Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
"Sanat sanat için midir? Sanat toplum için midir?" sorularının birçoğunuza lise sıralarını hatırlattığının farkındayım. Bugün çözümsüz görünen bu soruyu arkamızda bırakmış olsak da benim kafamı hala kurcalayan başka bir soru var: Kimin için yazıyoruz?

//php print_r ($fields); ?>
kendisi de ikd’li olan emel akal’ın 1980 öncesinin güçlü kadın örgütü ilerici kadınlar derneği’ni anlattığı kızıl feministler adlı kitabı, bu kez iletişim yayınları tarafından yayımlandı. bu çalışmanın birçok noktada sorunlu olduğunu düşünüyorum.

//php print_r ($fields); ?>
1920’lerde sıcak güneş ışıklarının denize yansıdığı, narin beyaz tenleri ıstakoz rengine dönmesin diye kat kat koruyucu kremler sürünmüş, deniz kıyısına kadar bornozlarıyla giden beyaz Amerikalılarla dolu Fransız Riviera’sı.

//php print_r ($fields); ?>
Bir romanı, sevdiğiniz bir başka romancının eşliğinde okumak paha biçilmez bir deneyimdir; bir dehanın bir başka dehayı okuması sürecidir çünkü bu. Eleştirmen değildir romancı, farklı bir noktada durmaktadır.

//php print_r ($fields); ?>
Kitaplar da insanlara benzemez mi? Adlarıyla, biçimleriyle, anlattıklarıyla... Sanırım ben en çok azınlığın keşfine, ellerine ve kütüphanesine vardığı Halil Cibran, Oruç Aruoba, Emil Cioran gibi insanları seviyorum. Onlar benzersiz ve ikâmesiz bir kendiliği metnine getirmeyi başaranlar.

//php print_r ($fields); ?>
Oylum Yılmaz’ı şimdiye kadar çeşitli dergi ve gazetelerde incelikle ve beceriyle kaleme aldığı düzinelerce eleştiri ve inceleme yazılarından tanıdık. Hâl böyle olunca, yazın sanatıyla yoğrulmuş bir yaşamın nihayetinde bu sanatın kalbine hücum etme niyetiyle denize açılması, bizi yazarın ilk eseri olan Cadı'yla başbaşa bırakıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Aksini duymuş olabilirsiniz ama bana soracak olursanız, Nermin Yıldırım'ın yeni kitabı Unutma Dersleri bir "aşk acısı / mutsuz kadın" romanı değil. Kabul ediyorum, o gözle okuyup çok keyif almanız için hiçbir engel yok. Fakat Unutma Dersleri, bir terk edilmiş aşık manifestosundan çok daha fazlasını sunuyor okura. Sağ gösterip sol vuruyor.

//php print_r ($fields); ?>
Kitabın adı ilginç, onu en tepeye not etmek lazım. Adı kadar ilginç olansa Giray Kemer’in ringin içine doldurduğu yaşam. İkinci not: Çıktığınız ring sizi memnun etmese de orada elden geleni yapmalı ve karşınızdakini yenmelisiniz. Oyalanıp vakit kaybettiğince kombine yumrukları yersiniz. Gerçek ve acı.

//php print_r ($fields); ?>
Avrupa edebiyatının en nihilist romancısı Thomas Bernhard’dır. Yaşamdan sınırsızca tiksinen, bir an bile iyi vakit geçiremeyen, tüm yaşamları boyunca yenilgiye uğrayan, yalıtılan ve sonunda da genellikle intihar eden Bernhard kahramanları Avusturyalı ünlü yazara sayısız ödül ve iki Nobel adaylığı getirmiştir.

//php print_r ($fields); ?>
Dünyadaki kurbağa nüfusunun yüzde 80’inin dişi olduğunu biliyor muydunuz? Ya bugüne dek prens olması umuduyla öptüğümüz kurbağaların yüzde 100’ünün de yüzde 100 kurbağa olduğunu? Bu durum prens olması umuduyla öptüğümüz onca kurbağanın yanına kâr kaldığı gibi hiçbirimizin prenses olmadığını da gün yüzüne çıkarıyor sevgili kadınlar; cümlemize geçmiş olsun.















