Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>

//php print_r ($fields); ?>
Türk sanat tarihinin en önemli eleştirmenlerinden Sezer Tansuğ’un Şenlikname Düzeni isimli eseri uzun bir aradan sonra yeni baskısıyla okurlarla buluştu. Everest Yayınları’ndan çıkan kitabı yayına hazırlayan ve önsözünü kaleme alan Sezer Tansuğ Sanat Vakfı Başkanı Ömer Faruk Şerifoğlu.

//php print_r ($fields); ?>
Kitabı ilk gördüğümde, müstear gibi gelmişti bana 1984 doğumlu yazarının adı. Farklı yetenekleri ve uğraşları olan Dilşad Çelebi, epeyce ünlüymüş meğer. Bilgisayar bilimleri eğitimi gördüğü üniversite yıllarında “Bekir, Tekir ve Kuyruklar” başlıklı 80 bölümlük bir çizgi filme imza atmış. Birçok reklam filminde ve dizide oynamış. Çocuk kitabı serisi var.

//php print_r ($fields); ?>
Yaklaşık 10 aydır, SabitFikir’in “Özel Kütüphaneler” başlıklı bu sayfalarında belli özellikleriyle öne çıkan özel kütüphanelerin –özgün fotoğraflar eşliğinde– tanıtımlarını yapmaya çalışıyoruz. Şimdiye kadar ziyaret ettiğimiz her kütüphane hem fiziksel özellikleriyle hem de içerikleriyle etkileyiciydi, ama bu ay, gerçekten de “özel” bir kütüphaneyi ele alıyoruz.

//php print_r ($fields); ?>
1942 Roma doğumlu Giorgio Agamben, bir İtalyan siyaset felsefesi düşünürü ve eğitimcisi. Hukuk ve felsefe eğitimi alıyor, sonrasında doktora tezini Simone Weil’in siyasi düşüncesi üzerine yazıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Atlardan birinin üstüne, denklerin arasına yerleştirmişler beni. Yorgan, kepenek ve kap kacağın içine. Yassı taşlarda yankılanan nal, toynak seslerini, göç kalabalığının birbirine karışmış hengâmesini dinleyerek yol alıyoruz. Şenlik şamata olması gereken yayla yolculuğu cenaze alayını andırıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Selçuk Erdem’in çok sevdiğim bir karikatürü var: Editör, elindeki kitap dosyasını okumuştur ve karşısındaki koyuna, “Ama bütün kitap boyunca sadece ‘meee’ yazmışsınız?!” der şaşkınlıkla.

//php print_r ($fields); ?>

//php print_r ($fields); ?>
Şimdilik Havadisler Bunlar; Erhan Genç’in yeni öykü kitabı. Genç’in öykülerini ilk günden bu yana takip ediyorum. Bazı öykücüler kimilerine yakın gelir. Galiba Genç’in öyküsü de bana yakın geliyor. Öyküler kitapta bir bütünlük oluşturuyor. Birbirine yakın konular farklı hikâyelerle tazeleniyor. Daha çok kaçırılmış, farkına varılmamış hayatın yeniden fark edilmesi denebilir.
















