Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar



Bakmakla Görmek Arasındaki İnce Çizgi

Polisiye edebiyatın okuru cezbeden en önemli yönlerinden biri, cümleler, satırlar, sayfalar boyu körüklenen merak duygusuysa, bir diğeri de yazarın zekasına saygı duyulmasını sağlayan, zeki dedektiflerdir.



KuşBakışı // Armağan Tunaboylu'nun masasından

Elinize aldığınız romanın bir köşesinde onun “Bir Metin Çakır polisiyesi” olduğu yazıyorsa merakınızı her zaman diri tutacak, temposu hiç düşmeyen, çoğunlukla kahkahalar atarak okuyacağınız bir polisiye okumaya hazırsınız demektir. Kendisine böylesine alışmışken, Metin Çakır bir ara bizleri korkutmuş, ancak beşer yıl arayla görüşebilmiştik.



Bilinmeyene atılmak ve kendimizle yüzleşmek

“Annemin ölümü beni en vahşi halim olan kişiliğimle tanıştırdı. Beni ihtiyacım olan bir şeyden mahrum bıraktı. Annem hayatımın köküydü. Sonra birden yok oldu.” Cheryl Strayed, Yaban adlı biyografik eserinde anlattığı 1800 kilometrelik yabani yolculuğuna atılmadan önceki halini, bu şekilde dile getiriyordu. Annesiyle derin, oldukça yakın bir ilişkisi vardı.



Siz Casus Romanı Sanıyorsunuz, Oysa Casus Romancı Onlar

Boş gevezeliklere katılmayıp köşesinde bekleyen suskunlara ne zaman baksam, şöyle bir duyguya kapılırım. Sanki içlerinde muazzam bir hikâye birikmektedir. Anlatmak için bir çılgınlık anını bekler gibidirler. O an bir türlü gelmez ve onlar da dillerini tuttukça, sessizlikleri de gitgide koyulaşır. Bir hikâye oluşturup kâğıda dökmek de çoğu zaman böyle bir dürtünün sonucu mudur, bilemiyorum.



Yazıyor Mu, Yazdırılıyor Mu?

Chuck Palahniuk anlatıcı zekâsına ve “bakış”ına değer verdiğim bir yazar. Peki, Palahniuk’un kendisi yazarlığına değer veriyor mu, artık bundan emin değilim.

 

Yeni romanları, yeni hikayeleri art arda geliyor ama okurda yeni bir roman, yeni bir hikâye okuduğu hissi uyandıramıyor. Bir garip tat kalıyor geride. Kimselere itiraf edemediğiniz bir his.

 



Bir Çimdik Öykü

Küçürek öykü bir tür olarak şiirdeki haiku yahut rubai ile kıyaslanabilir. Öykü alabildiğine daraltılmış ve sınırlandırılmış bir andan yahut kesitten ibarettir. Çoğu zaman başı ve sonu net değildir. Öncesi ve sonrası olduğunu ama metinde yer almadığını okura “ihsas” ettirir.



Da Vinci’nin tuttuğu en eski defterler artık bir tık uzağımızda!

Rönesans denince akla gelen ilk figür Leonardo Da Vinci olur çoğunlukla. Da Vinci, her ne kadar güzel sanatlardaki maharetiyle dünya çapında nam salmış olsa da, o, vaktinin çoğunu bilimsel çalışmalara ve mühendislik projelerine adamıştır. Yalnızca bir ressam, heykeltıraş ya da mimar değil, aynı zamanda bir mucit ve bilim insanıdır.



Asmalımescit’te İndiragandi

Cem Sancar romanları hakkında yazmak hem kolay hem de zordur. Kolaydır çünkü gerçeği tüm açıklığı ile ifade eder, dolambaçlı yollara, gereksiz süslemelere, uzun tasvirlere tevessül etmez. Gördüğünüzde büsbütün bir resim canlanır kafanızda. Zordur çünkü her cümle adalet terazisiyle kurulur ve kelimenin ötesinde birçok anlam barındırır.



Kurt Puslu Havayı Sever: Kurtların Saati

İskandinavya denilince insanın aklına pek çok şey gelir elbette. Artık bu çağrışımlar dizisine gönül rahatlığı ile eklenecek bir kavram daha var; İskandinav polisiyesi. İsveçli Hakan Nesser, İskandinav polisiyesinin dünya çapında on üç milyon satmış, başarılı yazarlarından.



‘’Aşırılıklar Çağın’’da Aşkın Bir Ruh: Simone Weil

Yıllar evvel, kendi küçük yörüngesinde dönen küçük bir benken keşfedilmeyi bekleyen incelikleri tanımlama hevesiyle yola çıkmış; kâşifi olduğumu sandığım şeylerin başka dillerde karşılığı olduğunu öğrenmiş, üzülmüştüm.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.