Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Konu darboğazından mı yoksa hâlâ söylenecek şeylerin varlığından mı bilinmez, dönem romanları birbiri ardına yayımlanıyor. Biraz kitap karıştıranlar artık bu romanlarda hiç olmazsa konuya daha farklı açılardan bir bakış görmek istiyor. Bunun örnekleri ise bir elin parmağını geçmiyor.

//php print_r ($fields); ?>
Bir ölü olmaktan daha kötü ne olabilir? Hem ölü hem de cehennemde olmak mı? Hem ölü, hem cehennemde hem de hepsinin farkında olmak mı? Eh, bu bakış açınıza göre değişir hiç kuşkusuz. Yalnız ölüyü de, ölümlüyü de, cehennemi de anlatan kişi Chuck Palahniuk olunca işte orada biraz durmak gerekiyor... Zira onu anlatırken bahsetmeden geçemediğim detaylar var.

//php print_r ($fields); ?>
Evdeki anne diktatörlüğünün ardından aşksız bir evlilikle, erkek egemen sokaklarla, ataerkil siyaset ve sosyal yaşamla karşı karşıya kalan kadın, kendisini bulacağı okumalara ihtiyaç duyar çoğu zaman. Onu sarsacak, bakış açısını değiştirecek okumalardır bunlar.

//php print_r ($fields); ?>
"Zaman geçiyor ama herkesin fark edeceği kadar bariz, saldırganca değil. Hatta şöyle: Zaman geçiyor ama benim için değil." (Mavi Geceler, Joan Didion)

//php print_r ($fields); ?>
Asimetri Lisa Halliday’in ilk kitabı. Kitap, Time ve New York Times tarafından 2018’in en iyi on kitabı arasında gösterilirken Elle, Oprah Magazine, Kirkus Review gibi birçok mecra da 2018’in en dikkat çeken eserlerinden biri olarak niteliyor kitabı.

//php print_r ($fields); ?>
661. Aya hiç gitmediğim varsayımımda nasıl yanılabilirim?

//php print_r ($fields); ?>
Ağaçlar’ın dilinden anlıyor muyuz? Yazıldığı dil Almancayı kastetmiyorum elbette, bu yazıda üzerinde duracağım dil evrensel, doğanın dili. Peki ağaçların sesine kulak vermemize vesile olan şey ne? Bir kitap. Hermann Hesse’nin bütün eserlerinin bulunduğu 20 ciltlik baskıdan Volker Michels tarafından derlenmiş Ağaçlar dilimize çevrilerek Kolektif Kitap etiketiyle okura sunuldu.

//php print_r ($fields); ?>
Deniz Baykal, Türkiye’yi ziyarete gelen Obama’ya iki tane kitap hediye etmişti, bilmem hatırlar mısınız… Biri Ahmet Hamdi Tanpınar’dan Huzur, diğeri ise, Sait Faik Abasıyanık’ın Haritada Bir Nokta isimli derleme öykü kitabı… Bu hareketten epey etkilenmiştim ben.

//php print_r ($fields); ?>
Geçtiğimiz sonbaharda Levent Cantek’le Sakarya’da denk gelmişiz, çorba içiyoruz, masada birkaç Ankaralı dost daha. Ankara’yı neden sevdiğimi anlatıyorum onlara. İstanbul’da doğmuş, büyümüş biri olarak yolum bir gün Ankara’ya düşmüş ve bir şey olmuş şehirle aramda, anlatması zor, çok sevmişim bozkırı, onun Turgut Uyar sarısını, bırakıp eve dönememişim.

//php print_r ($fields); ?>
İş zorunluluk değildir, insan kendini yaptığı işlerle gerçekleştirir diye diretiyor elektrik işçisi Hans'ın sabahtan akşama zarf yazarak geçinmek zorunda olan annesi. Ama asıl kendini gerçekleştirme, bir insan diğerinin kölesi olmadığında mümkündür. Ancak savaş sonrası Avusturya bambaşka bir yer. Sosyalist anlayışlar rağbet görmüyor, 12 Şubat 1934 unutuldu bile.
















