Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
“Sonuçta gölgesiz bir güneş neye yarar ki? Tokmaksız bir çan gibi!”
(Carl Gustav Jung, piposunu indirir, yuvarlak çerçeveli gözlüklerini alnına yerleştirip tebessümle konuşmaya başlar.)

//php print_r ($fields); ?>
Harfler mi notalar mı? Kitap okumanın sessizliği mi yoksa bir orkestranın çok sesliliği mi? Peki hem iyi bir dinleyici hem de iyi bir okuyucu iseniz ve böyle bir seçim yapmak istemiyorsanız? O halde Şilili yazar Isabel Mellado son romanı Titreşim’i sizin için yazmış diyebiliriz çünkü Titreşim, size her ikisini de vaat ediyor.

//php print_r ($fields); ?>
Yakın zamanda kaybettiğimiz Ursula K. Le Guin arkasında öylesine bir külliyat bıraktı ki, onun metinleri arasında gezindikçe sürekli daha derinlere inmeye başlıyoruz. Le Guin’in Hep Yuvaya Dönmek adlı kitabını okuyanlar bilir, Kesh adlı hayalî bir topluluğun detaylı bir tarihçesidir bu.

//php print_r ($fields); ?>
Nietzsche, Ecco Homo’da bambaşka bir bağlamda ele alsa da çok sahici, herkesi, hepimizi derinden ilgilendiren bir soru soruyordu: Kişi nasıl kendi olur? İnanç sistemleri, ideolojiler, modalar, spritüal akımlar bu soruya alternatif yanıtlar vermeye çalışıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Borges hakkında Sonsuz Labirent alt başlığını taşıyan biyografik bir çizgi roman yayımlandı. Bizde daha önce çıkan, Márquez’in hayatının anlatıldığı Gabo’nun (Desen Yayınları, 2015) yazarı Pantoja’nın (d. 1971) senaryosunu yazdığı, genç İspanyol çizer Castell’in (d. 1988) çizdiği albüm, geçtiğimiz yıl İspanyolca yayımlanmıştı.

//php print_r ($fields); ?>
Akdeniz’in ışıldayan, birleştirici, mahsuldar ve yaratıcı yüzünü önce Bronz Çağı Uygarlıkları fark etti. Bugün, Bronz Çağı’ndan, 7 devletten mal -ve bilgi- taşıyan batıklar buluyoruz.

//php print_r ($fields); ?>

//php print_r ($fields); ?>
Yayınevinizin isminden Büyüyenay’dan yola çıkalım öncelikle isterseniz; web sitesindeki yazıda ayın halleriyle insanın kemale erme, değişme, olgunlaşma sürecini benzetiyorsunuz. İsmini de bu fikirden yola çıkarak mı koydunuz?
Yayınlarınız bu “kemale erme” sürecine mi hizmet ediyor?

//php print_r ($fields); ?>
Bir kenti doğru anlayabilmek için sadece demografi yeterli değil artık. Idari kıstaslar da. Mimari, sosyoloji, antropoloji gerekli. Sinema, ekonomi, iletişim çalışmaları, kültürel çalısmalar gerekli. Ancak böylesi çok-disiplinli bakışlarla İstanbul’u ve elbette tüm kentleri doğru düşünebilir ve anlayabiliriz.

//php print_r ($fields); ?>
Carson McCullers (1917-1967), Küskün Kahvenin Türküsü’nde (1951) Güney Amerika ruhunun âdeta kılcal damarlarında dolaşır. Ritmi, akışkanlığı ve o rengin tüm tonlarını etkileyici bir dille ifade eder. Daha çok diyaloglara, insan davranışlarına ve içe işleyen duygusal atmosfere yasladığı öyküleri, gösteren, örnekleyen bir kurgu ile var olur.

















