Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Kelimeler, Türkçenin insanı gerçekleştiren olağanüstülüğünün temsilcileri olarak “varlığımın evidir.” Her gün düzenli Türkçe sözlük okuyorum. Büyük bir coşkuyla. Gündelik hayatın insanı aciz bırakan sınırlarını unutup dilin her şeyi mümkün kılan gücünün yerli yerinde olduğunu gördükçe rahatlıyorum.

//php print_r ($fields); ?>
Tatil sona erdi, okullar açılıyor; şehirler eski nüfuslarına kavuştu, yeni dizilerin ilk bölümleri görücüye çıkıyor, iddialı filmlerin fragmanları birer birer dönmeye başladı… Yayınevlerinden kitapçı raflarına doğru olan akışın hızı da “normale” dönmeye başladı; ne de olsa eylül ayı, yayıncılık sektörü için de bir “yeni sezon” başlangıcı kabul edilir.

//php print_r ($fields); ?>
Şair, denemeci, romancı, çevirmen, edebiyat profesörü... Kanadalı yazar Anne Carson’ı Kırmızının Otobiyografisi adlı, antik Yunan destanlarını hatırlatan romanıyla da tanıyor olabilirsiniz, en başta saydığımız diğer kimlikleriyle de.

//php print_r ($fields); ?>
“Frankenstein” garip bir kahraman; öncelikle ismi Frankenstein değil! Frankenstein, aslında hikayedeki doktorun ismi olmasına rağmen genellikle doktorun yarattığı “canavarın” ismi olarak anılagelmiştir. Bu isim hırsızlığının yanı sıra, işin içinde bir şöhret hırsızlığı marifeti de var.

//php print_r ($fields); ?>
Merak, insana bahşedilen en temel duygulardan biri olarak benlikteki mevcudiyetini beşikten mezara dek sürdürür. Bebekken gördüklerini, duyduklarını, dokunduklarını merak ederek çıktığı keşif yolculuğunda, insanın bu dünyadan ayrılırken hissedeceği son “şey” de pekâlâ merak ile ilintili olabilir; “demek artık ben de ölüyorum, peki sonra ne olacak?”

//php print_r ($fields); ?>
Modernleşme dönemi Türk edebiyatının en zayıf şubesi çocuk edebiyatıdır desek

//php print_r ($fields); ?>
“Yatağımda uzanırken dağ tırmanışıyla ilgili bir kitap okumak hoşuma gidiyor” diye yazıyor Jeanette Winterson. Nan Shephard’ın The Living Mountain (Yaşayan Dağ) adlı biyografik-coğrafi keşif kitabından söz ediyor.

//php print_r ($fields); ?>
Giovanni Papini (1881-1956), İtalyan edebiyatının melankolik yaklaşımlarıyla bilinen ve siyasi anlayışı tartışmalı yazarlarından biri. Öykülerinde çağ, ölüm, kişilik temalarını odak alarak insan doğasına, yaşadığı döneme ilişkin yorumlar yapıp gelecekler öngörür. Papini, “gerçek hayat” sorunu etrafında kahramanlarıyla birlikte bir yolculuğa çıkar ve çağa ağır eleştiriler getirir.

//php print_r ($fields); ?>
Ülkemizde ideolojik, tek yanlı, ticari bir çeviri ortamının varlığını söylemek mümkün. Örneğin bu çeviri anlayışı nedeniyle Balkan, Türki Cumhuriyetler, Afrika, Arap, Uzak Doğu edebiyatından Türkçeye çok az kitap çevrildiğini görüyoruz. Kültürel, tarihsel yakınlığımız olan ulusların, toplulukların edebiyatını bilmiyoruz.

//php print_r ($fields); ?>
Fotoğraf, fotoğrafçının seçimi doğrultusunda düşünsel bir rota üzerinde belirlenmiş bir estetik temel ile yol alacağını kesinleştirdikten, belge ile yollarını ayırıp reklam/propaganda ile hiçbir işi olmadığına dair sözünü verdikten sonra, sanat için açılmış özel kulvarda her türlü figürü yapma özgürlüğünü veri olarak üzerinde taşıyarak üretimini tamamlar.

















