Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Kültürel belleği oluşturan biraz da mekânlardır. O mekânları var eden yapılardır. Bizim yapılarımız yaşayan mekânlardır bu anlamda. Mesela cami mimarimizin en önemli özelliklerinden biri toplayıcılık unsurudur. Kütüphaneler de öyledir.

//php print_r ($fields); ?>
Kadim zamanlardan beri “yalan” her din, her inanış ve her dünya görüşünce lanetlenmiştir. Tarihte yalanı hoş gören bir kavme denk gelmek mümkün değildir. Yine de insanın olduğu her yerde ve zamanda yalan “kullanılan” bir araçtır. Kimi zaman gerekmese bile yalan söyler insanlar. Yalanın yüzü insana daha sıcak, daha parlak görünür çoğu zaman.

//php print_r ($fields); ?>
Nathaniel Hawthorne (1804-1864) özellikle Kızıl Damga ve Yedi Çatılı Ev romanlarıyla tanınmakla birlikte nitelikli öyküler de yazmış bir yazardır.

//php print_r ($fields); ?>
Bir kitabı okuyacakken ya da bir filmi seyredecekken, itiraf edelim ödüllü olması karar verirken işimizi kolaylaştırır. Bu alanlarda da alanının en öne çıkan, başka bir ifadeyle en çok bilinen ödülleri de Oscar ve Nobel…

//php print_r ($fields); ?>
Hangimiz unutabiliriz, hayatımızda
en az bir kez var olmuş çocukluğu?
Hangimiz unutabiliriz, büyüdükçe
yas tutmuş, canı yanmış suçsuzluğu?

//php print_r ($fields); ?>
Hatırlayan okurlarımız olacaktır: Sabitfikir’in 99. sayısında (Mayıs 2019, “Dünya Edebiyatı”nın Hücumu Altında: Yeni Yazarlar Köksüz mü?) yeni anlamıyla “Dünya Edebiyatı” kavramı üzerine tartışan, sorular soran bir dosya yazısı kaleme almıştım.

//php print_r ($fields); ?>
Kurgusu, senaryosu ve yönetmenliğiyle Stranger Things ve Mindhunter, Netflix’in epey ilgi gören iki ayrı yapımı. İçerik olarak birbirlerinden oldukça farklı olan bu iki dizi, bu yaz müşterek bir girişim sergiledi. Sevenleri için sanırım temmuz ve ağustos, seri katillerin cinayet psikolojilerini çözmek ve baş aşağı dünyanın başlangıcıyla tanışmakla geçti.

//php print_r ($fields); ?>
Çağdaş edebiyatın büyük ustası Vladimir Nabokov, “Çeviri Sorunları: İngilizcede Onegin” başlıklı bir makalesinde, çeviri metinlerin tanıtımlarında rastlanan “su gibi akıp gidiyor” ifadesinin onu ne kadar hiddetlendirdiğini anlatıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Tarihi roman sevenlere gün doğdu. Mısır piramitlerinin sırlarına doymuş, Roma lejyonlarının geçit alaylarından yeterince keyif almış, ortaçağın karanlık atmosferiyle birlikte Kilise’ye, cüzzama ve saltanat oyunlarına kandıysanız, bir de gözlerinizi Amerika’ya, devrim öncesine çevirmenin tam zamanı olabilir.

//php print_r ($fields); ?>
Hiç yazarını tanımadığınız halde, sadece arka kapak yazısına vurulup aldığınız bir kitap oldu mu? Arka kapak yazıları kitapların konusuna dair birer tanıtım niteliğindedir. Editörün kitap hakkındaki yorumu ya da eserden alıntılarla, okuru meraklandırarak kitaba çekmek bu kısacık metinlerin elindedir.
