Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Hayatın diğer alanlarına sızan rekabetçi ruhtan edebiyat da payını alıyor hiç şüphesiz. “İyi” yazarların birbirleriyle yarıştıklarını, alanlarında zirveye yerleşmek istediklerini düşünmek pek zor değil. Fakat sevginin gücünü arkasına almayı başaran bazı dostluklar, bu rekabetçi ruhtan da sıyrılmayı başarabiliyor.

//php print_r ($fields); ?>
Virginia Woolf’un (1882-1941) yaşarken basılı tek öykü kitabı olan Pazartesi ya da Salı (1921) bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biridir. Virginia Woolf, Mrs. Dalloway, Dalgalar, Deniz Feneri romanlarıyla bilinç akışı tekniğinin başarılı örneklerini vermiş bir öncüdür. Bu akım günümüzde de etkisini yoğun bir şekilde göstermektedir.

//php print_r ($fields); ?>
İran edebiyatında ve özellikle İran şiirinde, erkek egemenliğine karşı kadın rüzgârını ilk estiren şairin sinemaya giriş macerasının ilk perdesi, iki arkadaşı tarafından bir partide İran sinema dehasına önerilmesiyle başlar. Bu sabit fikirli, dik başlı ve dahi adam, hakkında pek de iyi şeyler konuşulmayan bir kadını işe alırken tereddüt eder ve bu tereddüdünden iş arkadaşına söz eder.

//php print_r ($fields); ?>
Şebnem İşigüzel, geçen seneye iki roman “sığdırmıştı.” Çalışma masasının fotoğrafını çekmek üzere, bu üretkenliğinin devam ettiğini düşünerek ziyaret ettik kendisini. Yanılmamışız!
.jpg)

//php print_r ($fields); ?>
Bir şair her şeyden önce kurulu düzenle derdi olan kişidir. Furuğ, İran edebiyatının ve hatta dünya edebiyatının görüp görebileceği en isyankâr sanatçılardan biridir. Yalnız modern İran şiirine yepyeni bir soluk getirmekle kalmamış, kadın algısının da büsbütün değişmesinde büyük rol oynamıştır.

//php print_r ($fields); ?>
Henüz bu konuya kendini adamış tıp insanları ve klinikler yok, ancak onların varlığından hepimiz haberdarız. Eşimiz dostumuz, komşumuz, iş arkadaşımız ya da daha kötüsü, bizzat kendimiz!

//php print_r ($fields); ?>
Yakın bir zaman önce, birbirinden aslında tamamen bağımsız ama aynı zamanda birbiriyle bir o kadar da iç içe iki söyleşiye katıldık. Bunlardan ilki, 29 Mart salı günü gerçekleştirilen "Kriz\felaket zamanlarında yazmaya devam etmek" başlıklı söyleşiydi.

//php print_r ($fields); ?>
Richard Kreitner, Amerika’yı bir uçtan diğerine kat eden yolculuklara takıntı derecesinde ilgi duyan bir yazar. Amerika’yı, tarihi, insanı ve edebiyatıyla hakiki biçimde anlamak için, Beat Kuşağı’nın miras bıraktığı geleneği devam ettirip, arabaya atlayarak küçük büyük demeden kasaba kasaba seyahat etmek gerektiği görüşünü paylaşan onun gibi pek çok isim var elbette.

//php print_r ($fields); ?>
Farklı sanat dallarının aslında birbirlerinden ayrı düşünülemeyeceği; edebiyat, müzik, heykel vd. arasındaki ilişkilerin yaratıcılığı beslediği bilinir. Bu aynı zamanda, her bir sanat dalının kendi içinde kuvvetlenmesi demektir. Bunun en güncel kanıtının da Haziran 2018’de gerçekleştirilecek J. R. R. Tolkien sergisi olduğunu söyleyebiliriz.

//php print_r ($fields); ?>
Tamamı “uydurma” sözcüklerden oluşan The Dictionary of Obscure Sorrows’u (Müphem Kederler Sözlüğü) duymuşsunuzdur belki.









_0.jpg)






