Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Üzerimizde etkisi büyük olan yazarların yaşamlarını da merak ederiz. Doğduğu, büyüdüğü coğrafyayı, kültürü ayrıntılarıyla bilmek isteriz. Ömrünün geçtiği şehirleri, yürüdüğü sokakları, hatta ebedi mekanları olan mezarlarını ziyaret etmek bizim için yazara olabildiğince yaklaşmak anlamına gelir.

//php print_r ($fields); ?>
Edebiyat, salt bize görmediklerimizi göstermeye yarayan bir araç değildir. Ya da göremediklerimizin altını çizen, tek boyutlu kalınca bir çizgi... Çoğu zaman edebi eser, bize iki-üç cümleyle anlatıp geçtiğimiz her ne varsa şu hayatta, aslında daha daha fazlasının olduğunu hatırlatır: Sesi kısık olayların, durumların, ayrıntıların, şeylerin pek de öyle olmadığını serer gözlerimizin önüne.

//php print_r ($fields); ?>
Yalnızca şimdiki zamanın içinde kendimizle özdeşleşerek tıpkı bir kalbin düşünmeksizin çarpması gibi yaşıyor olsaydık acaba hikâye anlatabilir miydik?

//php print_r ($fields); ?>
“Dışarıdan geçen her uçağa gözüm takılıyor. Şimdi ayaklarımın altına bir Boeing çakılsa… Yerden yükselen kara duman, duvarları eriten sıcak, patlayan pencereler, havasızlıktan boğulmak, panik, intiharlar, alevler içindeki merdivenlere doğru koşmak, gözyaşları ve çığlıklar, umutsuz telefon konuşmaları neymiş öğrenirdim. Oysa oldu bu. Bu olay oldu ve olanı anlatmak mümkün değil...”

//php print_r ($fields); ?>
Elinize aldığınız romanın bir köşesinde onun “Bir Metin Çakır polisiyesi” olduğu yazıyorsa merakınızı her zaman diri tutacak, temposu hiç düşmeyen, çoğunlukla kahkahalar atarak okuyacağınız bir polisiye okumaya hazırsınız demektir. Kendisine böylesine alışmışken, Metin Çakır bir ara bizleri korkutmuş, ancak beşer yıl arayla görüşebilmiştik.

//php print_r ($fields); ?>
Rönesans denince akla gelen ilk figür Leonardo Da Vinci olur çoğunlukla. Da Vinci, her ne kadar güzel sanatlardaki maharetiyle dünya çapında nam salmış olsa da, o, vaktinin çoğunu bilimsel çalışmalara ve mühendislik projelerine adamıştır. Yalnızca bir ressam, heykeltıraş ya da mimar değil, aynı zamanda bir mucit ve bilim insanıdır.

//php print_r ($fields); ?>
Zerrin İren Boynudelik ve Emine Önel Kurt’un kaleme aldığı Bu Resim Ne Anlatıyor serisinin 3. kitabı Günlük Hayat, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınlarından çıktı. Serinin önceki kitaplarında Boynudelik yazar olarak yer alırken, Kurt serinin editörlüğünü üstleniyordu.

//php print_r ($fields); ?>
Sanat, sanatın önemine inananlar için dünyanın en önemli çıkış yollarından biri. Bir konserin, bir serginin, bir şiir kitabının insan ruhunda yaptığı etkiyle yarışabilecek çok az şey vardır. Hele sanatın içinde sadece izleyici olarak değil, bir yazar, ressam ya da fotoğrafçı olarak varsanız, işler daha bir başka olacaktır.

//php print_r ($fields); ?>
Emily Dickinson’a geçmeden önce kendi çocukluğumu ve bahçe hikâyemi anlatacağım size... Macera olsun diye evden kaçıp gün batarken kimsenin ruhu duymadan döndüğüm çocukluk yıllarımda, bütün evlerin bahçeli olduğunu sanırdım. Neden, çünkü şanslıydım; oturduğumuz sakin mahallede bütün evler bahçeliydi, bizimki de.

//php print_r ($fields); ?>
1) İlk şiiri 8 yaşındayken yayımlandı
1941 yılında Boston Herald’da yayımlanan şiirin başlığı “Poem”, yani Şiir’di. Yazarın alametifarikası olan karanlık metinlerden çok farklı, kısa ve neşeli dizeler bunlar.

















