Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar



Karanlık, tekinsiz ve rahatsız edici

Asilerin, kaybedenlerin, hayalperestlerin, küfürbazların, günahkarların, beyaz zencilerin, aşağı tırmananların, yola çıkmaktan çekinmeyenlerin, uçurumdan atlayanların dili, sesi olan yeraltı edebiyatı Çıplak Şölen’den ve Trainspotting’den bu yana yeni bir başyapıt kazandı. Galler’in Ruhu Ejderha (GRE), geri planında Jack Kerouac, Richard Brautigan, Jean Genet, Irvine Welsh ve William S.



Huzuru kaçmış bir travesti!

Yıllar yılı Türkiye coğrafyasındaki yazın çevrelerinin uzağında kalmış olsa da polisiyeler artık bu topraklarda da kaleme alınmaya başladı. Yeniliğe ve yenilikçilere hep “öteki” gözüyle bakmış edebiyat çevrelerinin de kabullenmesiyle artık okur da yazar da polisiye konusunda istediği kadar özgürce davranabiliyor.



Hollanda'da sürgün

Ağır ahşap kapıyı olanca gücümle itiyorum. Kapının üzerine asılmış küçük çıngırak gelişimi haber veriyor ev sahibine. Tezgahın ardındaki orta yaşlı, pos bıyıklı adam başını okumakta olduğu gazeteden kaldırıyor ve göz göze geliyoruz. Gözlükleri burnunun ucuna doğru hafifçe kaymış, bana gözlüklerinin üzerinden bakıyor. "Yakını göremiyor herhalde," diye düşünüyorum.



Seksi olmak ister miydin?

Merhaba Darren, üniversiteye gitmek ister miydin? Daha iyisini yapmak ister miydin? Seksi olmak
ister miydin..?

"Seksi", 16 yasindaki Darren Flynn’in hikâyesi. Çok yakışıklı, çok seksi, tüm kızların gözü onun üzerinde.
Yüzme takımında ve arkadaşlarıyla arası çok iyi. Notları çok parlak değil, ama derslere çalışmasına o
kadar da gerek yok.



Dikkat, içimizdeki Mesih kopya olabilir!

İlklerin romanı Milat: Edebiyat tarihinde tanıtım filmi çekilen ilk roman, yazarının ilk romanı ve Türkiye’de kitap albümü yapılan ilk roman.  Haliyle de son derece dikkat çekici.



Şehirde iki adam

2012 yılı Nisan ayındayız. Roman kahramanı Selçuk, çocukluğunu ve gençliğini geçirdiği ama yirmi sene önce bir daha ayak basmamak üzere terk ettiği İstanbul’a geri dönüyor. Neden döndüğünü bilmiyor; herhalde kendisi ile hesaplaşmak için...



Kendi Gecemiz

Adam karısının şaşkın bakışları altında evin sandık odası ile küçük tuvaletinin arasındaki duvarı yıkarak bir hücre oluşturur. Yatağıyla, lavabosuz musluğu ile, valizindeki bir kaç parça eşyasıyla, kazıdığı kafasıyla o artık hücredeki mahkumdur.



Yani hiçbir şey güzel olamaz

"Daha sonra bana o gümbürtüyü sorduklarında, gümbürtü bütün betimlemeleri gölgede bıraktı, dedim." Uyandım. Zaman yok. Mekan yok. İdeoloji yok. Her nesne kendi kozmosunu oluşturmuş, uzamıyla barışık ve dağınık. Nesnelerin kendini sıkmadan tekrar edişi, kirlenişi ve sahipsizliğini hissettiğinde kazandığı gerçek özgürlüğü ile işbirliği diğer insanları da nesneye dönüştürmüş.



Üzdün beni Palahniuk!

Chuck Palahniuk’un, olayları olduğundan daha da “pisleştirmesini” seviyorum; çoğu zaman midemi bulandırmasını da... Hele o mide bir kere çalkalanmaya başladıktan sonraki ha kustum ha kusacağım hissine ne demeli... Ortaya çıkarttıklarınınsa çiğnemeden ve hatta ne yediğimizi bile görmeden yuttuğumuz şeyler olduğunu düşünürüm. Sonuç: Yüzleşmek.

 



Çocukluk, okul ve diğer sıkıcı şeyler

Benim ortaokul lise yıllarımda Türkiye’de en tehlikeli görülen fikirler, bizi ülkenin çağdaşlaşma ideallerinden en çok uzaklaştıracağı düşünülenlerdi. Hâlâ öyle mi, bilmiyorum. Ama bu yöntemin tutmadığını, bizim en çok onların tehlikeli dedikleri fikirleri benimsediğimizi biliyorum.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.