Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Marnie ve Nelly: Tek ortak noktaları aynı annenin karnından ve aynı babanın soyundan gelmek olan iki kız kardeş. Marnie ve Nelly: Karanlık bir sırrın iki küçük ortağı. Onlar bir takım karanlık işlere bulaşmış umursamaz babalarını ve sorumsuz alkolik annelerini evlerinin arka bahçesine gömdüler. Peki, hikaye bitti mi? Tabii ki hayır. Aslında her şey daha yeni başlıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Sinema ve edebiyatla haşır neşir olanlar, çift dedektifli hikayelere de aşinadır mutlaka. İrlandalı yazar Keith Ridgway de, Hawthorn ile Child’da böyle güçlü bir öykü getiriyor önümüze. Ancak bu, ne tam bir polisiye ne de bilindik kalıplara sığan bir roman.

//php print_r ($fields); ?>
Acı çekiyorsan canlı, başklarının acısını hissediyorsan insan olduğun söylenir. Bilimsel olarak bu sözün pek bir karşılığı olmasa da vermek istediği mesaj açık; duygularımız olduğu ve onları paylaşabildiğimiz sürece insanız. Duygusunu açık etmeyen insanlara karşı bir diğer kültürel yaklaşım da şöyledir: Robot gibi.

//php print_r ($fields); ?>
Göz, Hayvan Mezarlığı, Parıltı ve Christine gibi kitaplarıyla korku eşiğimizi farklı tecrübelerle tanıştıran Stephen King’in Bay Mercedes adlı son romanı, polisiye gücünü son zamanlarda ekran değeri yükselen dedektif/ suç dizilerinin argümanlarından alıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Bir deste gül ne işine yarar
Onun yerine, gel benim gülistanımdan bir yaprak al
Gül ancak beş altı gün yaşar
Bu gülistan daima ter-ü tâze durur
(Sâdi)

//php print_r ($fields); ?>
Bu yazıyı yazmadan önce etrafımdaki on kişiye tek tek sordum: “Ezra Pound’u nasıl bilirdin?” On kişiden yedisi, “faşist bilirim,” dedi. Bir şairin öncelikle eserleriyle değil de, politik görüşüyle tanımlanması düşündürücü.

//php print_r ($fields); ?>
Fantastik edebiyatın önde gelen isimlerinden Ursula K. Le Guin, kurmaca metinleri dışında yazdığı pek çok denemeden biri olan “Rüyalar Kendini Açıklamalı” başlıklı yazısında, yazma deneyimi üzerinde durur; bir derginin “Yerdeniz Üçlemesi”yle ilgili kendisine sorduğu sorular vesilesiyle girdiği diyalogda şu cümleyi kurar: “Ben mühendis değil kaşifim. Yerdeniz’i keşfettim.”

//php print_r ($fields); ?>
Bir annenin çocuğuna bakışında, duru bir görüş mümkün müdür? Yoksa o bakışta aynı anda başka birileri de bulunur mu? O annenin kendi annesi, babası, çocukluğu, travmaları, aşkları mıdır o bakışı oluşturan ya da bulandıran? Bir annenin bakışında çocuğuna aktarılan birçok şey var kuşkusuz. Bunların en başında belki de kuşakların aktarımı gelir.

//php print_r ($fields); ?>
-Bizet’in Je Crois Entendre Encore isimli aryası eşlik edebilir bu yazıya-

















