Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Pek çoklarından duymuş, hikâyelerden okumuşuzdur: Hayatımı yazsam roman olur! Ne ki, kurmacanın içine bir ömrü, hadi diyelim bir ömrün parçalarını sığdırmak sanıldığı kadar kolay değildir. Evet, sahiden de, her insan anlatıcısını bekleyen bir hikâyedir; ama o anlatıcının “kendi” olması işi iyiden iyiye çetrefil hale sokar.

//php print_r ($fields); ?>
Gerçek okuma, bilincin kendini ötekileştirme tehlikesinden uzakta, kendi varlığını olumlayan, ona inanan ve her şeyden önemlisi kendiliğini değerli gören bir bilincin edimine dönüşmeli.

//php print_r ($fields); ?>
Mırıldandığım Öyküler’in ilk baskısı 1985’te Tomris Uyar çevirisiyle Can Yayınları’ndan çıkmıştı. Tomris Uyar bu baskıda çevirdiği Cortázar’la ilgili şu değerlendirmeyi yapar: “Cortázar, öbür Latin Amerikalı yazarlara benzemiyordu. Arjantin’in ‘turistik’ özellikleri hiç ilgilendirmiyordu onu. Çağdaş bir Edgar Poe sayılabilirdi, biraz da Borges’in emmioğlu gibi biri.

//php print_r ($fields); ?>
İspanyol yazar Enrique Vila-Matas yola gazeteci olarak çıkmış, hem de dünyaca ünlü şahsiyetlerin röportajlarını çevirerek. İlki bir Marlon Brando röportajıymış. Genç Vila Matas, editörüne İngilizce bilmediğini söylemeye utandığı için, oturup hem soruları hem de cevapları yazmış. Uydurmuş anlayacağınız.


//php print_r ($fields); ?>
Mustafa Nezihi Pesen, 1973 Bingöl doğumlu. Kendisini daha çok Fayrap dergisinden tanıyorum. Benden Önce Ölme (Ketebe, 2019) yazarın ikinci kitabı. İyi bir okuyucu olan Mustafa Nezihi, yazmaya ve bunları yayınlamaya biraz geç başlamış. Kitapta on dokuz öykü yer alıyor. Yazar, daha önce bir deneme kitabı neşretmişti. O kitapta okuyuculuğunun ipuçlarını az çok öğrenmiştik.

//php print_r ($fields); ?>
İsmail Karakurt’un dördüncü şiir kitabı Çiçekli Yazma’yı değişik hislerle okudum. Dokuz yıl sonra gelen bir kitap Çiçekli Yazma. Simurg, Mahrem Mecazlar ve Çocukluğum Bir Çocuk kitaplarından sonra Karakurt, sözünü ve hayatını yoğuran inceliklerin içinden konuşmaya devam ediyor bir bakıma.

//php print_r ($fields); ?>
Bakir kalmış coğrafyasına, elverişli fiyatlarına, ortaçağ kasabalarını hatırlatan dokunulmamış mimarisine, havasının ve suyunun kattığı lezzetli yiyeceklerine kapılan turistler, zamanında yaşanmış sert idari dönemlerin ve kıyasıya savaşların sonuçları için şöyle bir ahlanıp vahlanırlar, ama sonrasında gidecekleri başka bir yere geçerler.

//php print_r ($fields); ?>
İnsan evrendeki her organik yapı gibi doğar, büyür, yaşar ve ölür. Ancak insanı diğer canlılardan farklı kılan en önemli özelliklerinden biri de hatıralarının olmasıdır. Hatıra yaşamın tortusu, geleceğin ise hammaddesidir.

//php print_r ($fields); ?>
Romanda realizm denilince ilk akla gelen iki isim: Honoré de Balzac ve Gustave Flaubert. Sadece realizm noktasında buluşmaz bu iki büyük romancı. Romanlarında işledikleri konular da birbirine benzer. Hayat ve insana tutumlarında da benzerlikler bulabiliriz. Balzac’ın iddialı tutumu herkes tarafından bilinir.

//php print_r ($fields); ?>
Latife Tekin ile 2013 sonlarında, sanki göğün delindiği bir pazar sabahı Arnavutköy’deki evinde tanıştım. Kuvvetle ihtimal kendisi hatırlamakta zorlanacaktır, lakin bende, o günün anısı hayli büyük.

















