Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar



Küresel Bir Varoluş Şekli Olarak ''Salgın''

Hayata dair tüm kabullerimizi altüst eden; bizleri kendimiz, başkaları, eşya, mekan hatta zamanla kurduğumuz ilişkiyi yeniden tanımlamaya iten bir pandemiyle boğuştuğumuz günlerde, sarsıcı deneyimimizle örtüşür şekilde Çin kaynaklı bir salgının tüm dünyayı yerle bir edişini konu edinen bir romana kayıtsız kalmamız mümkün değildi. Hele de Ling Ma imzalı eser dilimize Salgın ismiyle çevrilmişse.



İnsanı tanımak

Alberto Manguel, edebiyata, tarih boyunca yazılmış olanlara, dünyanın geneline, insanlık haline karşı derin ilgisiyle, kıvrımlı, oyuncu, zengin yazı diliyle çağımızın önemli denemecilerinden biri. Borges’le, ömrünün başında (Borges’e kitap okuyarak) ve sonunda (Arjantin Milli Kütüphanesinin başına geçerek) kurduğu ilişkiyle de, en azından biz meraklılar için, önemli bir geleneğin sürdürücüsü.



Ahmet Büke’nin Öykü Evreninde Yeni Bir Katman

Türk edebiyatında öyküyü Sait Faik öncesi ve sonrası olarak ayırırsak sanırım abesle iştigal etmiş olmayız. Sait Faik Abasıyanık’ın hazırladığı yazınsal zemin üzerine hızla artan kentleşmenin ve kent hayatının etkileri, bireyi önceleme, varoluşu öyküde sorgulama gibi modernist yaklaşımların 50’ler sonrasında öykünün çehresini değiştirdiğini görüyoruz.



Gözleri sonuna kadar açık

Bir arkadaşımın arkadaşının anlattığı hikayede, kırklarına doğru bir sanat akademisinde çalışmaya başlayan, ilerleyen aylarda da öğrencilerin resim bilgisiyle kendi eksiklerini karşılaştıran bir memur yaşıyormuş. Bu görevli zamanla, işi hızlandırmak için ünlü tabloların kötü kâğıda basılı görüntülerini toplayan, topladıkça haletiruhiyesini dağıtan bir karaktere dönüşüyor.



Bir Zamanlar İskandinavya'da

Polisiye tutkunları, İskandinav polisiyesinin türün içinde nasıl bir ağırlığa sahip olduğunu iyi bilirler. Özellikle son yıllarda Türkçeye kazandırılan yeni yazarlarla beraber, bu soğuk toprakların suç öykülerine olan ilgimiz gitgide artıyor. Bunlardan biri de Türkçe için kısmen yeni, fakat İskandinav polisiyesi için artık klasikleşmiş bir seri; Martin Beck.

 



Anlaşılması zor kadının en anlaşılır kitabı
Bazı çevrelere göre modern edebiyatın öncülerinden, bazılarına göre yazdıkları anlaşılmayan, bazılarına göre bir deha, bazılarına göre kendi reklamını yapan, bazılarına göre politikacı biriydi Gertrude Stein; Pablo Picasso’nun portresini yaptığı, Virginia Woolf’un yazdıklarını basılmaya değer görmeyen, Ernest Hemingway’e göreyse yol gösterici bir isimdi...


“Onu Mutlaka Bulacağım”

Çocukken kaçırılmaktan korkar mıydınız? Kaybolmanın ölmekten daha zor, daha acı bir durum olduğu söylenir. Ölüm bir vedadır; kayıp ise asla aklından çıkaramayıp her zaman umut etmek, beklemek, beklemek ve beklemektir.



Distopik maskeli balo

Avrupa’nın en iyi felsefe bölümlerinden birine sahip olan Budapeşte Üniversitesi’nin girişindeki duvarda, “Ütopya hayalse, distopya onu düşlememize neden olan hayattır,” yazıyordu. Viktor Orbán yanlısı bir güruh, geçenlerde bu yazıyı silmiş. Cümlede, distopya-hayat bağlantısına yapılan vurgu, yıkıcı güçler eliyle bir kez daha kanıtlanmış böylece!



Mum, Ateşi ve Aksi: Ali Şeriati

-Oi Va Voi’den “Refugee” eşlik edebilir bu yazıya- “Oturdum ve mum ışığının güzel cilvesine gözlerimi diktim. Yeryüzündeki hiç kimse masamın üzerindeki bu muma nasıl baktığımı bilemez.”



Şiddet Taşıyor Her Yerden

Sütçü, topluluk içinde dönüp dolaşan bir dedikodunun romanı. Ortada bir gerçek yok, sadece, o gerçeğin üstüne konuşulanlar var ve bir süre sonra, toplumun tüm üyeleri, bu dedikodunun gerçek olduğu varsayımıyla hareket ediyor.

 

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.