Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
2010 yılı, edebiyat dünyası, daha da genişleterek söylersek kitap dünyası için kuşkusuz Avrupa Kültür Başkenti merakıyla başladı.

//php print_r ($fields); ?>
Ülkemizde “Dime Novel”lar, yani Erol Üyepazarcı’nın çevirisi ile “On Paralık Romanlar”, çoğunlukla hafiye, casusluk ve polisiye konularını işlemiş olsalar da fantastik ve korku ögelerine de yer vermişlerdir. Salt spekülatif türlere dahil edilebilecek on paralık romanlar olduğu gibi pek çok polisiye roman da doğaüstü unsurları ya da korku edebiyatının arketiplerini kullanmıştır.

//php print_r ($fields); ?>
Elmore Leonard’ın 2010 yılında The New York Times’ta yayınlanan, “Yazmanın 10 kuralı” başlıklı yazısı, The Guardian’a günümüzün en ünlü yazarlarına ulaşmak ve onlara kendi kurallarını sormak için ilham verdi. Ulaşılan yazarlardan biri de, Kamboçya Elçiliği adlı kitabı, geçen günlerde Türkçe okuruyla buluşan Zadie Smith idi. İşte, yazarın 10 kuralı:

//php print_r ($fields); ?>
Hafızamı zorluyorum, bulamıyorum, nerde yazmıştım onu da bulamıyorum, İskender’e sorsam söyler de, galiba bulamamaktan da biraz zevk alıyorum. Nedense ve nedensiz yere Michel Foucault’nun en çok Ece Ayhan’dan, belki de yalnızca Ece Ayhan’dan doğru bildiğim sözü geliyor aklıma: “Fazla anlaşıldığım için karanlıkta kalıyorum.”

//php print_r ($fields); ?>
Müslüm Gürses'e yönelik yaygın kabulümüzde biraz da kendi kendimize şefkat gösterme var. Azıcık da olsa. Çok yıpratıyoruz kendimizi bu coğrafyada. Kendimize şefkat göstermeye gönlümüz elvermiyor bir türlü. Zaten acımasız olmaya da eğilimli oluyoruz. Ayağa kalkıp büyük kararlar alıyoruz, havalı jestler ortaya koyuyoruz, kendimize göre cesaret gösteriyoruz ve sonra oturup bekliyoruz yankılarını.

//php print_r ($fields); ?>
Geçtiğimiz yılın 4 Ocak’ı, Albert Camus’nün ölümünün ellinci yılıydı. Bu yıldönümü, her ne kadar yalnızca bazı yayınlarda küçük bir haber olarak duyurulduysa da, Albert Camus’nün bir kez daha anılmasına vesile oldu; hayatını kaybettiği kaza da yeniden hatırlandı...

//php print_r ($fields); ?>
Geçenlerde dünyanın en iyi şefleri hakkında bir belgesel seyrediyordum. Bir süre sonra dikkatim mi dağıldı ne oldu bilmiyorum, ekrandaki adam edebiyat hakkında konuşuyormuş hissine kapıldım. Sanki yemek yapmanın inceliklerinden değil de roman yazmaktan bahsediyordu. "Seninki de bir tür mesleki deformasyon," diyeceksiniz, haklısınız.

//php print_r ($fields); ?>
Müzik kurtuluşumuz olur, özellikle gençken. Nerede, ne yaşarsak yaşayalım, kulaklığımızı takıp çalan müziğe kendimizi verdiğimizde ruhumuzu dizginleyen bir parantez açılır sanki. Müziğin cazibesine kapılmış olanların, içlerindeki mahrem noktalara ulaşmak da mümkündür.

//php print_r ($fields); ?>
Pek yakında tüm dünyada tek bir dilin konuşulacağı tahmininde bulunmak için kahin olmaya gerek yok. Halihazırda uluslararası hukuk, ticaret, ulaşım, bilim ve sanatın dilinin İngilizce olduğu ortadır.

//php print_r ($fields); ?>
2011 yılının Mart ayı. Bir vakıf üniversitesinde yarızamanlı öğretim görevlisi olarak Türk Şiiri derslerine giriyorum. Ders seçmeli diye, şiir diye, hoca da yüzü yumuşak bir adama benziyor diye, kabasakallarımın arasından nasıl belli oluyorsa, notu da boldur diye sanırım, öğrenci sayısı da bol.















