Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar



Barış Bıçakçı’nın Mavi Treni

Tren, ikili bir yolculuğun mekanı olmaya müsait. Camdan görünen genişlik, sıra sıra evler, hızla geçerken flu bir fotoğrafa dönen yüzler; öte tarafta da yolcunun yüzü, yüzün cama düşen yansıması. Zamanla kurulan ilişki anlamında da ikili bir yolculuk bu: Dışarıya doğru bakmanın hızıyla, içe doğru yönelmenin ağırlığı...



KuşBakışı // Sevim Ak'ın masasından

Türkiye’de çocuk edebiyatından söz ederken, hiç tartışmasız, ismini ilk sıralarda anacağımız bir isim Sevim Ak; ve bu yıl, edebiyattaki 30. yılı! Biz de Sevim Ak’ın kapısını hem 30. yılını kutlamak hem de yeni bir kitap müjdesi alabiliriz düşüncesiyle çaldık.

 



Buz ve Ateşin Şarkısı'nın sonu yapay zeka tarafından yazılırsa...

Tüm dünyadaki George R. R. Martin hayranları, Game of Thrones’un son sezonunun yanı sıra, Buz ve Ateşin Şarkısı (ya da yaygın bilinen ismiyle Taht Oyunları) serisinin altıncı ve yedinci kitabını da beklerken, Reddit kullanıcılarından biri, bu bekleyişe sıradışı bir çözüm getirdi!



KararsızOkur // Edebiyat evrenine hem kapıdan hem bacadan giren Kedi

Bugüne değin pek çok büyük yazar; çok boyutlu, içinde karşıtlıklar bulunduran bazı zor karakterlerini, çok katmanlı ve eklektik ruhlara sahip kedilerden yontmayı seçti. Kediler tarihsel bagajlarını kullanarak ve uzun birlikteliğimiz sonucu kültürel sembollere dönüşerek yazarların okurlarıyla arasındaki mesafeyi kısaltmalarına zaman zaman yardımcı oldular.



GrafikRoman // Kavgaya hazır ol, yumrukla!

Bilmeyenler olabilir; Chuck Palahniuk’un yazdığı, David Fincher’ın sinemaya uyarladığı, yakın dönemin ve yeraltı edebiyatının en önemli romanlarından biri olan Dövüş Kulübü’nün devamı, 2015-16 yıllarında grafik roman biçiminde on bir sayı olarak yayımlanmıştı (Türkçede Ayrıntı Yayınları tarafından eşzamanlı neşredilen fasiküller, yakınlarda “toplu set” formatında bir araya getirilerek



Tiyatro // Tennessee Williams için bir rica

“Dünyalaşmak.” Üstün Akmen, Müşfik Kenter’in ardından kullanmıştı bu kavramı, “sanatçılığı dünyalaşmıştır,” demişti. Evrenselliğin yerlilik karşısında eskidiği, hatta olumsuzlaştığı günler için ne kadar taze ve içinde hasım barındırmayan bir sözcük.



Dünyaya neden geldim?

Sadettin Ökten ve Kemal Sayar. İki sahilsiz umman. Bunu söz konusu iki kişiye iltifat olsun diye demiyorum. Öncelikle “gönül” zaten sahilsiz bir ummanın adı. Kemal Sayar ve Sadettin Ökten de bu sahilsiz ummanda iki farklı disiplinde “şahitlik” etmiş kişiler. Yazdıkları eserlerde, konuşmalarında hep bu şahitliklerini paylaşıyorlar ve insanları kendi şahitliklerini yapmaya davet ediyorlar.



Editörden // Perdeler yeniden açılırken...

Ekim ayıyla birlikte tiyatrolarda perdelerin yeniden açılmasını heyecanla beklerken, Devlet Tiyatroları’nda 2016-2017 sezonu boyunca yalnızca yerli oyunların sahneleneceğine dair tartışmalarla karşılaştık.



Ütopyadan Distopyaya Tehlikeli Bir Savruluş

Herkesin makul fiyata, iyi standartlarda bir eve sahip olmasını hedefleyen İsveç Sosyal Demokrat Partisi, Milyon Programı adını verdiği bir projeyle 1965’ten 1974’e kadar bir milyon konut inşa eder.



"Adı Suç ve Ceza"

Daracık, kül rengi bir odada, yiyecekten ve ışıktan yoksun olduğu, çamaşırının bile yıkanmadığı süre içinde, Rusya’ya dönmek için sağdan soldan birkaç kuruş dilendiği günlerde, kısacası yoksulluğun ve yalnızlığın doruğunda bulunduğu sıralarda Dostoyevski bir roman üzerinde çalışmaktadır.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.