Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Türk destanlarının başında gelen Oğuzname, bilinen ismiyle Dede Korkut destanları, klasik bir destan hüviyetinden çok bir milletin nasıl yaşadığını, nelere inandığını, nasıl erdemlere ve zaaflara sahip olduğunu söyleyen metinlerden oluşuyor. Dede Korkut’u farklı kılan ise yaşanan vakaları havada bırakmaması ve mutlaka bir çözüm sunması.

//php print_r ($fields); ?>
Roberto Arlt (1900-1942), Yedi Deli Adam’ı henüz 29 yaşındayken yayımlıyor. Libération gazetesinde yayımlanan yazısında Philippe Lançon, Arlt’ın kaleminde “...

//php print_r ($fields); ?>
Yıllar önce Hatice Meryem’in İnsan Kısım Kısım Yer Damar Damar’ını okuduğumda bir hazineyle karşılaştığımın farkındaydım. Bu romanda “Sıradan Bir Eteğin Harikulade Geçmişi” başlıklı kısacık bir bölüm vardır. Bir eteğin satın alınışından toz bezine dönüşene değin geçirdiği sergüzeşti anlatır.

//php print_r ($fields); ?>
Sultan II. Abdülhamid’in girişimleriyle Kütüphane-i Umumî-i Osmanî adıyla 1884 yılında kurulan Beyazıt Devlet Kütüphanesi, Türkiye’nin devlet tarafından kurulan ilk kütüphanesi unvanına sahip. Yarısı kitap olmak üzere bir milyonun üzerine dokümanı barındıran kütüphanede yer alan kitapların 11 bin 120 tanesini aralarında çok önemli eserlerin de bulunduğu “el yazması eserler” oluşturuyor.

//php print_r ($fields); ?>
Bir haber bombardımanı altındayız. Görüntüler, infografikler, yıkılan şehirler, mülteciler, cinayetler ekranlardan zihnimize bir tsunami dalgası olarak geliyor. İdrakimiz doğal olarak aciz kalıyor zamanla ve kalplerimiz olan biten karşısında taş kesiliyor. Mustafa Kutlu’nun denemelerini bir araya getirdiği Fırtınayı Kucaklamak, tam olarak bu derdimizin şifasını gösteriyor bize.

//php print_r ($fields); ?>
2099 yılında İstanbul’da olduğunuzu hayal edin. Nasıl bir manzara görüyorsunuz? Uzay çağı nihayet başladı mı, gündelik hayatımız yapay zekâya mı emanet? Yoksa küresel iklim değişikliği nedeniyle kuraklıkla mı karşı karşıyayız? Belki de o çok beklenen İstanbul depremiyle yerle bir oldu şehrimiz? Muhayyel bir gelecekte geçen edebiyat eserleri için pek çok şey söylemek mümkün elbette.

//php print_r ($fields); ?>
Kitabı ilk gördüğümde, müstear gibi gelmişti bana 1984 doğumlu yazarının adı. Farklı yetenekleri ve uğraşları olan Dilşad Çelebi, epeyce ünlüymüş meğer. Bilgisayar bilimleri eğitimi gördüğü üniversite yıllarında “Bekir, Tekir ve Kuyruklar” başlıklı 80 bölümlük bir çizgi filme imza atmış. Birçok reklam filminde ve dizide oynamış. Çocuk kitabı serisi var.

//php print_r ($fields); ?>
Ekranların en özgün dizilerinden biri olan Orange is the New Black, yazar Piper Kerman’ın anılarından uyarlanan bir hapishane dizisi. Çok karakterli ve parçalı bir yapıya sahip olan dizi, hapishane hayatına ve kadın mahkumların geçmişten yanlarında taşıdığı yüklere odaklanıyor.

//php print_r ($fields); ?>
İzleyici koltuğunun edilgenliğinden çıkıp sinemayla farklı düzlemlerde ilişki kurmak, yeri geldiğinde yönetmenin zihninde bir filmin nasıl tasarlandığının kapılarını aralamak isteyenler için Türkçede hatırı sayılır bir külliyat oluşmaya başladı.

//php print_r ($fields); ?>
Atlardan birinin üstüne, denklerin arasına yerleştirmişler beni. Yorgan, kepenek ve kap kacağın içine. Yassı taşlarda yankılanan nal, toynak seslerini, göç kalabalığının birbirine karışmış hengâmesini dinleyerek yol alıyoruz. Şenlik şamata olması gereken yayla yolculuğu cenaze alayını andırıyor.

















