Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Parlak simalar, köşe taşları, takımyıldızları, bir kuşağın son temsilcileri, koşumlarını bir dönemin ülküsüne bağlamış olanlar, reformistler... Edebiyat tarihi içerisinde gezinmek böyle bir geçit töreni izlemekten farksızdır çoğu kez.

//php print_r ($fields); ?>
Romanda realizm denilince ilk akla gelen iki isim: Honoré de Balzac ve Gustave Flaubert. Sadece realizm noktasında buluşmaz bu iki büyük romancı. Romanlarında işledikleri konular da birbirine benzer. Hayat ve insana tutumlarında da benzerlikler bulabiliriz. Balzac’ın iddialı tutumu herkes tarafından bilinir.

//php print_r ($fields); ?>
Yayımladıkları yeni kitaplarıyla ilgili röportaj vermeyen ya da makul bir sayıda tutmaya özen gösteren yazarlar, söz konusu kitabın artık kendi yolculuğuna çıktığının daha çok farkındalar. Ne denirse densin, artık her okurun elinde farklı bir hikayeye dönüşebilir. Hatta yazarının belki de hiç istemediği bir çerçeveye sokulacaktır...

//php print_r ($fields); ?>
Balıkçılar boyunca yaşanan mevzuların altında Rus toplumunun demografik geçiş evrelerinden ikinci evreyi yaşamakta olması saklı. Doğurganlığın yüksek seyrettiği ve aynı anda tıptaki gelişmeler, aşı vb.

//php print_r ($fields); ?>
İsmail Karakurt’un dördüncü şiir kitabı Çiçekli Yazma’yı değişik hislerle okudum. Dokuz yıl sonra gelen bir kitap Çiçekli Yazma. Simurg, Mahrem Mecazlar ve Çocukluğum Bir Çocuk kitaplarından sonra Karakurt, sözünü ve hayatını yoğuran inceliklerin içinden konuşmaya devam ediyor bir bakıma.

//php print_r ($fields); ?>
Vladamir Nabokov, 1899 yılında St. Petersburg’da dünyaya gelmiş. Çocukluğu, asırlardır süren çarlık rejiminin sarsılmaya başladığı günlerde geçmiş. Burjuva bir ailenin çocuğu olarak iyi bir eğitim almış ve erken yaşlarda İngilizce öğrenmiş. Liberal düşünceleri benimseyen babası, Bolşevikler ile Çar Nikola arasındaki çekişmede dönemin diğer aristokratları gibi Çar’dan yana tavır almış.

//php print_r ($fields); ?>
Latife Tekin ile 2013 sonlarında, sanki göğün delindiği bir pazar sabahı Arnavutköy’deki evinde tanıştım. Kuvvetle ihtimal kendisi hatırlamakta zorlanacaktır, lakin bende, o günün anısı hayli büyük.

//php print_r ($fields); ?>
Sanırım anne babaların günümüzde en çok dertlendiği ve sıkıntı çektiği konuların başında çocuklarının teknoloji ile bağımlılık derecesindeki ilişkisi geliyor. Çocuklarının önündeki ekrandan başını kaldırarak doğal bir şeylerle uğraşmasını arzulamak her büyüğün en masum isteklerinden birisi olmaya başladı.

//php print_r ($fields); ?>
Son zamanlarda O (2017), Kara Kule (2017) ve Gerald's Game (2017) gibi sinema uyarlamaları sayesinde Stephen King uzun zamandır olmadığı kadar gündemde.

//php print_r ($fields); ?>
Ayin ismiyle Türkçeye çevrilen Hereditary (2018) korku türüne düşkün olanların uzun zamandır merakla beklediği filmdi ve görünüşe bakılırsa bekleyişe değdi. Tüm dünyada büyük ses getiren film, klasik korku unsurlarını özleyenleri de, alt metni bol, ailevi meseleleri deşen çetrefil bir korku filminin eksikliğini çekenleri de fazlasıyla etkilemiş gözüküyor.

















