Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Doksanlı yıllarda şiir hakkında yaptığım okumalarda “imge” kavramı farklı bağlamlarda o kadar çok karşıma çıkmıştı ki 2000’lerin başında bir arkadaşım bana “İmge nedir?” diye sorduğunda “Bilmiyorum” demekten başka çarem kalmamıştı. İmge, simge, eğretileme kavramlarının birbirleri yerlerine kullanımına çok şahit olmuştum mesela.

//php print_r ($fields); ?>
Taş Kavşak, babasının kim olduğunu bilmeyen, annesinin gizemli ölümünde kimlerin rol oynadığını bulmak isteyen, çocukken kendisini içinde bulduğu AMO (Büyücüler ve Kanun Kaçakları Birliği) adlı tuhaf bir derneğin çevresinde yetiştirilen, en sonunda kendisine verilen imkansız görevi yerine getirmek amacıyla gerçek dünyadan çıkıp fantastik bir boyuta nasıl adım atacağını öğrenen Daniel’ı

//php print_r ($fields); ?>
Biyografi yazarı Richard Ellmann, Dört Dublinli'de Joyce, Beckett, Yeats ve Wilde'ı, birbiriyle yakınlaşmaları ve kimi edebi benzerlikleriyle ele alırken ufak bir hatırlatma yapıyor: “Bu dört Dublinli, aralarındaki bağlantıların bilinmesi konusunda çok istekli değildi.” Her birinin, hem kendi döneminin hem de tüm zamanların kalbur üstü yazarı olduğu düşünülürse bu isteksizliği anlamak

//php print_r ($fields); ?>
Aylardır apartmanımızın girişindeki panoda bir duyuru asılı. Yöneticimiz, tanımadığımız kişilere dış kapıyı açmamamız gerektiğini, gündüz vakti üç daireye birden hırsız girdiğini hatırlatıyor bize. Haksız da değil. Bir önceki apartmanımda benim dairemi de “ziyaret eden” hırsızların etrafta cirit attığını gayet iyi biliyorum. Sırf ben değil, İstanbul'da yaşayan çoğu insan biliyor.

//php print_r ($fields); ?>
“Ey tutkun gönül, derdini kendine sakla” Meksika Halk Şarkısı

//php print_r ($fields); ?>
Aristoteles’e göre insanın işi ya da insansal iyi “ruhun akla ve erdeme uygun etkinliği”dir (Nikomakhos’a Etik, Kebikeç Yayınları). Bugün doktorluktan tutun da öğretmenlik, avukatlık, gazetecilik, aşçılık, terzilik, ayakkabı tamirciliği ya da inşaat işçiliğine varana kadar bütün mesleklerde etik sorunların kol gezdiğini görüyoruz.

//php print_r ($fields); ?>
Hasan Ali Toptaş, yaşayan Türkçe edebiyattaki ifade gücü en yüksek, duyuşu en ince kalemlerinden biri. Fakat onu edebiyat geleneğimizde müstakil bir yere konumlandıran yalnız bu duyuş ve ifade gücü değil, şahsi dehasını postmodern estetiğin başat unsurlarıyla bir potada eritme ve buradan özgün bir ses türetme becerisidir. Postmodern estetiği uzun uzadıya anlatmaya vaktimiz müsait değil.

//php print_r ($fields); ?>
Filozof, felsefesini kuran kişi mi yoksa yaşayan kişi midir? Bu kadim tartışmaya varlığıyla cevap veren bir filozoftan bahsedilebilir: Albert Camus. Çünkü teori kadar pratiği de fikirleri kadar yaşamayı da hayatında önceleyen bir düşünür olmuştur o.

//php print_r ($fields); ?>
Dönem filmleri ve dizileri gibi dönem romanları da bugünlerde revaçta. Bunun nedeni eskiye özlem mi, yoksa zamanı durduran bir şey mi, orası biraz muamma. Fakat fazla tartışma götürmeyen şey, geçmişin şimdilerde çoğumuzun üstüne geldiği. Vakti zamanında Fred Uhlman’ın da yüzleştiği durum buydu.

//php print_r ($fields); ?>
Can kendi halinde, günübirlik yaşayan bir taksi şoförü.















