Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Hayat tuhaf tesadüflerle dolu… Son günlerde yapay insan meselesine takmış bir halde, Despina Kakoudaki’nin Robot Anatomisi kitabının Frankestein’ı ele aldığı bölümünü okurken, karşıma iki üretken akademisyenin kitabı çıkıverdi: Babam Sağ Olsun: Frankenstein 200 Yaşında.

//php print_r ($fields); ?>
1980’li senelerin ortalarında Karaman’da ortaokul öğrencisi idim. Ağabeyim Mehmet Harmancı’nın elinde bir kitap gördüm: Batılılaşma İhaneti. Yakın tarihimizden bahseden bu kitabı birkaç defa okudum. Çocuk yaşlarda okunan kitapların tesiri tahminlerimizin çok ötesinde olabiliyor. Bu kitap ve elbette zamanla bu kitabın açtığı başka eserler; tarihe, özellikle yakın tarihimize bakışımı etkiledi.

//php print_r ($fields); ?>
Geçtiğimiz günlerde Yapı Kredi Kültür Sanat’ta, hıncahınç dolu bir salona sığamayıp kapının dışına, oradan da merdivenlere taşan bir söyleşiye katıldım.

//php print_r ($fields); ?>
Çok satma kaygısı taşıyan romanların bazı ortak özellikleri var; bunlardan ilki, en basmakalıp haliyle söylersek, okurunun keyifli zaman geçirmesine imkan tanıması. Keyif öznel bir kavram olduğundan, burada biraz duralım.

//php print_r ($fields); ?>
1900’ler: Buhranla geçen yıllar

//php print_r ($fields); ?>
Kurgu dışı romanın en büyük ustalarından Truman Capote bir gün bir kitap yazdı ve bütün hayatı değişti. Ama durun, anlatmaya en başından başlayalım… Yoksul bir ailenin oğluydu. Çocukluğu kendi deyişiyle, “tıka basa yokluklarla dolu bir yılan deliğinde” geçmişti. Ne ailesi vardı, ne konuşacak kimsesi. Sevgiye, umuda, geleceğe dair hayallere de yer yoktu o yılan deliğinde.

//php print_r ($fields); ?>
Doğrulara ilişkin söylenen ve yazılanlar er ya da geç seslerini duyuracak bir çatlak bulup insanlara yayılma fırsatı yakalar. Kimi zaman Sokrates’in yaptığı gibi sözle, diyalogla aktarılan sorgulayıcı düşünce yöntemi kimi zamansa kağıda dökülür, kitap olur.

//php print_r ($fields); ?>
Günümüze kadar farklı birçok pop kültür ürününde rastladığımız zombiler, içinde yer aldıkları anlatıya göre dönüşüp değişse de her zaman bir korku öğesi olmayı becerdi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan çizgi romana, zombilere yönelik farklı birçok senaryo üretildi, bunların bir kısmı konuyu bilimsel ve rasyonel kapsama sıkıştırırken diğer bir kısmı ise gerçeküstü öykülere sığındı.

//php print_r ($fields); ?>
Belli bir yaşa gelmiş, ergenliğe adım atmış her çocukta beliren bir istektir özgür olma, kendini kanıtlama ve kendi hayallerinin peşinden gitme arzusu. Bu dindirilemeyen merak ve sınırları aşma arzusu zaman zaman ebeveynler ile çocuk arasındaki çatışmanın odak noktası haline gelir.

//php print_r ($fields); ?>
Büyülü gerçekçilik denince akla ilk gelen yazarlardan olan Dino Buzzati’nin yüz elli altı mikro metinden oluşan Tam O Anda kitabı, geçtiğimiz günlerde Eren Cendey’in harika çevirisiyle yayımlandı.

















