Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Bazı kelimelerin algılanışı kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Kültürel çeşitlilik, dini inanış, farklı yaşam tarzları, bu algısal değişikliğin oluşmasını sağlayan en önemli etkenler. Andrej Nikolaidis'in romanına isim olarak seçtiği kelime de bunlardan biri: Kıyamet.

//php print_r ($fields); ?>
18. yüzyılda, onbin yıllık tarım toplumunun son fertlerinden biri olarak, ağzınızda bir saman çöpü, yeni ortaya çıkan küçük sanayi imalathanelerine bakıp bunların birçok şeyi değiştirecek gelişmeler olduğunu düşündüğünüzü hayal edin. (Birçok şeyi mi? Her şeyi!)

//php print_r ($fields); ?>
Kitapların film ve dizi uyarlamalarına gösterilen tepkilerin gücünü aldığı yer okurların inatçı tatminsizliği. Mantıken, uyarlama olacak bir kitabın hatırı sayılır oranda bilinmesi, sevilmesi gerekiyor ki stüdyolar olası seyirci grubunu belirlesin ve ona göre yatırım yapsın. Daha ilk duyurular şurda burda göze çarpmaya başlayınca, sadık okur kitlesi de kıpırdanmaya başlıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Gülse Birsel’in yazın başında yayımlanan kitabı “Yazlık”ın arka kapağını okuduğumuzda bize sunulan manzara insanın iştahını kabartıyor. “Sakin, gevşek, neşeli” sözleriyle tarif edilen bu kitabı, bir kumsalda, şezlonga uzanmış, karpuz yerken okuduğumuzu hayal ediyoruz. Kitap, Gülse Birsel’in gazete yazılarından derlenmiş, yeni bölümlerle zenginleştirilmiş, derli toplu bir hale getirilmiş.

//php print_r ($fields); ?>
Biz çocukken, işaret parmaklarını birbirine değdirerek zamanı durdurabilen bir kız hakkında bir dizi vardı. Annem, bu bizim gençliğimizdeki Samantha'nın taklidi derdi. O da burnunu oynatarak minik büyüler yaparmış. Elimde ters çevirince içinde kar yağan bir küre varmış, onun içinde de elinde kar yağan bir küre tutan bir kız varmış ve onun içinde de başka bir kız...

//php print_r ($fields); ?>
Kapitalist ekonomi içerisinde metalaşmadan hiçbir şey kaçamaz. Sadece insanın ürettikleri değil, insanın emeği de metalaşır. Kitaplar da bu çılgın meta üretiminin bir parçası haline gelirler. Tıpkı sinema gibi diğer kültür endüstrilerindeki dinamikler gibi, yayıncılık endüstrisinin de temel işleyiş kurallarını belirler.

//php print_r ($fields); ?>
“Tanner Kardeşler”i okuduğumda, Robert Walser’i Kafka’dan, Musil’den sonra tanımak ne büyük bir kayıp diye düşündüm.

//php print_r ($fields); ?>
“Unutuş galip gelecek, nesnenin yazıya dökülmemiş öyküsü yitip gidecek seninle birlikte. Yalnızca bunun için bile değmez mi yazmaya bu önemsiz ayrıntıları?” Evet, sorumuz bu. Cevabı ise Ali Teoman’ın Öykü Uçları’nda gizli. O büyük unutuşun iştahla uzattığı ellerini Ali Teoman “çok çok kısa öyküler”le savuşturuyor.

//php print_r ($fields); ?>
Bilimkurgunun en büyük adlarından biri olan Philip K. Dick (PKD), beş ciltlik “toplu öyküler”inin ilk cildiyle karşımızda... Bay Uzay Gemisi’nde onun ilk dönemde yazılmış toplam yirmi beş hikayesi yer alıyor; 1947’den önce yazdığı tahmin edilen ama ancak 1982’de basılabilen “İstikrar”dan 1952 tarihli “Dadı”ya kadar...

//php print_r ($fields); ?>
Kediniz öldüyse eğer ve babanız da, ve o kalbinizi kıracak sonu, yaşamın bitişinin ayrıntılarını toplayarak beklediyseniz, gözyaşlarınız sayfalara düşecek. Market alışverişinde 6 rulosu bedava 32’lik tuvalet kağıdı promosyonuna sevindiyseniz, kendi ölümlülüğünüze güleceksiniz. İçinize sinene kadar -ya da bir aforizmaya benzeyene kadar- bir cümleyi bozup bozup yazdıysanız, doğru yerdesiniz.















