne anlama geldiğini ortaya koyuyor.
















