Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar



Buyurun yazın sofrasına

Edebiyatı veya edebiyat tarihinde yer etmiş ürünleri yemekle; yazarlarını da aşçılıkla eşleştirmek, nereden bakarsanız bakın ilginç bir yaklaşım.



1473, keşke...

Tarih 1473, yer Erzincan Otlukbeli. Osmanlı İmparatorluğu’nun İstanbul’u fethetmesinin üzerinden tam yirmi yıl geçmiş. Fatih Sultan Mehmet artık kırklarını süren, olgun ve kudretli bir padişah ve şimdi Anadolu’da birliği sağlamaya iyiden iyiye niyetli. Bu niyeti onu Akkoyunlular Devleti’nin hükümdarı Uzun Hasan’ın topraklarına kadar getirmiş.



"Yıllar bütün omuzlara aynı ağırlıkta çökmez"

Aşk, varlığını kutsayarak ötekinde kendimizi sınadığımız bir bilgi. Doğanın cömertliğine, talihin lütuflarına ve diğer şeylere de âşık olabiliriz elbette. Ancak en çok ötekiyle kurulan bir ilişkide tanıyoruz kendimizi, zihnimizin ötekini tasarladığı bir evrenin içinde, bizden talep edilmeyeni vermeye gönüllü, eksik şeyleri tamamlamayı ümit ediyoruz.



Gazozcu Mevlüt’ün oğlu Ercan…

Tatsız hikaye kotanı doldurduğunda bazen, öyle bir şey çıkıveriyor ki karşına, “Ya tamam, üzülme bu kadar,” diyor anneanne elleriyle sırtını pışpışlarken.



Ey Perec’in oyuncu ruhu!

"Georges Perec okumak için kişi kendini oyun ruhuna teslim etmek zorundadır. Perec’in kitapları entelektüel tuzaklarla, göndermelerle ve gizli sistemlerle bezelidir ve müthiş eğlencelidir."

 

 



Resim değil, fotoğraf

Çizgisiz kağıda düz başlayan ama aşağı doğru kayan satırlar gibidir hayat. Birçoğumuz, o günleri bir kere olsun kaydırmadan, hayallerin ve beklentilerin rotasından çıkmadan yol almak isteriz. Fakat hayat mutlaka çizdiğimiz rotadan çıkar. Harun Candan’ın kaleme aldığı Hayalname de böylesi bir rotadan çıkış hikayesi işte.



marshall anfili rimbaud

müzisyenlerin yazdığı kitaplara şüpheyle yaklaşanlardanım. nick cave’in, adı bukowski’yle birlikte anılarak büyük bir haksızlığa maruz bırakılan (haksızlık çünkü bukowski erkeklerin sefaletini göklere çıkartırken cave aptallığını ve dehşetini sergiliyordu) o şahane romanı bunny munro’nun ölümü’ne rağmen…



Her Kadın Bir Rus Şaire Aşık Olur

Bu kitabı ne zaman, ne sebepten aldığımı bilmediğime göre muhtemelen bir idefix siparişi içine kendiliğinden girivermiş kitaplardan biridir herhalde. Bir yıla yakın süre arabanın bagajında birkaç “ihtiyaç halinde bulunsun” kitaplarından biri olarak dolandı durdu. Sonra on beş gün önce yazlıktan eve dönerken Salinger biyografisi okuyordum ama biyografi okumak bir süre sonra doğaldır ki sıktı.



Koltuk

Tatillerin en çok yol kısımlarını severim. Çocukken de böyleydi. Nereye gittiğimiz, ne kadar kaldığımız, gittiğimiz yerde yaptıklarımızdan çok gitmek ve doğaldır ki dönmek fikri beni hep daha çok ilgilendirmiştir.



Modern cazın ressamı

“Alto-saksafon ve yeni çağın cazı”, “savaş sonrasının yeni caz stili” gibi meselelere kafa yormuş, üzerine kitaplar yazmış “çok bilmiş” bir caz eleştirmeni ile merceğindeki caz dâhisi...

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.