Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
1980’li senelerin ortalarında Karaman’da ortaokul öğrencisi idim. Ağabeyim Mehmet Harmancı’nın elinde bir kitap gördüm: Batılılaşma İhaneti. Yakın tarihimizden bahseden bu kitabı birkaç defa okudum. Çocuk yaşlarda okunan kitapların tesiri tahminlerimizin çok ötesinde olabiliyor. Bu kitap ve elbette zamanla bu kitabın açtığı başka eserler; tarihe, özellikle yakın tarihimize bakışımı etkiledi.

//php print_r ($fields); ?>
Ben dünyanın kaç bucak olduğunu öğrenmeye başladığımda, rahmetli babacığım kapımızın önünde çuvalları düğümlüyordu. Şu cihana dair kalbime düşen ilk hüznün, şu âlemdeki ilk mesuliyetimin adıdır Bosna. Tarih sayfalarına düşen sayısız utanç tablolarından biri, vicdanlarını, tüm duyularının biricik refahı için gözden çıkaran şu koca dünyanın, nemrut sessizliğidir.

//php print_r ($fields); ?>
Hayat tuhaf tesadüflerle dolu… Son günlerde yapay insan meselesine takmış bir halde, Despina Kakoudaki’nin Robot Anatomisi kitabının Frankestein’ı ele aldığı bölümünü okurken, karşıma iki üretken akademisyenin kitabı çıkıverdi: Babam Sağ Olsun: Frankenstein 200 Yaşında.

//php print_r ($fields); ?>
Büyülü gerçekçilik denince akla ilk gelen yazarlardan olan Dino Buzzati’nin yüz elli altı mikro metinden oluşan Tam O Anda kitabı, geçtiğimiz günlerde Eren Cendey’in harika çevirisiyle yayımlandı.

//php print_r ($fields); ?>
1900’ler: Buhranla geçen yıllar

//php print_r ($fields); ?>
Anahtar kelimeler: Ergani, baba, kış, soba, gaz lambası, kitap. Bu anahtarla açıyor çocuk şiirin kapısını. Dışarda kar fırtına, içerde babanın ılık sesi. Kitap okuyan ses ılıktır, hele Ali’den söz ediyorsa. Hele Ali atıyla gelip çocuğun önünde duruyorsa.

//php print_r ($fields); ?>
“Uzun yıllardır, akşamları yatışımın tiyatrosu, dramı dışında Combray’ye ait her şey benim için yok olmuşken, bir kış günü eve döndüğümde, üşümüş olduğumu gören annem, alışkın olmadığım halde, biraz çay içmemi önerdi. Önce istemedim, sonra, bilmem neden, fikir değiştirdim.

//php print_r ($fields); ?>
Belli bir yaşa gelmiş, ergenliğe adım atmış her çocukta beliren bir istektir özgür olma, kendini kanıtlama ve kendi hayallerinin peşinden gitme arzusu. Bu dindirilemeyen merak ve sınırları aşma arzusu zaman zaman ebeveynler ile çocuk arasındaki çatışmanın odak noktası haline gelir.

//php print_r ($fields); ?>
Kurgu dışı romanın en büyük ustalarından Truman Capote bir gün bir kitap yazdı ve bütün hayatı değişti. Ama durun, anlatmaya en başından başlayalım… Yoksul bir ailenin oğluydu. Çocukluğu kendi deyişiyle, “tıka basa yokluklarla dolu bir yılan deliğinde” geçmişti. Ne ailesi vardı, ne konuşacak kimsesi. Sevgiye, umuda, geleceğe dair hayallere de yer yoktu o yılan deliğinde.

//php print_r ($fields); ?>
İlk okuduğum aşk mektupları annemle babama aitti. Kaç yaşındaydım hatırlamıyorum; sanırım ortaokula gidiyordum. Üzerinde ayçiçek motifleri olan yaldızlı büyük bir çikolata kutusunun içinde yer alan ve salondaki vitrinin en üstünde saklanan aşk mektupları… Bolca özlem, tutku, sevgi içeren…
















